www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... XLVIII
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
JAPONIM
|
Ankara Tren Garı' nda çay içtim. Hesabı ödeyip gideceğim. Garsonu bekliyorum. Birden, önümde beliren Japon kadınını gördüm. Kırk beşinde var rahat. Güzel, dinç, dik, sporcunun ahlâklısı gibi yürüyor. Garson geldi; bir çay daha söyledim! Saniyeden daha kısa bir sürede kendimi düşünme moduna ayarladım. Herhâlde, Ankara' nın taşına bakmaya gelmemişti! Yoksa gelmiş miydi? - Öyle ya rivayet o dur ki, epey zaman önce bir Amerikalı Konya' da kaybolmuş, karısı aramaya gelmiş, umut kesilip tam da nüfusuna " Kayıp " kaydı düşülecekken Âdembabaya benzer bir şekilde il sınırında düşüp kalmış. Elinde Konya ve çevresini gösteren turistik bir harita varmış. İyileşir iyileşmez, " Kim çizdu ise bu haritayu tiz bulup getirun huzura " deyince haritayı çizen Konyalı zatı yanına getirmişler. Haritayı açmış kükremiş, " Bre haritacubaşu, o eser o yolun o sağında değul, öbür yolun öteki solundadur. Bu eser burada değul, oradadır. Ötekinu koy buraya, diğerunu al götür oraya... " şeklinde düzeltmelerde bulunmuş. Demem o dur ki bizim önemine varamadığımız taşları bazı yabancılar hâlâ bizden daha iyi bilmektedirler. Ankara' da da birçok tarihi eser vardır - Üstelik yüzündeki gülümseme, en aklı başındaki adama bile bir süre için gerçekleri unutturabilecek kadar çöpçatandı... Bu Temmuz sıcağında bir yerlere gitme melekemi kaybetmemek için kalkan trenleri seyrederek seyahat etmeye gelmiştim. Japonım*, trenlerden önce beni bir yerlere götürmüştü bile. Öyle güzel yürüyor ki! Doygun, güvenle, tasasız. Tasasız? Sahi çok tasasız yürüyordu! Derdi düşüncesi yok gibi, mutluymuşçasına. Gerçekten, bir kadın, yabancı bir şehrin tren istasyonunda nasıl bu kadar hafif yürüyebilir ki? O kadar hafifliğe sahip bir yürüyüştü ki elindeki yükleri göremiyorsunuz dahi! Garanti Japon Ssk' sından emekliydi. Bu nedenle Japon Ssk' sını anlama fırsatını buldum sanırım! Bir kere, herhâlde doyurucu bir emekli maaşı veriyordu ki Japonım erkenden emekli olup buraya kadar gelebilmişti. İkincisi, doğalgaz, elektrik, su, apartman aidatı, gereksiz servis masrafları benzeri şeylerin üstesinden geliyordu ki hanım hâliyle böyle yürüyebiliyordu. Zam yapmaktan başka bir çözüm bilmeyen kötü apartman yöneticisinin, aidat dışında açtığı maddi ve manevi yüklerle günlük hayata tesir edip insanların öyle veya böyle geçen günlerini zehir etmesine izin vermiyordu belli ki. Sonra gereksiz yere kimseyle sürtüştürmüyor, belki de kimseye hayatı boyunca mahkeme yüzü gördürmüyordu bile. Çarşı, pazar gibi bir düşünceleri de insanlara yüklemiyordu zannederim. Çocukların geleceği, okul, çeyiz ya da düğün gibi düşüncelere dahi yer verdirtmiyordu. Otomobil almak, yakıtını, servisini karşılamak hiç problem değil dedirttiriyordu. Sağlık, sıhhat, giyim, kuşam, tatil, gezi eşittir no problem! Bir çeşit " Çare Bol, Sen Mutlu Ol " sistemi. Ya sandığım gibi değilse Japon Ssk'sı? O zaman nasıl böyle yürüyebiliyor Japonım! Neye güveniyor bu Japon? Modumu değiştirip düşünmeyi bırakarak Ankara Garı' nın gerçeklerine döndüm. Hesabımı ödedim. Şimdi beni otururken görür de; " Altmış beş yaşın altındaki bu adam gündüz vaktinde burada ne yapıyor, niye işte değil! " diye sorgular morgular, ya da " ' Birisine gözünüzü dikip bakmak çok ayıptır, bu nedenle trenlerde uyumasalar bile herkes gözünü kapatır, uyuyor gibi davranır ', ülkesinden geldim burda ne gördüm! " diye bir mısra dizer korkusuyla hemen yerimden kalktım. Japonımı da bıraktım gitsin. Ben de arkasından gittim; Japon bir tarafa, ben bir tarafa...
İnsan Olmanın Lezzeti... XLIX' da buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, tahtanın metâl ya da plâstikten daha sıcak olduğunu düşündünüz? |
* Japonım: Japon Hanım
:
Alp
ARPAD,
Ankara,
05.07. 2003,
00:12
Diğer bir
"
İOL... "
için