www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
® ©
İnsan Olmanın Lezzeti... CLXVI
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
KARMAKARIŞIK
|
Kar yağıyor. Uzun özlemime yanıt verircesine lâpa lâpa ama keten helva örneği, yumuşacık, billur; sisle beraber düşüyor. Düştüğü yerdeki izleri, kirleri hemen kapatıyor. Tertemiz; sütten bile daha beyaz. Bir ben, bir gelin olmuş çamlar, bir de pıtır pıtır karlar… Sanki Toroslarda, Akseki Manavgat arasındayım. Şehrin gürültüsü tepenin arkasında. Elimde alışveriş torbaları, gitmek istemeden oraya, eve yürüyorum. Isı sıfırın etrafında fakat üşümüyorum. Hâlbuki biraz önce eksi 1 derecede donmuştum… … Dr. İlber Ortaylı ile bir Cumartesi Söyleşisinden çıkmıştım. Aynı insanlara seslenmesine rağmen niçin lisedeki edebiyat öğretmenim şair Bekir Sıtkı Erdoğan’ ın söyleşisi daha az dinleyici toplamıştı diye düşünürken kendimi yakındaki Ucuzcu Pazarı’ nda buldum. Dolaşırken parmak uçlarımın donduğunu hissettim. Üstü gecekondu örneği kapalıydı ama bütün satıcılar kulaklıklı bereler, kalın giysiler, eldivenler içindeydi. Dün eksi 14 derecede çalışmışlar. Tezgâhlarında ısıtıcı koyacak yer yoktu. Olsaydı bile sattıkları harcadıklarını korumazdı. Bütünü kâr olsa ne olur ki fiyata mal satmak için en az on saattir ayaktaydılar. Yine de Filistinlilerden şanslıydılar… … Yeni yıla hep büyük coşkuyla girmek istemişimdir. Büyüdükçe iyice anladım ki bunun için küçülmek gerek! Okul öncesi, bilemediniz ilkokulda olmak gerek… Tam idare et ayarında girmeye hazırlanırken Filistin konusu gündeme ateş gibi düştü. Olan tadım da kaçtı… Ağlama duvarı zaten var; ona bir de Roma İmparatorluğu’ nun Göz Yaşı Şişeleri’ ni de eklesek mi!.. Nasıl da taze bir hava var! Hiçbir rahatsızlık vermiyor. Yalnız, doğrudan nefes almıyorum; atkımı ağzıma siper ettim. Araç tekerleği izi yok. Benden başka yürüyen de yok. Kar o kadar taze ki ayaklarım kuş tüyüne basıyor. Beyazlar benim... Her yer huzur içinde; bir tek ben değilim! Haksız problemlerden safra almışım. Atmak için büyük savaş veriyorum... … Yılbaşı gecesi, eskinin çapı büyüklerini çok aradım; alışmışım onlara. Bir tanesi bile haber olarak dahi hiçbir yerde görünmedi. Olanla yetinmeye çalıştım. Dünyadan da haber veremediler. Sanırım radyolar televizyonlardan daha ilerideydiler yılbaşında. Gittiğim misafirlikte de umduğumu bulamadım. Normal günler sohbeti geceye egemen oldu. Neredeyse zamları konuşacaktık… … Gece on ikide, Büyük İkramiyenin her zamanki gibi bana çıkmadığını öğrendim. Büyük ikramiyenin bir yerine dörde bölünmesinde ısrar edenler niçin ulusun tamamının okuryazar olmasında ısrar etmezler? Niye bir kitabı dört kişi paylaşmazlar? Yılbaşı gecemi aydınlatan tek umut, 01:21 de TRT Televizyonlarından geldi. Dem Bu Dem programındaki Radio Quartet’ in zirve zorlayan çoksesli Asiye yorumu bana yılbaşı ikramiyesi oldu… Kar; düşüncelerle matriks olmadığımda da yağsana aynen böyle! Sokak köpekleri de mutluydular ama… Naylon bir torbanın başında orman kadardılar. Geri dönüp bir koşuda günün anlamına uygun, kıymalı pide aldım biraz. Geldiğimde hepsi boncuk tanesi gibi dağıldı. Eskiden biz insanlar kaçardık onlardan; değişen nedir ki? Artıklarına baktım; biraz daha idare ederdi onları. Pideleri küçük parçalara bölerek az ileride karın altına gizledim. Gece acıkırlarsa ya da en kabadayı sabaha dolaptan alıp yerlerdi. … Yedi genç! Yedi umut! Ülkeye fayda sağlamaya aday yedi yaşam! Gittiler! Ne uğruna? Bütün istedikleri ümitlerinin yeni dağıtıcısını insanca karşılamaktı; gülerek, eğlenerek… Hepsi bu! Suçlu kim? Metresi üç buçuk liralık boru? Hermetiği bacaya bağlamak? Çalıştırma izni? Kontrol? Kontrolün başı? Kontrolün başının başı? Düşünene can acıtan o kadar çok yanı var ki bu konunun… Büşra, Elif, Tarık; Kurban bayramında yakınlarındaki Huzurevini ziyaret etmiş. Tekrar geleceklerini söylemişler. Hamdiye Hanım Elif’ in, “ Sizi hep ziyarete geleceğim. Banyo yaptıracağım… ” dediğini unutmuyor. Fikri Bey ise yolu gözlerken, “ … ama tekrar geleceklerini söylemişlerdi! ” deyip ağlayarak dalıyor… Çocuklar, gençler ve yaşlılar bir toplumun süreklilik ve sağlık şartıdır. Saygıya ve sevgiye en az herkes kadar değerdirler. Elif, Tarık, Büşra, Özgür, Can, Ceren, Oğuzhan; nur içinde yatın. Huzur içinde yatın; Türkiye’ nin sevgilisi oldunuz… Kar beni esir aldı bu akşam. Bir ara orda kalıp o karla yaşamak için Husky olmak istedim. Sonra korktum birden; ya biri bana sahip çıkıp çölde yaşamaya giderse… Şükrettim başımdaki kaskete, elimdeki eldivene, ayağımdaki ayakkabıya… şükrettim hâlime… şükrettim Yüce Tanrıma… 2009 biraz sert girdi dünyaya; girsin! Doğrusunu isterseniz yıllar ve insanlar sürekli çatışma içinde. Kazananı yok ama insanlar da yaklaşık 130.000 yıldır dünya üzerindeki varlığını sürdürmeyi başardılar. 2009 yılı son anıma kadar devam edecek arı ümitlerim kadar toy; yaşadıkça o da öğrenecek…
İnsan Olmanın Lezzeti... CLXVII' da buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, kendini sürekli geliştirmenin insan olmanın büyük özelliklerinden bir tanesi olduğunu düşündünüz? |
:
Alp
ARPAD,
Ankara,
03 Ocak 2009 Cumartesi, 21:45
Diğer bir
"
İOL... " için