www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

 Mektup sahili  

Telif Hakkı Sahibi: Bekir Sıtkı GÜRLER

MEKTUP YAZMA SANATI

" Mektup yazmayı sever miydiniz " diye sorsam sizlere; yaşları kemâle ermişler, yavaş yavaş ermekte olanlar, bunu hemen evet diye yanıtlayacaktır. Yeni nesilse hayretle soracaktır, " Mektup yazmak ne ola ki? Neden mektup yazayım ki sms, e - posta göndermek dururken? " . Haklılar aslında, gelişen teknoloji hayatı çok kolaylaştırdı ama duyguyu da sildi süpürdü. Teknolojiyle haberleşme kültürü değişti. 

En son ne zaman mektup yazdım? En son ne zaman mektup aldım? Hiç hatırlamıyorum! Ya Siz ?  

Hatırlayamıyoruz çünkü mektup yazma sanatı sona erdi.   

Gelişen teknoloji bu sanatı yok etti. Önce telefon sarstı ancak yıkamadı. Telefon öyle kolay ulaşılabilen bir şey değildi önceleri, o nedenle haber verip haber almak için mektup yazmak gerekliydi. Mektup haberleşmenin baş tacıydı. Mektuba öldürücü darbeyi vuran cep telefonu, sms,  internet, e - posta oldu. Haberleşmek çok pratikleşti. İki satır yazıp göndermenin adına yazışmak dendi. Aslında bu yazışmak değil, konuşmak! Konuşuyorsun karşılıklı kısa cümlelerle, ama doyasıya yazışmıyorsun. Aldığın hiçbir sms veya e - posta mektubun verdiği o bambaşka duyguyu, mutluluğu vermiyor, veremiyor.  

Yazıyorsun gönderiyorsun; cevabın anında karşı tarafta. Neler yazacak acaba diye meraklanmanın de keyfi kalmıyor, ne zaman gelecek mektubu diye beklemenin de, postacı yolu gözlemenin de!

Mektuplar, özlemle birkaç kez okunurdu. Şimdi gelen e - postalara, mesajlara kısaca bakıp yine kısaca yanıtlıyoruz. “ Yine yakmış yar mektubunun ucunu ” diye türkülere konu olan hasret kokulu mektupların yerini alan yeni nesil iletilerin bir yerleri yakılamadığı için bunların neresine sıkıştırılıyor bu görünmeyen mesaj acaba?..  

“ Bak postacı geliyor selâm veriyor herkes ona bakıyor merak ediyor... ” diye severek öğrendiğimiz, severek söylediğimiz bu şarkı da artık öğretilmiyor. Postacı günümüzde de geliyor ancak kimse ona bakıp merak etmiyor çünkü postacılar artık mektup getirmiyor.   

Postacı günümüzde de geliyor dedim ama pek de emin değilim aslında. Epeydir postacı görmüyorum. Beklediğim bir şey olmadığından, gözlemiyorum yolunu.  Birisi geliyor ama artık üzerleri pullu mektuplar getirmiyor o gelen. Fatura, kredi kartı hesap özeti, internetten yapılan alışveriş paketleri, abone olduğunuz dergileri taşıyor...   

Bambaşka bir şeydi; en içten duygularla, düşüne dinlene el yazınızla hayranlık, kızgınlık, sevinç, hüzün içeren duyguyla yoğurarak yazılan mektup. Sonra bir zarfa koymak, görselliği olan en güzel pulu seçip pullamak, ve göndermek. Sonra da merakla gelecek cevabı beklemek. Beklenen mektup gecikirse, günlerce üzülmek... Bambaşka bir şey… 

Pul koleksiyonculuğunu da teşvik ederdi mektup. Gelen zarflar üzerindeki o muhteşem görselliğiyle pulları sever, heyecanla alıp biriktirmeye başlardınız. Önce damgalı sonra damgasız pullar biriktirirdiniz. Çoğu evde o günlerden kalma pul defterleri mutlaka vardır. Sonra otomatik pul makineleri çıktı. Ardından mektuplar kayboldu. Pul koleksiyonculuğu da sessizce sustu… 

Mektup yazma sanatını soylu ve değerli bir sanat olarak tanımlayan Zweig,  bu sanat ile olarak “ Yarının Tarihi ”  (1) isimli kitabında bakın neler yazmış:  

…….. Bu sanatı böylesine güzel kılan ve ona bunca engin bir yaşam, bunca zenginlik katan yanı, öteki sanatlar gibi yalnızca sanatçılardan bağımlı olmamasıydı: iç dünyasının coşkularına ya da geçici olarak kapıldığı bir ruhsal atmosfere mektuplar aracılığıyla anlatım kazandırmak, her insanın yapabileceği bir şeydi.  

Her mektup hep tek bir kişiye, duyguların paylaşılması için öngörülmüş belli bir insana yöneldiğinden, ister istemez konuşanın ikinci bir portresine dönüşürdü. Kendisine seslenilenin sesi de – bilinçaltında olmak üzere – yanıt verirdi; bu ortak atmosfer, aynı zamanda hem açık, hem mahrem, hem konuşkan, hem suskun, güven aşılayıcı ve sır saklayıcı bir içtenliği sergilerdi. Bazı konular yalnızca ancak iki kişinin konuşmasında görülen bu tonla dile getirilebilirdi; belki de zamanımızda en anlamlı mesajlardan bazılarını yitirmiş olmamızın tek nedeni, bu sanatı, mektup yazma sanatını görünüşte artık unutmuş olmamızdır...  ” 

Mektup yazmanın, mektup almanın zevkini bizler tattık. Bizim çocuklarımız nasıl tadacak bu zevki? Mektup alamayacaklarından öğretmenlerinin verdiği ödev için internetten mektup örnekleri toplayacaklar. Böylelikle mektup yazmayı öğrenecekler bir ders gibi…

(1) Stefan Zweig, Yarının Tarihi, Can yayınları, 1998, 2. basım, s.102

:  Bekir Sıtkı GÜRLER, Ankara,                                                  Diğer Bir Mektup için   

                 

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt