www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
TİYATRO
Telif Hakkı Sahibi: Tayfun TÜRKİLİ, ( tayfun.turkili@hotmail.com )
MASAL KADINI
www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü, öncelikle SiZlere örnek olması ve daha sonra da yapıtın geniş bir yelpazenin beğenisine sunulması amacıyla telif hakkı sahibi ve duyguyoğuranı ( yazarı ) tarafından Enstitüde yer alması için gönderdiği bu oyun tekstinden dolayı Sayın Tayfun TÜRKİLİ' ne teşekkürü bir borç bilir. Bu oyunu sahnelemeyi düşünmeniz veya değişik bir amaçla kullanmak istemeniz halinde, kendisine bildirmeniz için duyguyoğuranımızın adresi bu sayfada verilmiştir. Enstitü' de, tiyatro dalındaki bu yapıtın öncelikle sahibine, daha sonra hepimize esin kaynağı olması ve uğur getirmesi dileğiyle...
PİYES
( 2 Perde, 11 Tablo )
1. PERDE 1. Tablo 1. PERDE 2. Tablo 1. PERDE 3. Tablo 1. PERDE 4. Tablo 1. PERDE 5. Tablo
2. PERDE 6. Tablo 2. PERDE 7. Tablo 2. PERDE 8. Tablo 2. PERDE 9. Tablo 2. PERDE 10. Tablo
|
Oynayanlar Yıldız 30 yaşlarında çok güzel bir kadındır. Oyunun başlarında 50 hatta 60 yaşlara göre yaşlandırılması gerekecektir. Adam 40' lı yaşlarda. Sarhoş bir zampara Fatma 50' li yaşlarda, bir pavyonda tuvalet bekçiliği yapıyor. Cahit 30' lu yaşlardayakışıklı bir adam. Tiyatro oyuncusu Görevli 20-25 yaşlarında aksesuar görevlisi bir adam Filmci 40 yaşlarında bir prodüktör Nilgün 30’ lu yaşlarda bir tiyatro oyuncusu Suna Aynı yaşlarda bir tiyatro oyuncusu Muzaffer 40 yaşlarında çok zengin bir adam Dadı 30 yaşlarında bir kadın Nazlı 6 - 7 yaşlarında bir kız çocuğu. Yıldızın kızı Partili 50 yaşlarında bir siyasetçi Suzan 20 yaşlarında hafifmeşrep bir kız İbrahim 25 yaşlarında, yazar Barba 60 yaşlarında, görmüş geçirmiş bir meyhaneci Nuri 50 yaşlarında. Meyhane müşterisi Ali 30 yaşlarında. Turne tiyatrosunda görevli Mualla 50 yaşlarında, güzelliğini yitirmemiş hafifmeşrep bir kadın Raziye 50 yaşlarında, hafifmeşrep bir kadın İnci 18 yaşlarında, oyuncu olmaya hevesli bir kız 1.Afişçi 20 yaşlarında 2.Afişçi 40 yaşlarında
1. PERDE 1.TABLO
Dekor: Pejmürde bir bekar odası. Örtüleri bir tarafa itilmiş bir divan. Boyasız, ayakları çarpık bir masa. Çekmeceleri tamamen kapanmayan basit, kötü bir konsol. Ayakları sağlam olmayan, çarpık çurpuk üç tane sandalye.. Yüzü yırtılmış solgun bir kanape, bir koltuk. Bir camı çatlak, diğer camı pis bir kartonla kaplı pencere.. Borusu pencereden dışarıya uzatılmış, ördek tabir edilen kötü bir odun sobası. Yanında iki üç tane odun. Yerde eski püskü bir kilim. Duvarlarda genç ve güzel bir kadının çekilmiş resimleri. Bir tanesi yakın plan bir portre. Diğerleri çeşitli oyunlardan çekilmiş resimler... Vakit gece yarısı. Perde müzikle birlikte açılır ve boştur. Loş sahnede lokal ışık tek tek yukarıda sayılan eşyaları görür. Işık kadının resimlerini dolaşır ve kadının yakın plan çekilmiş portresine gelince müzik kuvvetlenir ve daha sonra sahne yavaş yavaş aydınlanmaya başlar. Kapı açılır içeriye yaşından fazla gösteren güzel, 50 yaşlarında bakımsız eski püskü pardesülü, elinde içki şişesi bulunan bir kadın girer. Ayakta sallanmaktadır. Kapıyı kapatacağı sırada sesi dışarıdan duyulan bir erkekle konuşmaya başlar.
ADAM- (Sesi dışardan nefes nefese) Bu merdivenler iyice çürümüş. Neredeyse kırılacak. YILDIZ- (Sesi dışardan) Kırılsın, pek umurumdaydı sanki. (Kapı açılır, önde Yıldız ardında adam içeri girerler) ADAM- Sen. (Nefes nefese) Bu merdivenleri her gece böyle tırmanıyor musun? YILDIZ- (kızar) Sana ne! Hem neden geldin peşimden, evin yok mu senin, evine gitsene? (Adam evin içine şaşkın bakar) ADAM- Bu evde mi yaşıyorsun? YILDIZ- Beğenemedin mi? (Sonra adamı kapıya sürükler) Hadi bakalım al voltanı. ADAM- Hop hop yağma yok, öyle kuru bir eyvallahla gitmem bir yere. YILDIZ- (Elini beline koyarak efelenir) Eee?ADAM- (Sarılmak ister) Bu geceyi seninle geçireceğim. YILDIZ- (Kurtulur) Başka zaman, şimdi çok uykum var, hemen yatacağım.. ADAM- Öyle yağma yok, iki şişe Güzel Marmara ısmarladım sana. YILDIZ- Git işine be kardeşim, zorlama beni. Bu akşam misafir kabul etmiyorum dedim ya. ADAM- İyi ama meyhanede kafayı çekerken böyle söylemiyordun. Gidelim bizim evde de cilasını yaparız diyen sen değil miydin? YILDIZ- Eee sıktın ama şimdi ana avrat düz gideceğim ha.. Çek git ulan, karı mı kalmadı piyasada be? ADAM- (alaylı) Dolu ama bu saatte nereden bulacağım? YILDIZ- (acele acele) Başka zaman, başka zaman, hadi. Yarın, gelirsin tamam mı? Aynı saatte, meyhanede buluyuruz, hadi. ADAM- Söz mü? Atlatmak yok ama. YILDIZ- Tamam söz dedik ya.. ADAM- Peki. (Kapıya yürür, açar, çıkacakken geri dönür) Ha, adın neydi yahu? (güler) İşe bak bütün gece oturup içtik ama adını sormayı unuttum. YILDIZ- Adım mı? (Duvardaki resimlere doğru yürür, birkaç saniye bakar, sonra geri döner) Yıldız..(sesini yükseltir) Adım Yıldız, tamam mı? ADAM- Ne Yıldızı? YILDIZ- Yıldız diye bir kadın işte. Hadi şimdi al voltanı bakalım. (Adamı açık kapıdan itekler ve kapıyı kapatır, arkasına dayanarak bir süre öyle kalır. Müzik hafifçe fona girer. Sonra resimlere bakar. Sallana sallana ilerler. Masaya doğru yürür, elindeki şişeyi bırakır. Elini kendisine bir hayli bol gelen entarisinin cebine sokarak ezik bir sigara paketi çıkarır. Bir tanesini ağzına götürür ve titreyen elleriyle zar zor yakar. Sonra adamın sesini taklit eder) Adın neydi yahu? Adını sormayı unuttum. (kızar) Ayı, bütün gece benimle oturup ye, iç de adımı sormak aklına gelmesin. Dürzü masanın altından bacaklarımı ellerken iyiydi değil mi? (Kapıya bakarak) Ulan erkek milleti değil misiniz? Topunuzun canı cehenneme be. (Masaya doğru ilerler. Şişeyi alır ve bir bardağa içki koyduktan sonra bir yudum alır) Tabi yanındaki karının adını sorupta ne yapacaksın? Kadın mı yeter? Memesi, baldırı bacağı var mı kafi? (Duvardaki resimlere yürür, bakar) Ama ben farklıyım, herkeslerden farklıyım. (Seyirciye gururla) Yıldızım ben be, Yıldız! Hemde ne Yıldız. Bir zamanlar ayağının altına halılar serilen bir yıldız. Erkekler...Genci yaşlısı, zengini fakiri etrafımda pervaneydi. Gazeteciler, röportaj yapmak için sıraya girerlerdi. İş adamları, yakışıklı gençler, karılarını boşayıp beni almak isteyenler.. Pezevenkler bile etrafımda dört dönerlerdi. Ahh ahh! (Bir yudum daha alır, bardak biter. Masaya doğru sallanarak