www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
TİYATRO
Telif Hakkı Sahibi: Tayfun TÜRKİLİ, ( tayfun.turkili@hotmail.com )
GERDEK GECESİ
www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü, öncelikle SiZlere örnek olması ve daha sonra da yapıtın geniş bir yelpazenin beğenisine sunulması amacıyla telif hakkı sahibi ve duyguyoğuranı ( yazarı ) tarafından Enstitü' de yer alması için gönderdiği bu oyun tekstinden dolayı Sayın Tayfun TÜRKİLİ' ne teşekkürü bir borç bilir. Bu oyunu sahnelemeyi düşünmeniz veya değişik bir amaçla kullanmak istemeniz halinde, kendisine bildirmeniz için duyguyoğuranımızın adresi bu sayfada verilmiştir. Enstitü' de, tiyatro dalındaki bu yapıtın öncelikle sahibine, daha sonra hepimize esin kaynağı olması ve uğur getirmesi dileğiyle...
1. PERDE 1. Tablo 1. PERDE 2. Tablo 1. PERDE 3. Tablo 1. PERDE 4. Tablo 2. PERDE 5. Tablo
2. PERDE
5. TABLO
|
Sabah. Pencereden güneş ışığı giriyor. Yağmur dinmiş. Behçet uyuyor. Masanın üzerinde çay fincanları ve kahvaltılık var. Birkaç saniye sonra mutfak kapısı açılır Ayhan hanım çaydanlıkla girer. Masaya bırakır, bu sırada cep telefonu çalar. Ekrana bakar
AYHAN- Ay ne meraklı Melahatmış. (Cebi açar) Efendim Meloşçuğum. Hayır şekerim, nasıl yattıysam öyle kalktım. Yani hiçbir şey olmadı...Sen hiç uyumadın mı? Benden haber mi bekledin? Böyle giderse yılın 364 gününü uykusuz geçirebilirsin. Bilmiyorum o bir gün, bu gün olabilir mi? Neyse olağanüstü bir şey olursa ben seni ararım. Hadi canım. (Telefonu kapatır) Sanki onun kocası benimkinden farklıymış gibi ikide bir oldu mu diye arıyor. (Behçetin yanına gidip dürtükler) AYHAN - Behçett! Uyan tatlım, sabah oldu. (Behçet zar zor uyanır. Yerinden doğrulur ve inleyerek çekyattan iner. Ancak beli ağrıdığı için yere paralel durur) BEHÇET- Ayy, belim belim... AYHAN - Ne oldu? Seni gören de gece yorulduğunu sanır. BEHÇET- Espriyi bırak Ayhan, aklın fikrin şeyde. Belim çok fena tutulmuş. (Yatak odasına bakarak) AYHAN - Hadi hadi abartma. Biraz jimnastik hareketi yap, bir şeyin kalmaz. (Behçet eğilip kalkmaya başlar. Ayhan hanım yatak odasının kapısına gidip eliyle vurur) AYHAN - Oda servisiii! BEHÇET- (Jimnastiği keser) Şımartma şunları şımartma. Başımıza çıkartacaksın. (Jimnastiğe devam eder. Kapı açılır, Tolga ve Buket giyimli bir vaziyette dışarı çıkarlar) BUKET- Günaydın. TOLGA- İyi sabahlar. (Jimnastik yapan Behçeti görünce, başıyla Ayhan hanımı göstererek göz kırpar) Ne o babalık, dün gece yordular galiba seni. AYHAN - (kinayeli) Ya, ne demezsiniz. Hem de çok yoruldu. BEHÇET- Sayenizde tutulan belimi açmaya çalışıyorum. BUKET- Öyle açılmaz. Bir ayıya çiğnetseniz daha iyi olur. AYHAN - Benimde aklıma geldi ama ayıyı nereden bulacağız. BUKET- Tolga çiğneyebilir. TOLGA- Neden olmasın. (Behçet Tolgaya bakar. Tolga göğsünü şişirir. Behçet doğrulur) BEHÇET- Aman kalsın. BUKET- (pencereye bakar) Hava açmış. TOLGA- Dün gece de ne geceydi ama değil mi? BEHÇET- Ne demezsiniz. Gürültü