www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

DENEME sokağı

Telif Hakkı Sahibi: Tülay İLARSLAN

ANILAR ESKİTİLEBİLİR Mİ?

Serin bir mart sabahı. İstanbul' da Bahçelievler metrosu. Bekliyoruz. Müzik yayılıyor sessiz ve soğuk metroya: burası Muştur, yolu yokuştur... Sözleri yok. Sanki ihtiyaç da yok gibi sözlere...

Metro kalabalık ve  insan yüzlerinin hepsi şarkıya eşlik eder gibi. Derinden gelen bir yasın izlerini hiç atmayı başaramamış görünümlü yüzler... ya da hiç atma fırsatı ve izni verilmemiş gibiler.

Aynı akşam... Eve döndük. Oğlum ilk defa iki gün yalnız kaldı evde. En son, giderken yıkayıp fırının üzerinde bir tepsi içinde bıraktığım maydanozlar sonbahar yaprakları gibi kurumuşlar. İçinde yemek ısıtılırken üzerinden alınmadığından. Güneşte bırakılmış gibi kurumuşlar hem de. Aynen annemin kış için kuruttuğu  maydanozlar gibi diye düşünüp bir an saklamayı planladım. Sonra komik geldi bu düşüncem. Eskiden bahçeden toplanan bir çok şey kurutulurdu kışın yenmek üzere.

Şimdi bahçesiz, topraksız, ağaçsız yaşantımızda, çocukken önemsemediğimiz bu ot bile değerli oluverdi gözümde.

İnsanoğlu ne zamandan bu yana kurutur yiyeceklerini acaba? Aslında ne büyük bir korkuydu belki de, " İlkel insan! " için kış koşulları... Muhtemelen kışın ortasında, yazın olgunlaşıp, kendi kendine toprağa düşüp kurumuş olan meyveleri bulmuş olmalılar diye geçirdim içimden. Mevsimlerin ardı ardına gelirliğinden yola çıkıp kendileri bu işi kotarmayı ne zaman akıl ettiler acaba?

Saklanmalı bir şekilde, yazın bereketi ve yenirken hatırlanmalı onun daldaki taze hali, kokusu, koku daha baskın her şeyden. Lezzet, renk, şekil değişse de o hep baskın kalabiliyor.             

Hatıra da kurutulma değil mi? diye düşündüm sonra. Canlılığı alınmış,suyu kalmamış, ama kuru şekil, bize ne çok anılar sunar.  Kuru çiçek, kuru meyve, fotograf, yazı, resim, mağara resmi - bir bizonun yenmeden önce resminin mağara duvarına çizilmesi - son yıllarda da moda olan evcil hayvanların içinin doldurularak saklanması.

Hatıra = yeniden hayat vermek için konserve etme, unutmamak için!

Peki neler unutulmaz, iyi ve kötü baskın olanlar mı?

İyilerin izini hiç bırakmıyor sahip çıkıyoruz. Belki kurutarak,resimleyerek v.b.

Kötülerin izini ise hiç kurutmayız. Unutmak isteriz yani.

Keşke iyi kötü yerine,doğru yanlış diye kayıt yapan bir sıçrama olsa beynimizde de duyguları da ayarlasa yanında... Yine de beynimiz doğal eleme ile insanlık tarihine iyileri kodluyorsa eğer, umutlanmak için de geçerli dayanaklarımız olsa gerek.

Yeniden, yeniden umutlanmak ve iyiye, doğruya sarılarak ama kördüğüm olmadan, tekrar tekrar keşfederek yaşamı ilerlemek dileğiyle. Nasıl olsa aradıklarımız Tolstoy' un bir romanındaki " deve dikeni " örneği; üzerinden ezici bir demir tekerlek de geçse bütün ilkelliği ile başını kaldırıp zamana direnecektir.

 

" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 18. hafta,  24.01.2005 / 30.01.2005 haftanın konusu: Bir Anınız üzerine...

: Tülay İLARSLAN,  İstanbul - Kırklareli, 12.06.2006, 13:oo                                               diğer bir deneme için

                            

Bir Önceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt