www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
TİYATRO
Telif Hakkı Sahibi: Tayfun TÜRKİLİ, ( tayfun.turkili@hotmail.com )
GERDEK GECESİ
www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü, öncelikle SiZlere örnek olması ve daha sonra da yapıtın geniş bir yelpazenin beğenisine sunulması amacıyla telif hakkı sahibi ve duyguyoğuranı ( yazarı ) tarafından Enstitü' de yer alması için gönderdiği bu oyun tekstinden dolayı Sayın Tayfun TÜRKİLİ' ne teşekkürü bir borç bilir. Bu oyunu sahnelemeyi düşünmeniz veya değişik bir amaçla kullanmak istemeniz halinde, kendisine bildirmeniz için duyguyoğuranımızın adresi bu sayfada verilmiştir. Enstitü' de, tiyatro dalındaki bu yapıtın öncelikle sahibine, daha sonra hepimize esin kaynağı olması ve uğur getirmesi dileğiyle...
1. PERDE 1. Tablo 1. PERDE 2. Tablo 2. PERDE 3. Tablo 2. PERDE 4. Tablo 2. PERDE 5. Tablo
2.PERDE
3.TABLO
|
( Bir koltukta Buket baygın yatıyor. Öteki koltukta Behçet elinde tüfeği baygın yatıyor. Ayhan üzerine sabahlığını geçirmeye çalışırken cep telefonuyla konuşuyor, Behçet' in yanında ) AYHAN - Sorma Melâhat' çiğim. Neler geldi başımıza neler? Behçet bayıldı ayol.. Yok canım o işi yaparken değil... Ben unuttum sen de unut artık kutlamayı. Nasıl olur ayol, ikiyken dört kişi olduk. Efendim? Hayatım anlatması uzun sürer. Gelince doya doya konuşuruz. İyi geceler. ( Cep telefonunu kapattığı anda Tolga yatak odasından çıkar. Giyiniktir ) TOLGA - Ayılmadı daha değil mi? AYHAN - Allah Allah birden bire ne oldu bunlara? TOLGA - Ben de hiçbir şey anlamadım. Buket tuvaletten çıkınca “ Ay bana bir şeyler oluyor ” dedi ve düştü bayıldı. AYHAN - Behçet’te aynı şeyleri söyleyip düşüp bayıldı. ( Kocasının yanağına vurarak ) Behçet, Behçet kendine gel hayatım. TOLGA - ( Buketin yanağına vurarak ) Buket, tatlım, korkma yanındayım. ( Ayhan' a ) Birden bire ne oldu dersiniz? AYHAN - Sakın Behçet' in elindeki tüfekten korkup bayılmış olmasın? TOLGA - Olabilir. Peki sizin Behçet bey neden korkup da bayıldı acaba? AYHAN - Bildiğim kadarıyla o benden başka hiç kimseden korkmazdı. ( Önce Behçet ayılır, tüfek hala elindedir ) BEHÇET - Ahh..Ayy.. (Gözlerini açar ve derhal yerinden fırlayarak Tolgayı tehdit eder ) Eller yukarı, kaldır ellerini. ( Tolga korkuyla ellerini kaldırır ) AYHAN - Tatlım, bırak artık şu kovboyculuğu. Elinden bir kaza çıkacak. BEHÇET - Şu ana kadar çıkmaması mucize. AYHAN - Söyle bakalım, neden bayıldın az önce? BEHÇET - ( şaşkın ) Ben mi? AYHAN - Evet, sen. BEHÇET - Allah Allah. Ben bayıldım mı? TOLGA - Evet, Buketi görünce düşüp bayıldınız. BEHÇET - Buketi mi? Hangi Buketi? AYHAN - Buket Buket. Şu koltukta baygın yatan kızdan söz ediyoruz. BEHÇET - ( Teklemeye, paniklemeye başlar ) Kız mı? Buket mi? Kız Buketi yani.. AYHAN - Evet. BEHÇET - O da burada mı şimdi? AYHAN - Evet, arkanı dönersen görürsün. ( Behçet ağır ağır geriye döner ve diğer koltukta baygın yatan Buketi görür, fena olur ) BEHÇET - Demek hayal görmemişim. ( Aynı koltuğa düşer bayılır ) TOLGA - Yine bayıldı. AYHAN - Allah Allah neyi var bu adamın? Bunca yıl evliyiz, bir kere bayıldığına şahit oldum. O da yalancıktan bir bayılmaydı. TOLGA - Nasıl yani? AYHAN - Tanıştığımız gün bana bayıldığını söylemişti. Onun haricinde hiç bayıldığını görmedim. ( Yanına gider ve tokatlar) Behçet, uyan, kendine gel canım. ( Bu sırada Buket ayılır ) BUKET - Ahh! Tolga..Neredesin? AYHAN - Gözün aydın, seninki ayılıyor delikanlı. TOLGA - ( Yanına koşar ) Buradayım sevgilim, yanındayım. BUKET - Ne oldu bana, neden bayıldım ben? TOLGA - Bilmiyorum, bir şey korkutmuş olmalı seni. BUKET - Ah, evet, hatırladım. Eli tüfekli birini gördüğümü sanmıştım. Gerçek miydi o? AYHAN - Hem de nasıl kızım. BUKET - ( korkuyla ) Sahi mi? TOLGA - Evet, baksana öteki koltukta baygın yatıyor. BUKET - ( Yerinden fırlar ve Behçet' e bakar ) İnanmıyorum. Ayyyy! ( Buket tekrar bayılarak aynı koltuğa yığılır ) TOLGA - Haydaa, biri ayılıyor, öteki bayılıyor. Ne oldu bunlara anlamadım. AYHAN - Bulaşıcı hastalık gibi.. Behçet Behçet kendine gel hayatım, uyan hadi. ( Behçet ayılır ) BEHÇET - Ayhan! TOLGA - Müjdeler olsun, sizinki ayıldı hanım teyze. AYHAN - Darısı seninkinin başına delikanlı. BEHÇET- Ayhan..Gördüklerim gerçek miydi? AYHAN - Mesela neler? BEHÇET - Adı Buket olan bir kız. TOLGA - Gerçek beyefendi gerçek. ( Behçet Bukete bakar, sonra koltuktan kalkar, Buketin yanına gider birkaç sefer eğilerek bakar ) BEHÇET - İnanamıyorum, inanamıyorum. Gerçekmiş. AYHAN - Gerçek olan ne Behçet? BEHÇET - Buket.. Şey, yani bu kız... AYHAN - Evet, gerçekse bundan sana ne? TOLGA - Hakikaten bey amca neden karımı her gördüğünüzde bayılıyorsunuz? ( Behçet ağzını açıp bir şeyler söylemek ister ama söyleyemez ) AYHAN - Sanırım bunun bir açıklaması olmalı. TOLGA - Evet, bir açıklaması olmalı. BEHÇET - Olmalı tabi. ( Yavuz hırsız misali ) Bir açıklaması olmalı. İnsan neden bayılır? Bayılmak çocuk oyuncağı değil herhalde. Öyle her isteyen ben bayılıyorum deyip bayılamaz efendim. İnsan ancak ya ameliyat sırasında bayılabilir, ya da kaza halinde, veya şok geçirdiği zaman... ( Tolgayla Ayhan' ın şaşkın bakışlarını görünce ) Mutlaka bir nedeni olmalı. Şehre dönünce bir çekap yaptırayım Ayhan. AYHAN - ( Manidar ) Bence o çekapı burada yapsak hiç fena olmayacak gibime geliyor. BEHÇET- Nasıl yani? Ne demek yani? Kim yapacak o çekabı? TOLGA - Ayılınca söyleyeyim, bir Çekap ta bizimki yaptırsın. Baksanıza daha gerdeğe girmeden iki kere bayıldı. Bir de girince ne olur bilmiyorum artık. ( Buket ayılır ) BUKET - Tolga, Tolga neredesin? TOLGA - Buradayım tatlım. Yanındayım. BUKET - O.. O adam hala burada mı? TOLGA - Evet ama görünce yine bayılma. ( Buket korkulu gözlerle Behçet' e bakar. Behçet ona. Ayhan bir şeylerden kuşkulanır ) AYHAN - Siz birbirinizi tanıyor musunuz? BUKET - Bi..Biz.. BEHÇET - ( Hemen lafa girer ) Yok canım, nereden tanıyacağız Ayhan. AYHAN - Madem öyle neden birbirinizi her gördüğünüzde düşüp bayılıyorsunuz? TOLGA - Evet, neden bayılıyorsunuz? BUKET - Şeyy... BEHÇET - ( Araya girer ) Durumu ben açıklayayım. Onun durumunda kim olsa bayılır. Neden? Çünkü, kızcağız birden karşısında eli tüfekli birini görünce korktu. ( Göz işareti yaparak ) Öyle değil mi hanımefendi? ( Tolga Bukete bakar. Behçet kafasını evet anlamında sallar, ama diğerleri görmez ) BUKET - ( kekeleyerek ) E..Evet. Evet öyle. Biz buraya balayını geçirmeye geldik, yalnız olacağımızı