|
Aynı bardaktan su içmek
gibiydi yaşanılan ama ne içtiğimiz su aynıydı ne bardak bir taneydi! O
kadar zordu ki bunu başarmak; en az fiziki olarak ne kadar imkânsız
gözüküyorsa o kadar zor işte. Bir merhabayı paylaşamamanın ne demek
olduğunu anladığım zamanlardı o zamanlar; en acı şekilde!
Aslında geçmiş zaman gibi
anlatsam da hâlâ anlayabilmiş de değilim ya, neyse! Kimseyle
paylaşamayacağın şeyler olur ya hayatında; onlardan biriydi benimkisi.
Niye paylaşamaz insan o şeyleri… Niyesini anlatayım; utanır çünkü!
yaşadıkları, yapmadıkları güçsüzlüktür. Kendinden utanır sadece. Kendisine
yenilmiştir çünkü o anda. Zaten bu kendine yenilmek de da en kötüsü değil
midir? Kendine yenilmek birazda kendine güvensizlikten kaynaklanır bence.
Kabullenememenin altında ezilmektir yani.
E, bir de vazgeçememektir
tabii; Âşık olmak gibi! Aşkı da hiçbir zaman başkasına yenilmek olarak
görmemek gerekir; o da insanın kendine yenilmesidir. Bunu yanında mutlu
olmak isterse insan, bunun en güzel yolu aşktır. Kendine yenildiğin kadar
aşkı yoğun yaşarsın ve âşık olduğun kadar kendine yenilirsin. Kötü bir şey
değildir âşık olmak. Her duygunun, her iyiliğin, her kötülüğün yaşanması
şarttır hayatta. Aşk o kadar karmaşık duygular yaşatır ki insan hem
iyiliği hem kötülüğü görür onda; Hepsini öğrenebilmek için belki de ilk
sırada aşkı yaşmak gerekir hayatta!
İnsan kendini insanda tanır ve
bunun için aşk gereklidir... |