üstüne gürültü. Gök gürültüsü mü desem, somya gacırtıları mı desem. Zelzele olmuş gibi sallandı durdu ev. (Buket utanır başını önüne eğer) TOLGA- (böbürlenerek) Sallanacak tabi (Halli halli yürür) Rihter ölçeğine göre en az sekiz şiddetinde olmalı. AYHAN - (içini çeker) Maşallah maşallah. Bizim ilk gecemiz ancak iki nokta üç şiddetindeydi. Hissedilmedi bile. TOLGA- (Alaylı gülerek Behçete bakar) Vay babalık be, sen neymişsin meğer. BEHÇET- Kapa çeneni. Benim yaşıma geldiğinde seni de görürüz. (Jimnastiğe devam eder. Kapı açılır, Tolga ve Buket giyimli bir vaziyette dışarı çıkarlar) BUKET- Günaydın.(pencereye bakar) Hava açmış. TOLGA- Valizleri toplamaya başlasak iyi olur. AYHAN - (Bukete) Hayrola gidiyor musunuz? BUKET- Evet. Artık gitsek iyi olacak. TOLGA- (Behçete) Çevreye yeteri kadar rahatsız verdik zaten. Biraz da siz baş başa kalın. AYHAN - (Kocasına bakarak) Umarım yararı olur. (Tolga ve Buket yatak odasına girer) AYHAN - Behçet. BEHÇET- Ne var? AYHAN - Genç evlilere bir armağan vermeden mi yollayacağız onları buradan? BEHÇET- Ne armağanı? AYHAN - Evlilik armağanı. Gelenektir. Çam sakızı çoban armağanı bir şey vermemiz gerekiyor. BEHÇET- Hiç bile değil. Nikahlarına bizi davet mi ettiler? (Yatak odasına bakar) Buket midir nedir, o ahlaksız şeye konsantre olamıyor diye bizi kapı dışarı ettirdi, unutma. AYHAN - Yaptığın çok ayıp ama...İnsan eski göz ağrısı için böyle söylememeli sevgilim. BEHÇET- (irkilir) Ne. Ne gözü, ne ağrısı? O kız olsa olsa karın ağrısı olur Ayhan. AYHAN - Belki şimdi karın ağrısı olabilir ama eskiden senin için sekreterlerin en güzeli değil miydi? (Behçet korkuyla karısına bakar) Tatlım, canım, pilicim, bir tanem demeler, yemeklere çıkartmalar... BEHÇET- Bu da ne demek oluyor Ayhan? Neler saçmalıyorsun. AYHAN – Buket bana her şeyi anlattı BEHÇET- Bak..Ben..Ben sana bunu açıklayabilirim karıcığım. Yemin ederim ki... AYHAN - Buraya geleceklerini bilseydim, şanımıza uygun bir armağan getirirdim. Ama sen bir çek yazabilirsin onlara. BEHÇET- Ne..Ne çeki? Hadi canım. AYHAN - Acaba her şeyi Herküle anlatsam mı? BEHÇET- De..Delirdin mi sen? Hayatıma kastın mı var Ayhan? AYHAN - (Kapıya yürür) Biliyor musun işin en vahim tarafı adam gelenekçiymiş. Üstelik de askerde komandoymuş. BEHÇET- Dur, dur. Tamam. Yüz milyonluk bir çek yazayım. (Elini cebine atar çek karnesini çıkartır) AYHAN - Cimrilik etme.Yüz milyonla ne alınabiliyor ki bu memlekette? Ispanak bile iki buçuk milyon olmuş. BEHÇET- En azından bir bilezik alabilir. AYHAN - (Kapıya yürür) Umarım komando karısını yemeğe götürdüğünde ona neler ısmarladığını sormaz. BEHÇET- Tamam, tamam. İki yüz elli milyon... AYHAN - (Geri döner) Hele hele karısına tatlım, canım, pilicim, sekreterler kraliçesi gibi laflar ettiğini bir öğrense...(Titrer) Başına gelecekleri tahayyül bile etmek istemiyorum kocacığım. BEHÇET- Beş yüz milyon. Ne bir fazla ne bir eksik. AYHAN - Beş milyar. BEHÇET- Nee, aklını kaçırmışsın sen. Elimi bile dokunmadığım birisi için beş milyar ha. AYHAN - Evet dokunmadığın için. Bir de dokunmuş olsaydın faturası çok daha ağır olurdu. BEHÇET- Bir milyar. Babam mezardan çıksa bir kuruş daha fazla vermem. AYHAN - Sen bilirsin. (yatak odasına bağırır) Herkülll! BEHÇET- Dur, yapma. TOLGA- (Başını odadan çıkartır) Bana mı seslendiniz? AYHAN - Behçet var ya... TOLGA- Eee. BEHÇET- (Ayhana) Tamam, kabul. AYHAN - Sizleri çok sevmiş, biraz daha kalsalar diyordu. TOLGA- Biz de sizleri sevdik ama gitmemiz gerekli. Kusura bakmayın. (Tolga başını içeri sokar) BEHÇET- İki milyar. Bu para yeter onlara. AYHAN - (Kapıya bağırır) Bukett! BEHÇET- (korkuyla kapıya bakar) Dur, dur! BUKET- (Kapıda gözükür) Efendim. BEHÇET- Tamam tamam. AYHAN - Yardıma ihtiyacın var mı diye sormak istedim. BUKET- Teşekkür ederim, Tolgayla hallediyoruz. (Buket yatak odasına gider) BEHÇET- Gel ne senin ne de benim dediğim olsun. Şu işi üç milyara bitirelim hanım. AYHAN - Pazarlık yok Behçet bey. Ödeyeceğin bedel, bütün zamparalara ibret olmalı. BEHÇET- Yahu yemin ederim ki bir şey yapmadım. Sadece ona biraz kur yapmıştım. AYHAN - Ya beş milyar, ya da komando. Adam zaten senin adına kafayı takmış. (Behçet biran ne yapacağına karar veremez. Yatak odasına bakarak elini sıkıyorlarmış gibi boğazına götürür) BEHÇET- Tamam, sen kazandın hanım. (Öfkeyle çeki yazmaya başlar) Ah aptal Behçet, sersem Behçet, geri zekalı Behçet. Kırk yılda bir çiçek sulamaya kalkıştın. Bok vardı kıza kur yapacak sanki. AYHAN - Söylenme. Çek mi yazıyorsun, mektup mu anlayamadım? BEHÇET- Beş milyar bu. Beş milyon değil hanım. Elbette yazarken konuşacaksın. AYHAN - Genç onlar. Maddi durumları iyi değil. Kirada oturuyorlar. Hayalleri var. Bu kadarcık bir katkıda bulunmakla ne büyük bir sevap işlediğinin farkında mısın? BEHÇET- Ben bir tek şeyin farkındayım. O da giden beş milyarım. (Çeki yırtarak) Ama bu yaptığına şantaj denir. Suçu da çok ağırdır. AYHAN - A ne kadar ayıp. Armağanın adı ne zamandan beri şantaj oldu? (İçeriye ellerinde valizlerle Tolga ve Buket girer) TOLGA- Evett, biz hazırız. BUKET- Sizleri tanıdığımıza çok memnun olduk. (Ayhana) Özellikle sizi hanımefendi. BEHÇET- (Çeki uzatarak) Umarım bundan sonra beni de tanıdığınıza memnun olursunuz küçükhanım. BUKET- Bu nedir? (Tolga şaşkın bakar) TOLGA- Evet nedir o? AYHAN - Behçet beyden size küçük bir evlilik armağanı kızım. BUKET- Evlilik armağanı mı? BEHÇET- Ben..Ben... AYHAN- (Çimdik atarak) Öyle değil mi tatlım? BEHÇET- (Yerinden fırlar, elini poposuna götürerek) Tabi tabi. Buyrun. (Buket çeki alır bakar, gözlerine inanamaz, bir daha bakar.) BUKET- Aman Allah’ım. İnanamıyorum. (Çeki Tolgaya uzatır) Herkül bak. Beş milyar. Beş milyar. TOLGA- (Çeki alır) Vay canına... BUKET- (Behçeti yanağından öper) Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim. (Behçet memnuniyetle elini yanağına götürür) AYHAN - Gördün mü bak verdiğin para boşa gitmedi. TOLGA- (Behçetin elini eline alır sallayarak) Vay be babalık, meğer