düşünmüştük. (sakin) Tüfekli biriyle karşılaşacağımı bilseydim hiç bayılır mıydım ayol? BEHÇET - İşte birinci ağızdan nedenini öğrendiniz. AYHAN - Evet, genç hanımın bayılma nedenini öğrendik. Peki sen neden bayıldın Behçet? BEHÇET - Şeyy, ben... ben... ben mi? Ben şeyden dolayı... AYHAN - ( Kollarını göğsünde kavuşturur ) Umarım kendin için de geçerli bir neden bulursun canım. TOLGA - Hakkaten babalık, sen neden bayıldın? BEHÇET - Canım ben.. şey yüzünden.. ne yüzünden... ( Birden gök gürültüsü sesi duyulur. Herkes korkar, pencereye bakar. Şimşek çakma parıltıları ) BEHÇET - ( bağırır ) Gök gürültüsü yüzünden... AYHAN - Gök gürültüsünden mi? BEHÇET - Evet, evet aynen öyle oldu. Birden gök gürleyince korkudan bayılmışım. AYHAN - İlginç, bu güne kadar böyle bir takıntın olduğunu bilmiyordum. BEHÇET - Bilemezsin çünkü, bu güne kadar hiç gök gürlememişti canım. AYHAN - Yaa. Hiç mi? BEHÇET - Hiç. AYHAN - Hayret, otuz yıllık evliliğimizde hiç hava bozmamış, gök gürlememiş demek. TOLGA - İyi ama sen bayıldığında gök gürlemiyordu ki? AYHAN - Doğru. BEHÇET - Ne demek gürlemiyordu. Gürlemediğini siz nereden biliyorsunuz ki? AYHAN - Gürleseydi duyardık herhalde. BEHÇET - Belki de o sırada kafanız başka yerdeydi. Bazen insana böyle olur, kafasını bir şeye taktı mı, gördüğünü görmez, duyduğunu duymaz. Gürlemez olur mu hiç, gürlemese benim gibi adam şak diye düşüp bayılır mı yahu? (Kendisini dinleyenlere bakar. Onların şaşkın suratlarını görünce, gider telefonu kaldırır ve onlara uzatır) İnanmayan meteorolojiye sorar. Evet buyrun sorun. Benim bayıldığım sırada gök gürlemiş mi, gürlememiş mi? AYHAN - Meteoroloji nereden bilecek? ( Cebini çıkartır ) Bunu bilse bilse Melâhat bilir. Arayıp sorayım. ( Birden gök yine gürler. Hepsi korkuyla pencereye bakarlar ) TOLGA - Madem öyle neden şimdi de bayılmadın? AYHAN - Bence de sorulması gereken çok ciddi bir soru. BEHÇET - ( Telefonu yerine koyar ) Alıştım artık. Bağışıklık kazandım. BUKET - Lütfen artık bu konuyu kapatalım. Bu gece bizim için çok önemli. Kim neden, ne yüzünden bayıldı, konumuz değil. TOLGA - ( Bukete arkasından sarılarak ) Evet, ömrümüzün en önemli gecesi. Her genç kızın ve genç erkeğin büyük umutlarla beklediği bir gece... Öyle değil mi sevgilim? BUKET- Evet, ama bir sorun var. TOLGA- Nedir güzelim? BUKET- ( Başıyla işaret ederek ) Bunlarda bizimle mi olacak? TOLGA - Hayır! BEHÇET - Evet. TOLGA - Hayır, dedim. BEHÇET - Evet, dedim. TOLGA - Ben de hayır, dedim. AYHAN - Sakin olun, sakin olun. Doğrusu bizim burada olmamamız gerekiyor ama... ( Pencereye bakar. Şimşeklerin parıltısı görülür ) Çaresiz olacağız. Çünkü bu havada gidebileceğimiz bir yer yok. BEHÇET - Evet yok. TOLGA - Ne demek yok? Dağ başı mı burası be? AYHAN - Doğru bir teşhis genç adam. BEHÇET - ( gülerek alaylı ) Dua edin de yağmur kesilsin. TOLGA - Ne yani şimdi işimiz yağmurun kesilmesine mi bağlı? AYHAN - Öyle görünüyor. TOLGA - Delirmek işten değil yahu. Piyangodan mı çıktınız siz anlamadım? BUKET - Sinirlenme Herkülüm, kalmak istiyorlarsa kalabilirler. ( kinayeli ) Bu taktirde çevreye vereceğimiz rahatsızlığa da katlanmak zorundalar. ( Kırıtarak yürür ve Tolganın koluna girer ) Gel hadi odamıza gidelim bir