yürür. Şişeyi açar ve bardağa doldurur) Gene anılarım tazelendi. Bunun şerefine içilmez de ne yapılır? (bardağı diker) İç ulan Yıldız, iç! Zaten yapacak başka neyin kaldı ki. Seni bu hale getiren de, bu meret değil mi? Anasını satayım dünyanın be. (Tekrar bardağı diker) Devlet sağolsun, nasıl olsa emekli maaşı veriyor. (Kadehi seyirciye uzatır) Devletin şerefine. (İçer sonra güler) Bu devlet benden de manyak ha! Ulan maaş bağlamadan önce bi soruştur, verdiğin paralar nereye gidiyor? (Sarhoşça uzun uzun güler) Gene saçmalamaya başladım. Tamammm şimdide saçmalamamın şerefine içeceğim. (Bardağı diker ve bitirir. Yürürken iskemleye takılır ve düşer) Ahh! (Arkası seyirciye dönüktür. Hemen bu arada bir kaç saniye içinde alnına kırmızı bir boya sürerek kan görüntüsünü verir. Doğrulmaya çalışırken, iskemleyide düşürür) Allah kahretsin! (Doğrulur, seyirciye döndüğünde alnında kan vardır ve elindeki bardak kırılmıştır) Bardağıda kırdık. Eee ne olacak haydan gelen huya gider. Barba'nın meyhanesinden yürütmüştüm. (Bardağa bakar ve kızarak atar. Aynı anda kapı çalınır) Kim o be? FATMA- (Sesi dışarıdan) Benim kızım, Fatma. YILDIZ- Buyur gir, kapı kilitli değil Fatmanım. (Kapı açılır. İçeriye yaşlı bir kadın girer. Başörtülüdür. Kireçlenme yüzünden yere paralel bir şekilde yürümektedir. Elleri hep belindedir.) FATMA- Ne oldu kızım? Bir takım sesler duydum. (İçerdeki dağınıklığı görür şaşırır) Yere mi düştün sen? YILDIZ- (alaylı) Ne olacak ineğin biri yere muz kabuğu atmış, üzerine basınca yeri öptük tabi. FATMA- (Yıldızın alnındaki kanı görür) Aaa alnın kanıyor senin. Dur da sileyim. (Yanına gider alnına bakmak ister, Yıldız eliyle mani olur) YILDIZ- Bırak kanayan alnım olsun. Kan dediğin nedir ki? Pıhtılaşır sonra silersin çıkar. (Eliyle küt küt yüreğine vurarak) Esas bunun kanını kim silecek Fatmanım? Yıllardır buram kanıyor, benim, buram! FATMA- (Saçlarını okşar) Vah yavrum vah! Bu gece gene pek dertlisin. Ne oldu ki? Canını mı sıktılar yoksa? YILDIZ- (Sallana sallana masaya doğru yürür) Benim canımı yıllar önce sıktılar Fatmanım. Hem de öyle bir sıktılar ki, bu bedende can kalmamacasına. (Şişeyi alır ve ağzına diker) FATMA- İçme şu zıkkımı yavrum, bak zaten yeteri kadar içmişsin. (Yıldız boşver anlamına elini sallar) Ahh sizler ahh! Sizleri böyle görünce o kadar üzülüyorum ki. Benim tuvalet bekçiliği yaptığım pavyondaki kadınlar da senin gibi. İçki bardağı ellerinden düşmüyor. YILDIZ- Düşmez ya.. Düşer mi hiç? Arkadaştır bu meret arkadaş! Bir şişe içkiyi değme erkeğe değişmem be. (Şişeyi alır ve okşayarak onunla konuşur) Ağzı vardır, dili yoktur. Nazar edecek gözü yoktur. İnsanın en kötü zamanında ona öyle dost olur ki.... FATMA- Olmaz olsun öyle dost. Methetme şu zıkkımı Yıldız kızım. YILDIZ- Ben herşeyini yitirmiş bir kadınım Fatmanım. Hayattan beklediğim hiçbir şeyim kalmadı. Yalnızım. Kimsem yok. Tek dostum gecemi, gündüzümü paylaştığım şu şişe işte. (Sallana sallana duvarda ki resimlere doğru yürür) Öyle yıllar vardır ki insanın hayatında, anımsamak istemez. Öyle acılar saplıdır ki yürekte, acısı dinmek bilmez. (Yürür ve