www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
TİYATRO
Telif Hakkı Sahibi: Tayfun TÜRKİLİ, ( tayfun.turkili@hotmail.com )
MASAL KADINI
www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü, öncelikle SiZlere örnek olması ve daha sonra da yapıtın geniş bir yelpazenin beğenisine sunulması amacıyla telif hakkı sahibi ve duyguyoğuranı ( yazarı ) tarafından Enstitüde yer alması için gönderdiği bu oyun tekstinden dolayı Sayın Tayfun TÜRKİLİ' ne teşekkürü bir borç bilir. Bu oyunu sahnelemeyi düşünmeniz veya değişik bir amaçla kullanmak istemeniz halinde, kendisine bildirmeniz için duyguyoğuranımızın adresi bu sayfada verilmiştir. Enstitüde, tiyatro dalındaki bu yapıtın öncelikle sahibine, daha sonra hepimize esin kaynağı olması ve uğur getirmesi dileğiyle...
1. PERDE 1. Tablo 1. PERDE 2. Tablo 1. PERDE 3. Tablo 1. PERDE 4. Tablo 1. PERDE 5. Tablo
2. PERDE 6. Tablo 2. PERDE 7. Tablo 2. PERDE 8. Tablo 2. PERDE 9. Tablo 2. PERDE 10. Tablo
2.PERDE
10.TABLO
|
Dekor: Aynı, meyhane. Sahnede Mualla, Nuri, Barba, Yıldız ve İnci adında genç bir kız vardır. Yıldız ayrı bir masada oturmaktadır.
MUALLA- Demek tiyatro oyuncusu olmak istiyorsun ha? İNCİ- Evet abla. MUALLA- Hiç sahneye çıktın mı? İNCİ- Hayır ama başaracağımı sanıyorum. (Yıldız ağır ağır başını döndürür ve kıza bakar) NURİ- (alaycı) Merak etme, gençsin, güzelsin, evelallah altından kalkarsın bu işin. İNCİ- Ay, öyle heyecanlıyım ki! Bir sahneye çıksam. Biliyorum önünde sonunda meşhur olacağım. Düşlerimde bile görüyorum, adım afişlere yazılmış, gazeteler poz poz resimlerimi basmışlar, benimle röportaj yapıyorlar. NURİ- Tiyatrodan da sinemaya geçersin. Oradan da sahneye çıkıp şarkıcı olursun. Ondan sonrada Allahhh köşeyi dönersin anam. İNCİ- O meşhur yıldız gibi olmak istiyorum. NURİ- Hangi meşhur yıldız, biz de meşhurr çok yavrum. İNCİ- Sözünü ettiğim yıldız, Yıldız Şahin. NURİ- Haa, şu Yıldız. İNCİ- O da önce sanat hayatına tiyatroyla başlamış sonra sinemaya geçerek şöhrete ulaşmış. (içini çeker) Ahhh, Allah’ım onun gibi bir olabilsem. (Yıldız bardağını masaya hızla vurarak ayağa kalkar) YILDIZ- Hayırr..Hayırr.. (Kız ve diğerleri korkarak bakarlar.Yıldız sarsak sarsak elindeki şişeyle birlikte kızın masasına doğru gider) Sakın onun gibi olmak isteme..Sakın isteme. (Elleriyle kızın yüzünü, saçlarını okşar) Güzel bir kızsın. Eğer o güzel kafanın içinde biraz da akıl varsa onu iyi kullanmaya bak yavrum. İNCİ- (ürkerek) Siz..Siz kimsiniz? Niye karışıyorsunuz benim işime? YILDIZ- Yıldız olmak için, şöhrete ulaşmak için sadece güzellik ve yetenek yetmez. MUALLA- (Lafa alaylı karışır) Doğru söylüyor. Biraz da cömert olacaksın anam cömert. Anlarsın ya. (İnci hariç herkes güler) YILDIZ- (Elindeki bardağı küt diye masanın üzerine bırakır) Hayır bu doğru değil, yalan söylüyorsun. Onun bunun koynuna girerek şöhrete ulaşanların sonu yoktur. (kıza döner) Dinleme onları yavrum. Daha o kadar gençsin ki.. Kanma onlara.. Önce yolunu çiz, tiyatrocu olmak kötü bir şey değildir. Sanat gibisi var mı? Halkı eğitmek, onları