tanem. ( Birbirlerine sarılarak yatak odasına giderler. Behçet kudurur ) BEHÇET - ( Buketi taklit ederek ) Odamıza gidelimmiş. Lafa bak. ( kızar ) Sanki babanızın odası.. ( Kapıya bağırır ) Bizim odamız orası, bizimmm! AYHAN - Sakin ol lütfen. BEHÇET - Şeytan git ikisini de kapının önüne koy, ne yapacaklarsa orada yapsınlar AYHAN - Sakin ol dedim. Burayı kiraladıklarına göre yatak odası da onların oldu artık. BEHÇET - ( öfkeyle ) Ulan Salim elbet elime geçersin. AYHAN - Salim de kim? BEHÇET - Kasabadaki emlâkçı. Utanmaz herif, evimi kiraya verdiğini söyleyebilirdi. Hem de yıllık filan da değil pansiyon gibi bir iki günlüğüne veriyormuş. Evimi şey evine döndürmüş namussuz herif. AYHAN - ( Çekyatı açarken, örtülerini sererken, Behçet' in pijamasını verirken ) Olacağı buydu. Sen de malına sahip çıksaydın. O kadar yılda kaç kere geldik buraya. Kim bilir daha kimlere kiraladı burayı? Yatak odamızdaki karyolada kimler neler yaptı? Ahh, ah! Apırsan da köpürsen de bu gece hepimiz buradayız. Yat hadi. Ben banyoya gidiyorum. ( Ayhan hanım banyoya girer ) BEHÇET - Yat demesi kolay. ( Yatak odasına bakarak ) Yan odada birileri gerdeğe girerken insanın gözüne uyku girer mi yahu? ( Behçet önce gömleğini çıkartır, sonra pantolonunu. Bu arada yatak odasından Buketle Tolganın sesleri duyulur. Behçet pijamasının bir ayağını giydikten sonra konuşulanları duymak için sekerek yatak odası kapısına yaklaşır ) TOLGA - ( Sesi yatak odasından ) Nereye gidiyorsun Afroditim? BUKET - ( Sesi yatak odasından ) Parfümümü banyoda unuttum. Sakın uyuyayım deme ( Behçet sekerek kapıdan kaçar pijamasının öbür ayağını da giyerek çekyata yatar ve anında Buket salona girer ) BUKET - ( yavaş bir sesle ) Behçet bey, Behçet bey. BEHÇET - Buket hanım. Sizi burada göreceğim hayalimden bile geçmezdi. BUKET - Benim de, ama oldu işte. ( Panik içindedir. Yatak odasına baktıktan sonra ) Eşiniz nerede? BEHÇET - Banyoda. BUKET - Bir şey anladı mı? BEHÇET - Sanmıyorum. Ya sizinki? BUKET - Açık açık söylemedi ama kıllandı biraz. BEHÇET - ( şaşırır ) Nasıl? Kıl mı çıkarttı? BUKET - Yani huylandı. En çok da adınızdan. BEHÇET - Biliyorum, nedense Behçet adına takmış. Hele bir de gıcık kaptığı Behçet' in ben olduğumu bir öğrense yandı gülüm keten helva. BUKET - Ben de bunun için geldim yanınıza. Sakın beni tanıdığınızı belli etmeyin kocama. Aksi taktirde bu hepimiz için bir felâket olur. BEHÇET - Sahi mi? BUKET - Ne kadar kıskanç olduğunu bilemezsiniz. Az önce sineğin birini tuttu, uzun uzun muayene etti. BEHÇET - Niye? BUKET - Erkek mi, dişi mi diye. BEHÇET - Peki, sonuç ne çıktı? BUKET - Erkek olduğuna karar verdi. Aman siz siz olun, herhangi bir açık vermeyin. Eğer benim eski patronum olduğunuzu öğrenirse sineğe yaptıklarını size de yapabilir. ( Banyodan sifon sesi duyulur. İkisi de irkilir. Buket yatak odasına giderken, banyo kapısı açılır ) AYHAN - Behçet. BEHÇET - Efendim canım. AYHAN - Ne konuşuyordun o kızla? BEHÇET - Kim? Ha şey, şu kızcağız mı? Hiç canım. İyi geceler demeyi unutmuşlar da, onu söylemeye gelmiş. AYHAN - ( Yatak odasına bakarak ) Yaa! Pek de kibarlarmış. BEHÇET - Ne demezsin? AYHAN - İyi insanlar. BEHÇET - İyi insanlar mı? Bazen şaşırtıyorsun beni Ayhan. Daha şunun şurasında onları tanıyalı bir saat bile olmadı. İyi olduklarına nereden karar verdin? AYHAN - Bizimle aynı çatı altında kalmalarından. BEHÇET - Bu da nereden çıktı? AYHAN - İsteselerdi bu gece bizi bal gibi dışarı atabilirlerdi. BEHÇET - Saçmalıyorsun, burası bizim evimiz unuttun galiba. AYHAN - Sen de onların yasal kiracı olduklarını unuttun. BEHÇET - Yarın sabah ilk işim o adi emlâkçıyı mahkemeye vermek olacak. AYHAN - Onların yerinde ben olsam ev sahibi mahibi dinlemez kapının önüne koyardım. BEHÇET - Yok canım, nedenmiş? AYHAN - İlk gece ayol. İnsanın genç kızlıktan kadınlığa adım atacağı bir gece odasında sinek bile görmeye tahammül edemez. BEHÇET - Herkül de senin gibi düşünüyormuş. AYHAN - Nasıl yani? BEHÇET - Odasındaki bütün sinekleri öldürüyormuş. AYHAN - Her neyse yatalım artık. BEHÇET - ( Yatak odasına bakarak ) İnşallah gözümüze uyku girer. AYHAN - Sen de kapa kulaklarını, yum gözlerini. ( Işıkları kapatır yatarlar. Sahne loş bir aydınlık içinde kalır. Birkaç saniye derin sessizlik içinde geçer. Daha sonra yatak odasının kapısı aralanır ve Buketle Tolganın başları gözükür. Ayhan' la Behçet’ in uyuyup uyumadıklarına bakarlar, sonra uyuduklarını anlayıp birbirlerine bakıp gülümserler ve başlarını geriye çekip kapıyı kapatırlar) BUKET - ( yatak odasından ) Gözünle gördün işte, ikisi de uyumuş. Başlayabiliriz artık. TOLGA - ( yatak odasından ) Ya uyanırlarsa? BUKET - ( yatak odasından ) Yaşlı insanlar kolay kolay uyanmazlar sevgilim. Gel hadi yanıma. TOLGA - ( Yatak odasından ) Peki, geliyorum. ( Birden paldır küldür, sehpa ve benzeri şeylerin düşme sesi. Behçet ve Ayhan hanım yatakta dikilirler) TOLGA - ( Yatak odasından ) Ahh, ayağım ayağım.. BUKET - ( Yatak odasından ) Dikkat etsene hayatım, ilk geceden sakatlanacaksın. ( Behçet ve Ayhan şaşkın birbirlerine bakarlar ) BUKET - Hadii gel yanıma. TOLGA - ( Yatak odasından ) Tamam, tamam.. ( Yine çarpılan düşen bir şeylerin sesi ) TOLGA - ( Yatak odasından ) Ahh, başım, burnum, burnumm.. ( Behçet yatakta dikilir. Büyümüş gözlerle yatak odasına bakar ) BEHÇET - İnsaf! Ne yapıyor bunlar be? AYHAN - Senin benim, evlenen herkesin yaptığını. Sen unuttun tabi bunları. Yat hadi bakim. ( Ayhan ve Behçet yatarlar ) BUKET - ( Yatak odasından ) Aaa, hayret bir şeysin valla Herkül. Dikkat etsene sevgilim. ( Birden çok yüksek bir gürültü. Ahşap bir şeyin kırılma sesi gibi. Aynı anda Behçet' te yataktan fırlar ) BEHÇET - Yoo bu kadarı da fazla artık. ( bağırır ) Kendinize gelin, kendinize. Aile var burada. AYHAN - Sus ayol. İlk geceleri mecburlar yapmaya. BEHÇET - Biz aynı şeyi yapıyor muyuz? AYHAN - Nerdee, unutalı yıllar oldu. BUKET - ( yatak odasından ) Hadi amaa elini çabuk tut. Dur ben sana yardım edeyim. Sağ yap, sağ yap, çok gittin, şimdi hafif sol yap. Yine beceremedin bir kere daha dene. BEHÇET - Herif önünü göremiyor, bir de gerdeğe girmeye kalkışıyor. ( Yatak odasından, kıkırdaşmaları gelir ) BEHÇET - Ayıptır ayıp. Biraz yavaş olun be. AYHAN - Sana ne ayol, bırak nasıl isterlerse öyle yapsınlar Behçet. BEHÇET- Olmaz öyle şey, her şeyin bir adabı var Ayhan. Rahatsız oluyorum resmen. AYHAN - Mızmızlanma. Çevreye verecekleri rahatsızlık için peşin peşin özür dilediler bizden. BEHÇET - Evet ama bu rahatsızlığın alt tarafı somya gıcırtısı olacağını düşünmüştüm. Hesapta sağ yap, sol yap yoktu. BUKET - ( Yatak odasından ) Üfff, sıkıldım ama. Yeter artık. TOLGA - ( Yatak odasından ) Daha ilk geceden böyle sıkılırsan, işimiz var seninle. BUKET - ( Yatak odasından ) Tamam tamam sen bu işi beceremeyeceksin. Çekil kenara. Uyumadılarsa ben içerdekilerden yardım isteyeceğim ( Ayhan ve Behçet fal taşı gibi açılmış gözlerle önce birbirlerine daha sonra kapıya bakarlar. Kapı açılır, Buket dışarı çıkar ) BUKET - Afedersiniz, uyandırdık galiba sizi. AYHAN - Şeyy...Uyumamıştık daha. BEHÇET - Bu gidişle uyuyacağımızı da sanmıyoruz. BUKET - Yardımınıza ihtiyacım var. AYHAN - ( utanır ) Duyabildiğimiz kadarıyla sizin değil de eşinizin var galiba. BEHÇET - ( Gururla ) Tahmin etmiştim. ( bağırır ) Çağırın Herkülünüzü de ne yapması gerektiğini anlatayım ona. BUKET - Yoo yo ona gerek yok. Gece lambası var mı evinizde? AYHAN - ( şaşkın ) Ge..Gece lambası mı? BEHÇET - Gece lambasını ne yapacaksınız? BUKET - Yatak odasına koyacağım. BEHÇET - Neden? BUKET - Benim Herkül karanlıktan nefret ediyor. Işığı söndürdükten sonra yatağın yerini bir türlü bulamıyor. ( karı koca birbirlerine bakarlar ) BEHÇET / AYHAN - Nee! BUKET - Karanlık fobisi varmış. Bilseydim gelirken valizime bir tane gece lambası koyardım. AYHAN - Madem eşiniz karanlıkta yatamıyor, sizde ışığı açık bıraksaydınız. BUKET - Mümkün değil, benimde ışıkta yatamama gibi bir fobim var. BEHÇET - Maşallah maşallah, fobi üstüne fobi. AYHAN - Komodinin alt gözünde bir tane olacaktı galiba. BUKET- Teşekkür ederim ( Buket yürür, komodinin çekmecesini açar, duya takılı sarfiyatsız gece lambasını alır ve abartılı kıvırtarak yatak odasına giderken, Ayhan' la Behçet şaşkın birbirlerine bakarlar ) BEHÇET - Sen bu işten bir şey anladın mı Ayhan? AYHAN - ( Omuzlarını silker ) Zamane gençleri işte, ne yaparsın. BEHÇET - Ne tuhaf herif be. Benim bildiğim böyle işler karanlıkta yapılır Ayhan. AYHAN - Sana ne canım, zevk meselesi. Aydınlıkta yapmak istiyorlarsa bırak yapsınlar. BEHÇET - Ben bizim ilk gecemizde böyle anormal şeyler yaptım mı yahu? AYHAN - Hayır. Aslında sen normal şeyleri bile yapamadın ki? BEHÇET - Ne demek istiyorsun? AYHAN - Yan kamaramızda yatan Mahmut amcan duyar korkusuyla sağdan sola bile dönememiştin. BEHÇET - Yani her iki lafın arasına amcamı sokmasan rahat etmiyorsun. AYHAN - Neyse yatalım hadi. ( yatak odasına bakar ) Hazır ses seda kesilmişken uyusak iyi olur. ( Işığı söndürürler. Tekrar çekyata yatarlar. Salon loş bir aydınlığa kavuşur. Birkaç saniye sessizlik. Sonra Behçet doğrulur ) BEHÇET - Ayhan, bak aklıma ne geldi? AYHAN - Bırak da uyuyayım ayol. BEHÇET - Kalk kalk. AYHAN - ( Doğrulur ) Ne var? BEHÇET - Neden bunların sesi hiç çıkmıyor. AYHAN - Ne yani ille de sesli mi olması gerekiyor? Ömür adamsın Behçet, davul zurna ekibi mi gelsin? ( Behçet yataktan iner, yatak odasının kapısına gidip kulağını dayar. Bir süre dinler sonra geri döner ) BEHÇET - Sen ne dersen de Ayhan, bu işte bir iş var. AYHAN - Nasıl bir iş? BEHÇET - Bunlar bu işi beceremeyecek galiba. AYHAN - E? BEHÇET- ( Böbürlenerek ) Birisinin bunlara ders vermesi gerekiyor. AYHAN - Umarım hoca olarak kendini kastetmiyorsundur. BEHÇET - Neden olmasın? Otuz yıllık evli ve tecrübeli bir adam olarak... AYHAN - ( içini çeker ) Bence bilgilerini tazelemen gerekecek tatlım. BEHÇET - Canım bırak şimdi bunu..Aklın fikrin nerde. ( Kapıya yine kulağını dayar ) Yok canım uyumuş olmalılar. Aksi halde gacırtı gucurtu sesleri gelirdi. AYHAN - Başlarında nöbet tutacağına yatar mısın artık? ( Behçet gelir yatağa yatar. Aynı anda gök gürültüsü sesi işitilir. Behçet korkuyla yerinden fırlar ) BEHÇET - Aman Allah, bu da ne? AYHAN - Ne olacak, duymak istediğin ses sonunda geldi işte. İçin rahat etti mi şimdi? Aman yine bayılma! BEHÇET - ( Yataktan inerek ) Oha be, oha, böyle de yapılmaz ki. Her şeyin bir usulü var. Anladığım kadarıyla bizim karyolayı kırdılar Ayhan. AYHAN - Olacağı buydu, Herkül' ün gücüne dayanamadı. ( içini çeker ) Ne erkekler var görüyor musun ( Tekrar gök gürler ve pencereden yıldırım çakma parıltısı ) BEHÇET - Yanıldın hanım. Herkül' ün marifeti değilmiş ( Yatak odası kapısı açılır. Elinde yastıkla Tolga kapıda belirir. Behçet' le Ayhan' ı uyanık görünce şaşırır. Karı koca da şaşırır. Behçet göz kırparak ) BEHÇET - Hayrola delikanlı. Gece lambasının aydınlığı az mı geldi yoksa? TOLGA - ( Salona bakarak ) Şey...Burada uyuyabilir miyim? BEHÇET - Başka sıkıntın? Bu ne yahu, koca yatak odası yetmedi mi? AYHAN - Hayırdır genç adam. Kavga mı ettiniz yoksa? TOLGA - Şey...Afrodit' in sinirleri bozukta. Bu yüzden... ( Behçet göz kırparak olmadı mı gibisinden başını havaya kaldırır. Tolga da olmadı anlamına başını havaya kaldırır ) BEHÇET - Tahmin etmiştim zaten. AYHAN - Hanım kızımız ne yapıyor? TOLGA - Ağlıyor. Ben de ne yapacağımı şaşırdım. AYHAN - Üzülme ben ilgilenirim kendisiyle. ( Ayhan hanım yatak odasına girer. Behçet'le Tolga salonda yalnız kalır. Behçet babacan bir tavırla Tolganın yanına gider ve elini omzuna atarak ) BEHÇET - Takma kafana delikanlı. Her genç erkeğin başına gelir böyle şeyler. ( Omzuna vurarak ) Deneyimli ve kıdemli bir evli erkek olarak sana şu tavsiyelerde bulunabilirim. TOLGA- Nelermiş onlar? BEHÇET - Birincisi heyecanlanmak yok. İkincisi işi aceleye getirmeyeceksin. ( Tarif ederek ) Üçüncüsü de yangından mal kaçırır gibi avının üstüne bir kurt gibi atılmayacaksın. TOLGA - Kurt gibi mi? BEHÇET- Evet. Unutma ki o senin karın artık. Her zaman elinin altında. Bir gecelik değil, ömür boyu senin. TOLGA- Bırak şimdi vaaz vermeyi babalık. Bizimkisi psikolojik. BEHÇET- Haa şimdi anladım. Sen heyecandan.... TOLGA- Sorun bende değil, Afrodit’ de. BEHÇET- Yaaa! Neymiş sorunu? TOLGA- Aklı fikri kendisine cinsel tacizde bulunan eski patronu Behçet denen pezevenkte. BEHÇET- ( Behçet tedirgin olur ) Estağfurullah! TOLGA - Ne zaman elimi vücuduna değdirecek olsam aklına o canavar geliyor ve korkuyla yerinden fırlıyor. BEHÇET - Bak sen! Anlaşılan o canavarın etkisinde kalmış olmalı. TOLGA - Onun yüzünden gerdeğe giremiyoruz. ( Behçet' in üzerine yürüyerek ) Ah ulan namussuz Behçet, ırz düşmanı Behçet, seni bir elime geçirecek olursam var ya..Anandan doğduğuna pişman etmez miyim? BEHÇET - Sakin ol evlat, ne yapıyorsun? TOLGA - Nasıl sakin olurum, insan hayatında kaç kere gerdeğe giriyor ki? BEHÇET - Belli olur mu yahu, daha gençsin üç beş sefer daha girersin. ( Ayhan söylenerek yatak odasından çıkar ) AYHAN - Behçet diyor da başka bir şey demiyor. BEHÇET - Kim? AYHAN - Aklını seninle..Yani Behçet' le bozmuş kızcağız. O sapık ırz düşmanının kendisine yaptığı tacizi unutamıyor. TOLGA - Görüyor musun Behçet bey, ben şimdi bu Behçet’i gebertmeyeyim de kimi geberteyim? AYHAN - Doğru. Kızcağız belki o zaman kendisine yapılanları unutabilir. BEHÇET - ( korkar ) Durun, saçmalamayın yahu gerdeğe girmek için kan döküldüğü nerede görülmüş? TOLGA - ( Kanepeye çöker ) Yazık, yazık. Oysa ne umutlarla gelmiştik buraya. AYHAN- ( içini çeker ) Biz de öyle. TOLGA - Doğanın kucağında, Allah’ın dağında, bir tek ikimiz olacaktık. Bütün bir gece ve bir gündüz yataktan hiç çıkmayacaktık. AYHAN - Ah, ahh! Biz de öyle, biz de öyle.. TOLGA - Siz otuz yıldır yapıyorsunuz. Bizimki daha siftah olacaktı. AYHAN - Pek öyle yaptığımız söylenemez. BEHÇET- ( Karısına ters ters bakar. Sonra Tolgaya ) Eee, ne olacak şimdi? TOLGA- Bunun tek yolu acilen bir Behçet bulup öldürmem. BEHÇET- ( korkar ) Saçmalama yahu, olur mu öyle şey? Hem bu dağ başında, gecenin bu vaktinde öyle bir Behçet' i nereden bulacaksın? ( Tolganın kendisine sertçe bakması üzerine ) BEHÇET- Aklından bile geçirme bunu. Her Behçet aynı Behçet değildir. AYHAN - ( Tolganın yanına gidip elini omzuna koyar ) Üzülme delikanlı. Ben bir çare buldum. TOLGA - ( sevinçle ) Sahi mi? AYHAN - Afrodit' in Behçet fobisini gidermenin tek yolu bir süre için sizi yalnız bırakmak. Bu yüzden... BEHÇET - Saçmalama hanım, nereye gideceğiz? Havaya baksana. Fırtına yağmur göz gözü görmüyor. Kasabaya inmemiz mümkün değil. AYHAN - Arabamız var ya. Onun içinde uyuyabiliriz. BEHÇET - Arabada mı? AYHAN - Daha güzel bir fikrin varsa önerebilirsin. BEHÇET - Bu öneriye şiddetle karşı çıkıyorum. TOLGA - Sen bilirsin, yarın sabah mahkemeye gidip dava açabilirim. BEHÇET - ( şaşkın ) Ne davası? TOLGA - Kiracısı olduğumuz evi terk etmeyerek gerdek gecemize engel olma davası. BEHÇET - ( alaylı ) Umarım ceza kanununda bununla ilgili bir madde vardır. AYHAN - ( Öfkeyle bağırır ) Behçett! BEHÇET- ( ürkerek ) Pekala, öyle olsun. ( Ayhan ve Behçet orada bulunan iki battaniyeyi alırlar ) BEHÇET - Bu yüzden grip olursam esas ben size dava açacağım. AYHAN - Şikayeti bırak, benim ateşim ikimizi de ısıtmaya yeter canım. BEHÇET - ( ters ters ) Maşallah sen de her şeyi kendine yontmaya bayılıyorsun hanım. AYHAN - ( Cilveli ) Buraya neden geldiğimizi unuttun galiba. Hadi gidelim. ( Kapıya yürürler. Kapıyı açarlar, dışarı çıkmadan önce Behçet döner ) BEHÇET- ( Tolgaya ) Sana on beş dakika mühlet veriyorum delikanlı. Bu zaman zarfında ne yaparsan yap. TOLGA- ( şaşkın ) On beş dakika mı? AYHAN - Saçmalama Behçet, herkesi kendin gibi mi sandın? Onlar genç. ( Tolga' ya ) İki saat yeter mi genç adam? TOLGA- Eh işte..O da sizin güzel hatırınız için yani ( Ayhan ve Behçet kapıdan çıkarlar. Tolga ellerini ovuşturur. Birden yatak odasının kapısından Buket çıkar ) BUKET - Tamam mı gittiler mi sevgilim? TOLGA - Evet, evet, evet. ( Birbirlerine sarılırlar ) IŞIK SÖNER. 3. TABLO SONU |
:
Tayfun TÜRKİLİ, 090
542 415 73 64