gençlik resminin yanına gider. Bu bir portredir) Gel Fatmanım gel. Gel de bak şunlara ne olur. ( Fatma hanım ağır ağır Yıldızın yanına gider) Şu resmi görüyor musun? Şu lüle lüle saçlara, şu alımlı güzel yüze, gülen gözlere bir bak hele. Ne kadar da güzel değil mi? Hayat dolu, kadınlık fışkıran bu resim kime ait biliyor musun? FATMA- Yoo! Kardeşin filan mı? Sana çok benziyor. YILDIZ- (Eliyle portresini okşar) Meşhurdu bu kadın, hem de çok meşhurdu. Konakları, köşkleri, arabaları, uşakları, hizmetçileri, milyonlarca hayranı vardı. FATMA- Binbir gece masallarındaki gibi ha? YILDIZ- Binbirgece masallarındaki gibi ya.. Erkekler onunla konuşabilmek için yarış ederlerdi. Onun yürüdüğü yola, o güzelim ayakları incinmesin diye ipekten yol halıları serilirdi. Kolyelerden gerdanını göremezdin. Vücudunun her yanı altınla kaplıydı. FATMA- Gerçek miydi bu kadın yavrum? YILDIZ- Hem de etine kadar Fatma hanım. Ama bir çokları için düş gibiydi o. Tiyatro sahnesinde o, sinema perdesinde o, gazete sütunlarında hep o vardı. Sahneler onunla doluydu, alkışlar gök kubbede çığ gibi yükselirdi. FATMA- (Cebinden sigarasını çıkartır ve yakar. Derin bir nefes alır) Artistti demek ha? YILDIZ- (Oda da danseder gibi rol yapar gibi hareket eder) Artistti ya.. Hem tiyatro hem de sinema oyuncusuydu. O sahneye çıktığı zaman saatlerin tiktakları bile susardı. Seyirci adeta nefes almaktan korkardı. FATMA- Neden ki? YILDIZ- O kadar güzeldi ki.. Oyunu değil onu görmeye gelirlerdi. Peri kızı kadar güzel, afrodit kadar şehvetli, saçı örgülü bir köy kızı kadar da masumdu. Büyülerdi herkesi. Onu seyrederken saatler o kadar çabuk geçerdi ki, bir varmış bir yokmuş gibi gelirdi seyirciye. Sonra oyun biter, alkışlar.. alkışlar..alkışlar..Perde defalarca açılır, kapanırdı. FATMA- Tanır mıydın o kadını? Sanki çok yakınınmış gibi sözediyorsun ondan. YILDIZ- Tanırdım ya.. (acı acı gülümser) Hemde çok yakından tanırdım. Benim bir parçamdı o kadın Fatmanım. Onunla yer, onunla içer, onunla hayat bulurdum. FATMA- Sonra ne oldu kızım? Darıldınız mı birbirinize? Kavga mı ettiniz yoksa? YILDIZ- Sonrası acı Fatmanım. O görkemli yaşantı, o masallar kadını, erkek kadın herkesin taptığı o aktrist koptu benden. Ne olduğunu, nereden geldiğini, bulunduğu yeri bir anda unuttu. FATMA- Nasıl yani? YILDIZ- Anlıyacağın şöhret, zenginlik bir içki gibi çarpmıştı onu, sarhoş etmişti. Ve bu sarhoşluk uzun süre devam etti. FATMA- Peki ne oldu o kadına? Yaşıyor mu, görebiliyor musun hala onu? YILDIZ- (ağlamaklı) O kadın.. O kadın.. (hıçkırarak) Bitti o kadın Fatmanım, öldü o. Yaşamıyor artık. (Yıldız bir süre ağlar) Bir düş gibi tatlı başlamışdı hayatı, sonrada bir gerçek gibi son buldu. FATMA- Vah vah, pek üzüldüm yavrum. (Resme doğru gider ve bakarak) Ne kadarda güzelmiş. Hangi erkek böyle bir kadın için çılgınlık yapmaz ki. (Yıldızın yanına gider) Bizim pavyonda bir kadın var. Adı süslü Zehra. Kırk yaşının üzerinde. Karıyı boyasız görsen korkarsın. Ama dükkanın loşluğunda erkekler bayılıyor ona. Sırf karının memesini ellemek için bahşişlerini oraya sokuyorlar. Karıyı da görsen. (Kırıtma