sen neymişsin. Eşyaların taksitini nasıl ödeyeceğiz diye kara kara düşünüyorduk. BUKET- Evet, evet. Bu bizim için çok büyük bir sürpriz oldu. BEHÇET- Hepimiz için, hepimiz için öyle oldu. TOLGA- Bundan böyle Behçetlere laf eden karşısında beni bulur. BUKET- Evet, Behçetleri çok seviyoruz artık, çokkk! AYHAN - Aaa bu kadarı da biraz fazla oldu gibime geliyor. BUKET- (Ayhan hanımın yanına gider) Size..Size ne kadar teşekkür etsem azdır. Neden yaptınız bunu? AYHAN - Gençliğinizi dolu dolu yaşamanız için. En azından bir süre... BUKET- (Ağlamaklı) Hoşçakalın. (Ayhan hanımla öpüşürler. Tolga Ayhan hanımın elini sıkarken Buket Behçetin elini sıkar) İyi ki sizi tanımışım. BEHÇET- (Herkülle karısına bakarak) Ya ya..Ne güzel değil mi? (karı koca ellerinde valizlerle kapıya giderler, açarlar. Tolga durur) TOLGA- (Behçete göz kırparak) Zelzele sırası sen de babalık. (Elini yumruk yaparak bağırır) Sekiz şiddetinde olmasa bile en az 6 şiddetinde sarsmalısın bu evi. Sarsmalısın! (Behçetin yüzü asılır, diğerleri güler sonra Buketle Tolga gider. Ayhanla Behçet evde yalnız kalmıştır) AYHAN - Evett...Gittiler işte. BEHÇET- Beş milyarımla birlikte. AYHAN - Şikayet etme. Giderken öptü seni ya. BEHÇET- (Elini yanağına götürür) Beş milyara mal oldu. AYHAN - Bu onun hakkıydı. Bakalım benim hakkımı nasıl ödeyeceksin? BEHÇET- (şaşırır) Ne hakkı? AYHAN - İnsan hakkı. 30 yıllık karının hakkı. Sana iki çocuk doğuran bir annenin hakkı. Yıllarca sana sadık kalan bir eşin hakkı...Daha sayayım mı? BEHÇET- Bu kadarı yeter. (Çek defterini çıkartır) Ne kadar yazmamı istiyorsun? (Ayhan yürür. Behçetin elindeki çek karnesini alır ve arkasına fırlatarak kocasına sarılır) AYHAN - Şaşkın çapkın. Ne istediğimi anlamadın mı? (Ayhan kocasını dudağından öper. Behçet karısından kurtulur) BEHÇET- Yapma hanım şimdi sırası mı canım? AYHAN - Neden? Buraya ne için geldiğimizi unuttun mu? Evlilik yıldönümümüzü kutlamayacak mıydık? Görüyorsun işte kimse kalmadı evde. BEHÇET- Üzgünüm ama buna hazır değilim karıcığım. AYHAN - Yaa öyle mi? (sağa sola bakar. Tüfeği görür ve gider duvardan alarak Behçetin karşısına geçer) Eller yukarı, pantolon aşağı. BEHÇET- (korkar) Dur, şakanın sırası değil Ayhan! AYHAN - Elin kadınına kızına gelince canım, tatlım, güzelim, pilicim, karına gelince sırası değil. Göreceğiz sırası mı değil mi? (bağırır) Pantolon aşağıya dedim. (Behçet ellerini havaya kaldırır. Şaşkın karısına bakar. Bu sırada cep telefonu çalar. Ayhan açar) AYHAN- Tam zamanında aradın Meloş. Bu sefer olacak. Nasıl mı? Tüfekle hayatım tüfekle. (Gülerek cepi kapatır. Tüfeği kocasına doğrultur) Yürü bakalım, istikamet yatak odası. Marş ! Marş ! (Behçet girerken, Ayhan seyirciye dönerek tüfeği gösterir) Eskiyen, heyecanı kalmayan evlilikler için bire bir. Tavsiye ederim. İyi gecelerrr! ( Ayhan yatak odasına girer. Sahnenin ışığı çok yavaş kararmaya başlar. Ah, dur! Yavaş ol, hadi gibisinden seslerin ardından birden gürültüyle yatağın çökme sesi ) SON |