www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

DENEME sokağı

Telif Hakkı Sahibi: Attilâ DOĞRUER

KENDİ KENDİNİN EFENDİSİ OLMAK

Bundan bir asır önce bu deyim kullanılsaydı, bugünkü kadar zorluk çekilmeden anlaşılabilecekken dilimize sahip çıkamayışımız ve kültür erozyonuna uğrayışımız nedeniyle bugün gençlerimize bunu aktarabilmek bile zorluk oluşturuyor.

Bu deyimde kilit sözcük, efendi kelimesidir. Efendi, bugün uğradığı erozyon nedeniyle değişik anlamlar ifade eder olmuştur.

          Efendi; eğitim görmüş kişi, buyruğu yürüyen, sözü geçen, saygıdeğer, çelebi, baba, ata yerine geçen saygı sözüdür. 

‘’ Kendi kendinin ’’ ifadesi bir çok deyimimizin ortak harcıdır. Ben konumuza katkı sağlayacağını düşündüğüm deyimlerden birkaçını sıralamak ihtiyacını duydum. Fakat önce şu zorluğu dile getirmek istiyorum; Sözcükler anlaşıldı zannedilirken genellikle yeterince anlaşılmazlar! Kişiler anlayabildikleri kadar benimserler ki o da kişileri birbirinden ayırmaya başlayan yanıdır. Kısaca beyaz ve siyah renkler herkes tarafından kolay algılanabilir dersek, her sözün bir çeşit gri tanımı vardır. Problem olan nokta, siyaha veya beyaza ne kadar yakın olduğudur:

Kendi kendini yemek

Kendinden pay biçmek

Kendini bilmek

Kendini tutmak

Kendini vermek

Kendi yağıyla kavrulmak

Kendi kendine yetmek deyimleri konumuzla ilgili olumlu deyimlerdir. Buna karşın;

Kendi aleminde

Kendi başına

Kendi derdine düşmek

Kendi göbeğini kendi kesmek

Kendi halinde

Kendi kendine gelin güvey olmak, deyimleriyle çıkarılan anlamlar tamamen konumuza zıt olumsuz deyimlerdir.

Yukarıda tanımladığım efendi kelimesine sadık kalmak kaydıyla kendini kendine bırakması erdemliliğidir.

Efendi, köylü veya kentli, zengin veya fakir, amir veya memur gibi bir sınıf veya zümrenin mensubu olarak görülmemelidir.

Atatürkümüzün, " Köylü milletin efendisidir " deyişini hatırlarsak, kanımca en zor koşullarda bulunan, milleti için bu zorluklara göğüs geren bu insanlara kulak verip çözümleri buna göre aramamız gereğini hatırlatmıştır. Sabanı bırakıp traktörü kullanan, çocuğunu okutan, kıraç toprağını işleyip verimli çiftlikler haline getirebilen köylüyü düşünmüştür. Köylümüzü küçümser, devlet imkânlarını başka alanlara yönlendirirsek bugünkü konumla karşı karşıya kalırız. Millet olarak bu efendilerin sözlerine kulak vermeliyiz.

Tabii bu köylü, bugün köyünü terk edip kente de köydeki yaşantısını sokmaya çalışan köylü değildir. Kentini bırakıp İstanbul’ a, ülkesini bırakıp Amerika' ya göçen de farklı değildir. Kente, İstanbul’ a, Amerika’ ya gitmek amacı hatadır da demek istemiyorum ama unutulmaması gereken amaç değil araç olduğudur.  Unutulmamalıdır! Çağdaş gelişmişliklerden yararlanıp birikimleri ülkeye, İstanbul’ a, köyümüze aktarabilmektir. Bir millet o zaman gelişmişlik seviyesine erişebilir.

Benzer anlayışlar işçisi, işvereni, sanatçısı için de farklı değildir. 

Başka bir deyiş de " Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar " dır. Ama bu karşılığında ne zorluklar çekildiğini ifade etmek için kullanılırken hazırlıklı ol, kolayca pes etme demek içindir. Kendi kendisinin efendisi olan bu zorluğun farkında olandır. Sorumluluğunun farkındadır. Başka bir ifadesiyle de demokratiktir. Özgürdür. Lâiktir. Çalışkandır. Bilmediklerinin farkındadır; öğrenmeye açıktır. Karşılık beklemeden bildiklerini vermeye çabalayandır. Kendisini karşısındakinin yerine koyabilendir. Her an kendini aşabilmenin tutkusu içinde olandır. Gerektiğinde ilkeleri doğrultusunda savaşabilendir. Hoşgörüyü en iyi kullanabilen sanatçıdır. Ne sömürür ne de sömürttürür. Okuyandır, araştırandır, gözlemleyendir, analiz ve sentez yapabilendir.

Peki, bütün bu anlattıklarıma sahip miyim? Sahipsem, o halde kendi kendimin efendisi olmayı hak ettim. Birçok sınav var ama bu anlattıklarımın tamamını kapsayan bir sınav yok ki kendimi sınayayım! İşte bu yoklamayı sürekli kendime uygulayıp duruyorum. Kendi kendimin efendisi olarak görüyorum. Ölünceye kadar da bunu hak etmek için çabalıyorum. Yazımı okuyan Kendi Kendinin Efendisi Kardeşlerime çabalarında mutluluk ve esenlikler diliyorum Daha güzel yarınlara diyerek sözümü bağlıyorum.

 

" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 92. hafta,  26.06.2006 / 02.07.2006 haftanın konusu: Kendi Kendinin Efendisi Olmak üzerine

 

: Attilâ DOĞRUER,  Ankara, 27.06.2006, 12:58                                               diğer bir deneme için

                            

Bir Önceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt