www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

TİYATRO

Telif Hakkı Sahibi: Tayfun TÜRKİLİ, ( tayfun.turkili@hotmail.com )

MASAL KADINI

www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü, öncelikle SiZlere örnek olması ve daha sonra da yapıtın geniş bir yelpazenin beğenisine sunulması amacıyla telif hakkı sahibi ve duyguyoğuranı ( yazarı )  tarafından Enstitüde yer alması için gönderdiği bu oyun tekstinden dolayı Sayın Tayfun TÜRKİLİ' ne teşekkürü bir borç bilir. Bu oyunu sahnelemeyi düşünmeniz veya değişik bir amaçla kullanmak istemeniz halinde, kendisine bildirmeniz için duyguyoğuranımızın adresi bu sayfada verilmiştir. Enstitüde, tiyatro dalındaki bu yapıtın öncelikle sahibine, daha sonra hepimize esin kaynağı olması ve uğur getirmesi dileğiyle...

1. PERDE 1. Tablo   1. PERDE 2. Tablo   1. PERDE 3. Tablo   1. PERDE 4. Tablo   1. PERDE 5. Tablo

2. PERDE 6. Tablo   2. PERDE 7. Tablo   2. PERDE 8. Tablo   2. PERDE 9. Tablo   2. PERDE 10. Tablo

2. PERDE 11.Tablo

2. PERDE

11.TABLO

     11. TABLO

 

 

Dekor: Beyoğlu’nda çıkmaz bir sokak. Tam karşıda bir duvar ve üzerinde çoğunlukla Yıldız Şahin’in eski afişler yapışmış. Duvarın sağında ve solunda stilize edilmiş, bir iki bar ve pavyonun neon ışıklı tabelaları. Birde elektrik direği. Perde açıldığında boş sahnede fona konsomatris bir kadının kötü söylediği bir arabesk şarkının sesi düşer. Seyirci bu sahneyi algıladıktan sonra sahnenin sağındaki bir meyhanenin kapısı açılır ve dışarıya Yıldız çıkar. Sarhoştur. Elinde yarısı bitmiş bir şarap şişesi vardır. Güçlükle, yalpalayarak yürür. Düşecekken direğe tutunur. Bir fırt çeker. Kendi kendisine acayip bir şekilde güler. Sonra tutunduğu direği bırakır ve yürümeye çalışır ama yere düşer, oturur. Şişeden bir fırt daha çeker. Sonra başını kaldırıp, duvardaki afişleri görür. Başını iyice görmek istermiş gibi ileriye doğru uzatır. Gülümser. Sallanarak ayağa kalkar ve duvara yürür.

 

 

YILDIZ-             Ulan bunlar benim afişlerim değil mi? Vay be! Kim bilir kaç yıl önce asılmış buraya. Amma da güzelmişim ha. Şu gözlere, şu dudaklara bak..(Eliyle afişleri okşamaya başlar) Birde bana diyorlar ki niye bu kadar içiyorsun? Benim yerimde kim olsa içer be (Seyirciye döner ve onlara) Var mı içinizde bir zamanlar benim gibi şöhretli bir artist ha? Var mı altında lüks arabaları, evleri, konakları, mücevherleri olan birisi daha, var mı? (Eliyle yukarıyı gösterir) Taa oralara tırmanıp da, insanlara tepeden bakıp, hindi gibi kabaran bir zengin kadın daha var mıydı? (sonra üzgün bir tavırla, aşağıyı işaret ederek) Sonra taa buralara, bu batağın, çamurun, çirkefin içine düşen bir başka kadın daha var mı? (Şişeyi seyircilere uzatır) Hadi bunun şerefine içelim. (Şişeyi kafasına diker sonra koluyla ağzını silerek) Ulan benim gibi biri için de şerefe içilecek amma çok şey var ha. (Güler, dans eder gibi döner, yıkılacakken duvara tutunur. Seyirciye bakar) Ben gerçekten bu resimdeki kadın kadar güzel miydim?

(Afişin yanına gelir. Yıldızın yüzüyle, afiş yan yanadır. Seyirciye sorar) Benziyor muyuz birbirimize? Gözlerim eskisi kadar iri ve canlı mı? Burnum hala küçük mü? Ya dudaklarım.. Gene eskisi kadar şehvetli mi?

(Bir süre durur sonra hafif geriye çekilerek afişe bakar ve sonra eliyle hatıralarını kovar gibi yaparak, afişi yumruklamaya başlar.)

Kıskanıyorum seni. Hem de çok kıskanıyorum. Niye senin gibi değilim? Niye senin gibi eskimeden, bozulmadan bu günlere gelemedim? (Afişleri yırtmaya başlar) Geberteceğim seni. Ben nasıl mahvolmuşsam, seni de öyle mahvedeceğim. Ben öldüm, sen de yaşama artık. Sen yaşadıkça ben kahroluyorum. Seni gördükçe bir zamanlar var olduğumu hatırlıyorum. Oysa..(ağlayarak) Oysa ben o günleri hiç yaşamamış olmak istiyordum. Düşdü o günler düş. Tatlı birer hayaldi hepsi. (Resme gerileyip bakar) Sen de hayalsin. Hayal olmasan, o afişteki kadın gerçekse, peki ben kimim? Sen o kadar güzelsen, sen o kadar meşhur, o kadar şehvetliysen, ben nasıl böyle, ben olabilirim. Sen o güzel evlerde oturmuşsan, tiyatro salonları alkışlardan inlemişse, ben bugün bu orospuların, esrarcıların cirit attığı sokakta, nasıl sürünürüm be? İnanmıyorum sana. Eğer gerçekten sen bir zamanlar yaşamışsan hala böyle kalamazsın. Seni de  kendimi mahvettiğim gibi mahvedeceğim.

(Titreyen elleriyle şişeyi afişteki gülen kadına uzatır. İçirmek istermiş gibi şişeyi resmin üzerine boşaltır.)

İç ulan aksilik etme, iç. Ben nasıl içiyorsam sen de içeceksin. Kapatma ağzını..Ben zamanında kapattım mı? Hem korkma tadı çok güzeldir. Bir kere tadına bak ondan sonra bırakabilecek misin bakalım? Bir kere benim gibi başladın mı içmeye ondan sonra sende benim gibi olacaksın. Düşkün, sefil, ayyaş, rezil, insanlık dışı bir mahluk olacaksın. İşte o zaman bir bütün olacağız seninle. Geçmişimi o zaman unutacağım ve hiç yaşamamış olacağım.

(Afiş ıslanmıştır.Geriye kalanı içer ve yere duvara sürünerek düşer. Yerde oturur gibidir. Şişeyi fırlatır ve kırılır.)

Hayatımızda bu şişe gibi kırılmaya hazırdır. İnce, zayıf ve narin. Düşmeye gör bir kere, öyle kırılırsın ki, parçalarını bile bulamazlar.

(Sonra duvara dayanır ve ağır ağır yere çöker, sızar. Birkaç saniye müzik, sonra sahneye iki tane afişçi girer. Biri genç, diğeri ise ihtiyardır. Ellerinde kova, fırça ve afişler vardır.)

I.AFİŞÇİ-           Nereye yapıştıracağız bu afişleri abi?

2.AFİŞÇİ-          (önü boş bir duvarı gösterir) Şuraya yapıştıralım.

I.AFİŞÇİ-           Peki. (Kovayı yere bırakır, içine ilaç atar, karıştıracakken Yıldızı görür. Yanına gider, ayağıyla dürtükler) Heyy kadın, kalk oradan. Uyuyacak başka yer bulamadın mı?

2.AFİŞÇİ-          Dokunma zavallıya..Baksana sızmış.

I.AFİŞÇİ-           Belli..Çekmiş afyonlu şarabı moruk.

                        (1.Afişçi kovanın yanına gider, fırçayla karıştırır)

2.AFİŞÇİ-          (Yıldıza bakarak) Bu sokağın kadınlarına o kadar acıyorum ki..Bir ellerinden tutanı olsa, arayanları, soranları olsa belki topluma geri dönerlerdi. Ama nerdee o insanlık.

I.AFİŞÇİ-           (Kovanın içini karıştırırken, duvardaki afişe bakar, şaşkın) Aaa, şu afişteki kadın Yıldız Şahin değil mi usta?

2.AFİŞÇİ-          (Bakar) Evet o. (içini çeker) Hayranıydım bu kadının, biliyor musun? Bu afişleri de eskiden ben yapıştırmıştım buraya.

I.AFİŞÇİ-           Hayret nasıl olmuş da üzerine başka bir afiş yapıştırmamışlar.

2.AFİŞÇİ-          (içini çeker) Bir türlü elim varmadı üzerini kapatmaya. O kadar güzel, o     kadar büyüleyici bir kadındı ki.

I.AFİŞÇİ-           Peki ne oldu kendisine?

2.AFİŞÇİ-          Kimse bilmiyor nerede olduğunu.

I.AFİŞÇİ-           Kapatayım mı üzerini usta?

2.AFİŞÇİ-          Kapatacağız, başka çare yok. Bütün duvarlar dolu. Sanat böyle nankör bir meslektir işte. Varken iyisin, yoksan ölmeden ölmüş gibisindir. Yapıştır bakalım yeni sanatçının afişlerini, Yıldız Şahinin üzerine.

I.AFİŞÇİ-           Olur usta.

                        (Afişçi, yeni afişleri yapıştırmaya başlar)

I.AFİŞÇİ-           Şimdi de sıra bu kızda mı usta?

2.AFİŞÇİ-          (içini çeker) Bilinmez ki. Bunu zaman gösterecektir.

(Her ikisi birden birkaç tane afiş yapıştırırlar. Bu meyhanedeki İnci’nin afişleridir. Afişin üzerinde İNCİ BATMAZ yazılıdır. Adamlar işlerini bitirdikten sonra geriye çekilip eserlerine bakarlar.)

I.AFİŞÇİ-           Güzel kız değil mi, usta?

2.AFİŞÇİ-          Öyle..Kendileri gibi kaderleri de güzel olur inşallah.

(Sonra iki afişçi duygusal bir müzik eşliğinde malzemelerini alarak, ağır ağır sahneden çıkarlar. Sahne hafifçe kararır. Sonra ışık lokal olarak Yıldızın üzerine düşer ve bir süre onu görür. Sonra perde yavaş yavaş kapanmaya başlar.)

SON

:  Tayfun TÜRKİLİ090 542 415 73 64                                                                                                      Diğer Bir Tiyatro için 

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt