www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... CLXV
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
BUNALIYORUM
|
Birkaç günlüğüne tekrar Ankara’ ya geldim. Çok sıkıntılıyım. İşim gereği göbekte bir yerlerde, trafiğin en yoğun olduğu saatte yürüyorum. Kornalar, araç egzozları, bağırmalar, çağırmalar. Aslında nefis bir hava var. Çok soğuk değil. Yağmur yağıyor. Tozları yere indirmiş. Sonbahar henüz oluşumunu tamamlamamış galiba. Hâlâ yeşil bir şeyler var etrafta. Yürümeye en aykırı yer ve zamanda yürüyorum. Herkes evine dönüyor. Karanlık basmış ama saat henüz dört buçuk. Hızlanırsam daireler kapanmadan ihtiyacım olan görüşmeleri yapar, belgeleri alabilirim. Gereksizler tartışmaya sürüklemezlerse bugün hâllederim işlerimi. Yağmur öyle güzel yağıyor ki… İzmir’ de olsam şimdi. Yağmur yağsa ama aynen böyle. Deniz kokusuna, İzmirlâtifi' nin ıslak yüzü karışsa. Çılgınlık yapsak… Bir Bostanlı bir Alsancak, sonbahar yapraklarına bassak; Fuarda çay içsek, sonra el ele tutuşup Ödemiş’ e nazar boncuğu seçmeye gitsek. İzmir ve yağmur hiç bitmese… Bir de bir yerlerden meltem esse, yağmurla birlikte bereket getirse, dertlerim sona erse… Ya Burdur’ da, ne bileyim? Kimse beni tanımaz orda. Şehrin apartmansız kısmından bakarım yeşilliklere. Rahat ederim. Kalkar giderim göle. Keser mi bilmem ama seyrederim. Boş boş dağlara, açıklıklara bakarım. Burdur türküleri dinler, içindeki şıkır şıkırları keşfetmeyi denerim fakat orda da bu yağmurdan isterim… Ya da bir köyde olsam? Bolu’ nun köyleri gibi yemyeşil, dipdiri havalı ama Akdeniz’ de, Kaş' ta, Kaputaş’ ta olsa. İçine girmeye, içmeye Türkuaz suları olsa. Korkmadan yanımda yüzen balıkları olsa. Hiç kimse, hiçbir gürültü istemiyorum; bu yağmur ve toprağa kavuşmasındaki heyecan tıkırtılarından başka. Yağmurdan kaçmadan geçen kuşların şak şaklı gürültüsüne razıyım. Bir de rüzgârın flörtü yaprakların yağmura naz tıp tıplarına. Şıkır şıkır diye akan bir yol kenarı dereciği oluşur mu acaba? Uyusam saatlerce bu köyde, sıcacık bir yatağın içinde. Uyansam, işte o zaman içimdekileri bir bir anlatsam; yanı başımda gülümseyen, oturmuş sessizce beni seyredene… En iyisi Kadıköy’ de olsam! İzlerimi arasam. Yaşadıklarımı yaşasam. Moda, Fenerbahçe, Kalamış; geriye kalan anılarmış. Olsun! Yaşattılar, yaşatacaklar… İşte havada o koku, denizde kaydırdığımız çakıl taşlarının izleri; nasıl da geçiverdiler, hiç fark etmedim seneleri. Burada o sevgili, orada o yâr, içimdeki daha derin yar… İlk işim, ilk aşım, ilk âşığım Kadıköy; üstüne yüklenen navlunlara, safralara rağmen yine de güzelsin. Amapolam, Love Is a Many Splendored Thingimsin… Konsersin, sinemasın, tiyatrosun, dostumsun… Hemen sarıldım telefonuma. İlkokul arkadaşımı aradım. Hiç hesapsızca paylaştık. Sonra bir ötekini aradım. Aradığıma sadece sevinen arkadaşlarımın hepsini aradım; üç veya dört arama yaptım!.. Onlara ne katkıda bulunduğumu bilmiyorum ama dertlerini dertlerime kattım; rahatladım… İyi ki anılarım ve dünya dolusu arkadaşlarım var… Bugünkü yağmur… ne olur benim yağmurum ol, öyle kal; ben seninle her yere giderim…
İnsan Olmanın Lezzeti... CLXVI' da buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, çamur tarladaki köpek yavrularını beslemeyi düşündünüz? |
:
Alp
ARPAD,
Ankara,
24 Kasım 2008 Pazartesi, 23:19
Diğer bir
"
İOL... " için