güldürmek, ağlatmak, iyiyi, kötüyü göstermek.. İNCİ- (gülümseyerek) Siz..Siz de bir zamanlar tiyatro da oynadınız mı? YILDIZ- Ben mi? (Hiçbir şey demez ve ağır aksak adımlarla yerine gider ve masasına oturur. Herkez ona bakmaktadır) Hayır, ben tiyatroda oynamadım kızım. Hem de hiç oynamadım..Ben sadece gerçeği, yaşamı oynadım ve oynuyorum da.. (İçerinin sessizliğini kapının açılması bozar. İçeriye bir adam girer.) ALİ - Herkese selam. Ne haber Barba? Merhaba Nuri. NURİ- Merhaba Ali..Geciktin yahu. Bak sana sözünü ettiğim kız bu. Adı İnci. ALİ- (Beğenen gözlerle kızın etrafında döner) Merhaba güzelim. Fıstık gibisin maşallah. MUALLA- Ulan ayaklı acenta kız acemi, hiç sahneye çıkmamış. ALİ- Ne fark eder be Mualla abla. Tam benim aradığım gibi. İnciyle turnemiz şenlenecek. İNCİ- (şaşkın) Turneye mi çıkacağız? ALİ- Evet.. Bir sürü şehir ve kasaba gezeceğiz, iyi mi? İNCİ- Şeyy bilmiyorum.. Annemle konuşmam lazım. NURİ- Boş ver anneni kızım, böyle fırsat her zaman ele geçmez. Bedava tarafından seyahat edeceksin, oyuncu olacaksın. Sonra para da alacaksın. İNCİ- (turneciye) Nerelerde oynayacağız? ALİ- Her yerde. Tiyatro salonunda, sinema sahnesinde, çadır da.. Ee kızım turnecilik bu kolay mı? (Elini kızın yanağına götürür ve makas alır) Anadolu senin gibi fıstıklara bayılır be.. Çok para kazanırsın sen, çokk! İNCİ- Afişlerde adım yazılacak mı? ALİ- (Nuriye göz kırparak) Tabi yazılacak. Soyadın ne senin? İNCİ- Denizyalı. İnci Denizyalı. ALİ- Yok soyadını beğenmedim ama önemli değil, yolculuk sırasında sana şöyle kıyak tarafından artistik bir soyadı buluruz tamam mı? İNCİ- (biraz durur ve düşünür) Eh ne yapalım öyle olsun. ALİ- (şevkle) Tamam mı, anlaştık mı? İNCİ- Anlaştık. Ne zaman yola çıkıyoruz? ALİ- Bir iki kişi daha lazım bana. Onları bulur bulmaz hemen çıkacağız. İNCİ- Ne rolü oynayacağım ben? ALİ- Yolda karar vereceğiz. Ya Hamlet'i yada şöyle çalgılı, türkülü bir oyun oynarız. (Onlar gülerken, Yıldız ağır ağır masadan kalkar ve yanlarına gider.) YILDIZ- Turne için oyuncu mu arıyorsun? ALİ- (tiksintiyle bakar ona) Evet ne olmuş? YILDIZ- Beni de götür. ALİ- Seni mi? Seni ne yapacağım be? YILDIZ- İşe ihtiyacım var. Sonra iyi de rol yaparım. ALİ- Hadi be. İş arıyorsan Taksim sinemasına git belki haline acırlarda sana tuvalette filan iş verirler. YILDIZ- (kızar, turneciyi kolundan tutarak) Sen beni ne sanıyorsun ulan? (dikleşir) Sen benim kim olduğumu biliyor musun, ha biliyor musun? ALİ- (alaylı) Yoo bilmiyorum. Sakın Sharon Stone olduğunu söyleme, düşüp bayılırım ha? (Herkes alayla güler) YILDIZ- (Eliyle göğsüne vurarak) Yıldızım ben. Şu meşhur Yıldız Şahinim ben. MUALLA- Anammm karı gene güzel Marmara’yı fazla kaçırmış. Ulan Barba bu karıya bu gün başka içki vermek yok ha.. Neme lazım biraz daha kafayı bulursa kendisini kraliçe sanacak be. (Herkes güler) YILDIZ- Kraliçeydim ya ne sanıyorsunuz? Kraliçe olmak için ille de başa taç mı giymek lazım? Başımızda taç yoktu ama sapına kadar kraliçeydim. (Hepsine tiksintiyle bakar) Siz kimsiniz be? Kendinizi ne sanıyorsunuz? (Turneciye) Sen beni