tarifi yaparak) Onsekizlikler gibi bir cilve, bir cilve.. Doğruysa birisi onun için tarlasını satmış. YILDIZ- (gülerek) Doğrudur Fatma hanım, doğrudur. İnsan dediğin çılgındır, delidir. Ne vakit ne yapacağı belli olmaz. Başına gelen bilir ancak. FATMA- Diyeceğim o yaşlı, boyalı yosma için erkekler tarla, marla satarsa (eliyle resmi gösterir) Bunun gibi dünya güzeli için dünyayı bile satarlar. YILDIZ- Satmadılar mı sanıyorsun? Onun için dünyayıda sattılar be Fatmanım. Ama o bunun kıymetini bilemedi. FATMA- Sahi mi ? (Yıldız, Fatma hanımın şaşkın bakışları arasında elindeki içki şişesini bırakmadan bir oyundan şarkı söylemeye başlar. Söylediği şarkı eski bir operetten alınmış bir parçadır. Şarkıya önce gayet güzel başlar. Bir taraftan da danseder. Ancak şarkı uzadıkça ses giderek önce detone sonra ağlamaklı olur ve sonrada hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. Sonra ağlamayı keserek başını kaldırır, yüzü gözü yaş içindedir. Döner resmine bakar sonrada elindeki içki şişesine bakar. Ayağa kalkar ve şişeyi resme fırlatıp resmin çerçevesini kırar) YILDIZ- (ağlayarak) Lanet olsun, lanet olsun! FATMA- Aman kızım ne yapıyorsun, delirdin mi sakin ol? YILDIZ- (Resimlere doğru bir hışımla yürür. Resimlerle konuşur) Bakma bana öyle, bakma. Sırıtma. Sen benim günahımsın, sen benim kirli, rezil unutamayacağım geçmişimsin. Sana baktıkça yazık olan günlerimi anımsıyor, sana baktıkça kendimi hiç yaşamamış sanıyorum. FATMA- (şaşkın) Kızım, Yıldız kiminle konuşuyorsun? Hay Allah gene içkiyi fazla kaçırdı zavallı. Ne diye bu kadar içerler bilmem ki.. YILDIZ- (Yukarıya bakarak) Allah’ım, Allah’ım bir insan böylesine sefil bir hale düşer mi? (Fatmaya döner, omuzlarından tutar) Söyle Fatmanım, bir kadın zirvenin doruğundayken, devlet adamlarıyla aynı masada yer içerken, ayaklarının altına ipekten halılar serilirken, son model arabalar içinde dolaşıp, sayısız uşak ve hizmetçilere sahipken, bu hale düşebilir mi? (haykırır) Söyle, düşebilir mi? FATMA- (Yıldızın elinden kurtulur) Vallahi ne bileyim kızım..Düşerde, düşmezde. YILDIZ- (onu duymaz) Bundan öncesi nasıl bir düşse, bundan sonrası da düş.. Evet, ben aslında yaşamıyorum. Zaten hiç te yaşamadım. FATMA- (şaşkın) Yaşamadın mı? Nasıl yani? YILDIZ- (Fatmaya döner) Gururunu, onurunu, insanlığını yitiren birisine toplumda insan olarak yer yoktur. Olsa olsa o kişi yaşamda bir aksesuar vazifesi görür. FATMA- Bak kızım sen beni dinle de... YILDIZ- (Duvardaki resimlere giderek amirane bir sesle) Gel buraya Fatmanım.. Gel, gel. (Fatma kadın korkarak, Yıldızın yanına gider) Bak şu resimleri görüyor musun? (Fatma kadın başını sallar) Bak burada Şekspir'in bir piyesinde, şurada Musahipzade'nin bir komedisinde, burada Gogol’ün, şurada Çehov'un Vanya Dayı'sında, görüyor musun? (Elleriyle odayı göstererek) Vee burada da kerhaneci Marika'nın 50 milyonluk bekar odasında bir yaşam.. Benim gibi ünlü, görkemli bir yıldızın düşebileceği en kötü nokta burası işte. (Yıldız ağır sarsak adımlarla divana doğru ilerler. Fatma hanım şaşkın, bir resimlere, bir Yıldıza bakmaktadır. Onun olduğuna inanmamış gibi bir hali vardır. Yıldız divana oturur, saçlarını eliyle geriye doğru iter.) Aslında bitmeliydi bu yaşam. O görkem dolu, zenginlik dolu yıllardan sonra bu basit tek odalı, sefil hayattan daha ne bekliyorum ki? Tekrar geriye dönmeyi mi? Yaşanmış o güzelim yıllara tekrar kavuşmayı mı? FATMA- Vallahi yavrum, meşhur bir atasözüdür. Zararın neresinden dönülse kardır derler.. İnsan doğanın en mükemmel yaratığıdır. İsterse kendisini vezir de eder, rezil de eder. YILDIZ- (Ağır ağır başını kaldırıp umutla Fatma kadına bakar, gözleri parlar, canlılık kazanır ve gülümser) Ne dersin? Geriye getirebilir miyim o güzelim günleri..Yarabbi! Acaba başımı şöyle bir geriye çevirsem bu günleri hiç yaşamamış olabilir miyim? Mümkün mü bu? (Umutla ayağa fırlar. Sevinç kaplamıştır yüzünü. Sigarasını yere atarak söndürür. Vücudu dikleşmiştir. Bir gençlik, bir tazelik gelmiştir Yıldız'a. Fatma kadın ise şaşkın bakmaktadır.) YILDIZ- (Fatma kadına) Ben, hala ben değil miyim? Neden..Neden olmasın? Yaşadığıma göre birşeyler yapmam lazım. Henüz ölmedim. Adım hala dillerde. Kendime çeki düzen versem.. İçkiyi bıraksam.. FATMA- (sevinçle) Bırak ya kızım bırak, içme şu zıkkımı. YILDIZ- Güzel elbiseler giyip, kuaföre gitsem, toplumun içine karışsam o günleri getirebilirim. Hala iyi bir oyuncuyum ben. FATMA- (Şaşkın) Oyuncu mu? Sen oyuncu musun yavrum? YILDIZ- (Onu duymaz, gardrobup kapağını açar, sırları dökülmüş boy aynasına bakarak) Bir kaç günlük bir çalışmayla hala bir Juliet'i oynayabilirim. (Geriye döner) Ben daha ölmedim. Nefes alıyorum. Yaşıyorum. Ayaktayım. Neden olmasın? Evet, evet, neden olmasın? (Birden Yıldız elbisesini çıkartmaya başlar) FATMA- (Şaşırır) Ne yapıyorsun kızım, elbiseni niçin çıkartıyorsun? Üşütürsün sonra.. YILDIZ- (Elbise çıkmıştır, kirli beyaz bir kombinezonla kalmıştır) Şu çirkin, kötü dilencilerin giydiği elbiseden kurtulmak ne güzel şey..Saçlarıma da şekil versem... (Aynaya doğru gider ve saçlarını tarar) YILDIZ- (Fatma kadına) Nasıl iyi oldu mu? FATMA- Çok güzel oldu kızım.. YILDIZ- Biraz da makyaj yapsam..(Kötü bir çantayı açar. İçinden çıkarttığı rujla dudaklarını boyar. Yanaklarına pudra, kirpiklerine rimel sürer. Bir anda güzelleşmiştir. Sonra aynaya bakar ve daha sonrada Fatma hanıma döner. Fatma hanım şaşkınlık içindedir) Oluyor işte oluyor..(Aynanın önünde kırıtarak) Oldu bile Fatma teyze.. Bak hala güzelim.. Güzel değil miyim ha? Söylesene güzel değil miyim? FATMA- (şaşkın) Güzelsin yavrum, hala güzelsin. Hayret vallahi.. Birden bire nasıl değişiverdin.. Bak şimdi tam bir kadın oldun işte. Neydi o süklüm püklüm halin canım. YILDIZ- Hem zaten kadın dediğin nedir ki? Güzel boyalı bir yüz, ele avuca gelen bir et parçası değil mi erkekler için? (Göğüslerini yoklar) Eskisi gibi değil ama.. Olsun biraz kabartıp pamuklarla beslersem olur. Zaten elbisenin içinde kalıyor, görülmez ki. (gülerek danseder gibi bir iki kere döner sonra Fatma hanımla dansetmeye başlar) FATMA- Dur çılgın dur. Ben senin gibi değilim, yaşlıyım, belimi bile doğrultamıyorum artık, bırak beni. YILDIZ- (Birden durur, Fatma kadını bırakır, mahzunlaşır) Peki iş verirler mi bana? Piyasa kabul eder mi beni? Tekrar sahneye, ramp ışıklarının önüne çıkartırlar mı? Sormazlar mı bunca yıl neredeydin, ne yaptın diye? Yüzündeki bu acı, bu kırışıklıklar nedendir demezler mi? ( Hayalleri bir anda yıkılan Yıldız ağır ağır, omuzları çökük bir durumda divana doğru gider. Çökercesine oturur. Fatma hanıma şaşkın şaşkın bakmaktadır.) Hayal.. Hepsi hayal.. Yaşadığım güzel yıllar kadar hayal. Ne olacak şöyle biran için hayal kurdum işte. (Fatma kadına döner) Eee Fatmanım görüyorsun işte. Umuttur ya insanın ekmeği, bizimkiside o hesap işte. FATMA- Üzme kendini yavrum. Boşver.. Böyle dertlenirsen delirirsin sonra. YILDIZ- Delirmek mi dedin? Doğru. Deliyim ben. Hemde resmen deli. Sen önüne serilen bir masal dünyasında yaşamayı becereme, sonrada tekrar denemeyi hayal et. (Yüzündeki makyajları eliyle parçalar gibi silmeye başlar) Sen bitmişsin Yıldız, bitmiş, ölmüşsün artık. Senin için gerçek olan tek şey bu sefil oda ve içki şişesi. (Bir hışımla duvarda ki resimlere doğru yürür. Fatma kadın korkarak geriye çekilir) Ne bakıyorsunuz ulan? Dalga mı geçiyorsunuz benimle? Sen Ofelya! (Resmi okşar) Hamlette'ki Ofelyam bakma bana öyle acır gibi. (Duymak istermiş gibi elini kulağına götürür) Efendim? Niye mi yaşıyorum? (Durur sonra seyirciye döner) Doğru ya! Niye yaşıyorum ki ben? Neden? Ne bekliyorum bu hayattan artık.. (Fatma kadına döner) Aklına sahip olamayan bir insanın yaşamaya hakkı var mıdır? Söyle var mıdır? FATMA- (şaşkın, ürkek, korkak) Ben.. Ben bilmiyorum kızım.. YILDIZ- (tekrar resimlere döner, çerçeveli bir resmi eline alıp öper) Jüliet, güzel Jüliet.. (Seyirci görsün diye önünde tutar) Bunun ben olduğuma inanasım gelmiyor. Gülme bana öyle Jüliet. O gülüş geçmişime küfür gibi geliyor. (öfkeyle resmi yere atar, üzerinde tepinir) Lanet olsun.. Lanet olsun sizlere. Sizler benim geçmişimsiniz, günahımsınız. (Duvardaki resimleri alıp alıp yere atmaya başlar) Rahat bırakın beni. Rahat bırakın.. Her gece aynı şey.. Tutulan bir oyunun, bıkmadan, usanmadan oynanması gibi her gece aynı replikler, aynı mizansenler. FATMA- (Korkarak, Yıldıza doğru bir adım atmak ister) Bak yavrum.. YILDIZ- Neydim ne oldum. Rüzgar gibi estim sanat yaşamında. Altüst ettim herşeyi. Frtına gibi, kasırga gibi yıktım kalpleri, aşkları.. Sonra..Sonrası karanlık. İyi ama hep karanlıkta mı kalacak? (Fatma'ya söyler) Bu karanlığın bir sonu olmayacak mı Fatmanım? FATMA- (İyice korkmuştur. Yıldızın delirdiğini sanmıştır) Tabi. Tabi. Yani merak etme kızım.. (Yıldız konuşarak seyirciye yürür) YILDIZ- Gelecek nesiller, çiçeği burnunda aktör ve aktristler hiç yaşamamış mı sanacaklar beni? Bir Yıldız vardı bir zamanlar demeyecekler mi? Bedenimle birlikte adımda mı toprağa karışacak? Sanat tarihleri, tiyatro kütüphaneleri, dergiler sütunlarında, anılarında adımı geçirmeyecekler mi? (Telaşla) Yoo yoo.. Ben yaşadım, ben vardım bir zamanlar..Ve hepte olacağım. Dünya döndükçe adımdan söz edecekler. Gençti, güzeldi, şehvetliydi, iffetliydi, zengindi, masal kadınıydı diyecekler..Peki ya sonra? Sonrası utanç, dehşet verici, pislikle dolu.. (Sesini yükseltir) Pislikle dolu ama ibret verici, öğretici bir geçmiş..O zaman öğrenmeliler.. Bilmeliler.. Şöhretin, paranın insanı tamamlamadığını, aklın herşeyden önce geldiğini anlamalılar, bu ibret vesikalarıyla dolu masal geçmişini bilmeliler.. (Vücudu dikleşir. Adımları sarsaklıktan kurtulur. Bu arada Fatma kadın korkarak kapıdan çıkar gider. Yıldız eski bir konsola gider, çekmeceyi açar. Bir tomar kağıt alır ve masaya gider, oturur. Masanın üzerinde ki paketten bir sigara alır yakar ve dumanları üfleyerek ileriye doğru bakar ve konuşur) YILDIZ- Nereden başlamalıyım yazmaya? (Müzik. Genel ışık yavaş yavaş kararır, ve lokal ışık Yıldızı aydınlatır) Doğuşumdan mı, yoksa varoluşumdan mı? Doğuşum kimin umurundaki? Her çocuk gibi başlayan, süren sonra da ardından gelen gençlik yıllarım. Gazetelerdeki artistlere imrenmem, ayna karşısında kendi kendime rol yapmamla başlayan, dekorsuz, seyircisiz ilk oyun denemelerim, zenginliğe ve şöhrete yönelen ilk özentilerim olmuştu.
(Lokal ışık söner, sahne kararır. İkinci tablonun dekoru hazırlanıncaya kadar, efektten Yıldızın anılarıyla ilgili sesi ekolu olarak duyulur)
YILDIZ- (Sesi efektten) Düşlerim artistlerle, yakışıklı erkeklerle doluydu. Her düşün sonunda çılgıncasına patlayan alkışlar vardı. Alkışlar ya..Bir sanatçı için ekmekten, sudan daha önemli olan alkışlar. Hep düşünmüşümdür acaba sahneye çıkmasaydım, şöhrete ve zenginliğe kavuşmasaydım hayatım daha mı başka olurdu? Bu soruya yaşantım boyunca dürüst bir yanıt veremedim. Çocukluğumun ve genç kızlığımın geçtiği mahalle hep çamur içindeydi. Çocuklar hep pis, ağzı burnu leke içinde, gençler ise modadan uzak, yamalı giysiler içinde dolaşan elleri çamurlu, yağlı insanlardı. Ben de onlardan farklı değildim. İlk talibim iri yarı, kaba saba görünüşlü, tırnak içleri pislikle dolu bir tamirci ustasıydı. Ne yapabilirdim onunla? Hayatımı nereye kadar sürdürebilirdim? Bir kaç çocuk, devamlı tencerede kaynayan kurufasulye ve geceleri aşk.. Bu muydu hayat? Bu muydu doğuştan, ölüme dek sürecek olan yaşantı? Hayır! Hayır, hayat bu değildi. Yaşamak sadece çok çocuğa sahip olmak ve bıktırıcı, yorgun aşk geceleri olamazdı, olmamalıydı. Düşlerimde sahne, şöhret ve zenginlik varken, karşımda oturan tırnakları kirli, iri tamirci ustasıyla hayatımı birleştiremezdim. (İçini çeker) Sahneye atılmayıpta, bu adamla evlenseydim, acaba şimdi nereye varabilirdim. Eli bulaşık ve çamaşırdan çıkmayan, gecelerini ise taksitle alınmış bir televizyon başında geçiren bir kadın. (Ses yavaş) Bu günlere, bu sefil yaşamın batağına kendim istediğim için geldim. (Kısa süre müziğin sesi kuvvetlenir sonra hafifler) Düşlerimi gerçekleştirmiş ve en çok tutulan, beğenilen bir aktrist olmuştum. Küçük, masum flörtlerle aşk hayatımı sürdürüyor ama evlenmeyi düşünmüyordum. Ne varki, düşünmek ayrı, kaderin çizdiği yoldan yürümek ayrı şeylerdi. Yıl kaçtı, ay neydi hatırlamıyorum ama Cahit’le birlikte William Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi adlı piyesini oynuyorduk.. 1. TABLO SONU |
:
Tayfun
TÜRKİLİ, 090
542 415 73 64