yıllar önce Romeo Juliet'i oynarken görecektin. ALİ- Hadi teyzecim hadi, sen oynasan oynasan Sefilleri oynarsın ancak..Tıraşı bırak ta yolumdan çekil, bir sürü işim var. (İncinin koluna girer) Hadi güzelim gidelim biz. YILDIZ- (adamı kolundan tutar) Dur gitme. İşe ihtiyacım var. Hem yemin ederim ki, tiyatro oyuncusuydum ben. İnanmazsan bak. (Adamın önüne gider ve Romeo Juliet'ten bir bölümü oynamaya kalkar. Ancak sarhoştur. Sallanmaktadır ve konuşması da sarhoş ağzıdır.) Ahh Romeo, Romeo..Neden Romeo'sun sen? İnkar et babanı, kendi adını reddet. Bu elinden gelmezse yemin et beni sevdiğine Vazgeçeyim ben Capulet olmaktan. (Yıldız bu kez Nuri'nin önüne gider ve onu Romeo yerine koyarak, onun önünde oynar) Kimsin sen böyle geceye gizlenerek sırrıma el uzatan NURİ- (alaylı) Anlaşılan kafayı iyice üşüttü karı. YILDIZ- Kulaklarım daha yüz söz içmedi ağzındanama bu sesi tanıyorum sen Romeo değil misin, hem de Montegue? NURİ- (alaylı) Anlaşılan beni birine benzetti karı. (Yıldız bu alayı duymaz ve bu kez meyhaneci Barba'nın önüne gider ve onun önünde oynamaya başlar) YILDIZ- Nasıl geldin buraya, söyle hem niye geldin?Bahçenin duvarları yüksek, aşılması güç, Bir de kim olduğumu düşün, bizi de biri görürse bu yer mezar olur sana. (Yıldız oyununu bitirir ve öksürür) Nasıl beğendin mi ha? İnandın mı şimdi eski bir tiyatro oyuncusu olduğuma? ALİ- Öff ne yapışkan şeysin sen be.. (İnci'nin koluna girer ve kapıya doğru yürür) Yürü güzelim gidelim. YILDIZ- (Gene adamın kolunu tutar) Dur şarkıda söylerim ben. Hem şarkı söyler hem de dans ederim. Şöyle eteklerimi biraz havalandırırsam bacaklarımı bile gösteririm, bak.. (Yıldız dans edebileceği türde bir şarkıyı söylemeye başlar. Bu arada eteğini hafifçe kaldırarak revü kızları gibi hareket eder. Ancak Yıldızın şarkı ve dansı sırasında herkes ufak ufak meyhaneyi terk etmeye başlar. Önce Ali ile İnci, sonra Nuri ve en sonrada Mualla gider. Meyhanede yalnız Barba kalmıştır ve içerek onu seyretmektedir. Işık yavaş yavaş kararırken, Yıldızında gözlerinden yaşlar süzülmeye başlar ve sonra perde son derece ağır bir şekilde kapanır. Sonra tablo değişimi boyunca Yıldızın sesi efektten duyulur) YILDIZ- (efekten) Ramp ışıklarından, afişlerden, sinema jeneriklerinden, gazetelerin sanat sayfalarından sonra tuvalet bekçiliğine layık görüldüğüm o günü hiç unutamadım. Ah akıl ah! Beni nerelerden, nerelere sürükledin. Bu kaderdi işte, alın yazısıydı. (içini çeker) Yoksa kader değil de düşümde gördüğüm bir kabus muydu bütün bunlar? Acaba gözümü yumsam ve sonra tekrar açsam, o geçmişin masal kadını yine yaşar mıydı? (Derin bir nefes alır) Boş, hepsi boş. Gerçek olan ben ve hayatım. Bu hatıraları sonu mutlu biten bir yerli filmle karıştırmayın. Bu dramın, bu oyunun sonu mutlu bitmeyecek. Kendini içkiye teslim etmiş, onurunu, her şeyini yitirmiş hangi insanın sonu mutlu biter ki? (içini çeker) Ben bu oyunun son perdesini, seyircisiz, alkışsız oynayacağım. Bu gerçek hayatın sonu da gene bir gerçekle bitecek.. 10. TABLONUN SONU |
:
Tayfun TÜRKİLİ, 090
542 415 73 64