www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
DENEME sokağı
Telif hakkı sahibi: Demet ORAL
KARAR ANI
|
Hayat beni bazen dayanabileceğimden çok sıkıştırdığında, binalar, sokaklar üzerime üzerime geldiğinde, hep çekip gidebilmeyi, her şeyi bırakıp kaçabilmeyi istemişimdir. Uzun zamandır. hiç tanımadığım bir şehirde oğlumla beraber hayata yeniden başlamak, gereksizliğine karar verdiğim bir sürü maddesel şeyi hayatımdan çıkarmak tek hayalimdi. Sahip olduklarımla, bu hayal hep ileriki bir tarihe ötelenirken birden her şey değişiverdi. Bu şansı yakaladım. Bir arkadaşım Amerika' da yaşamak istiyordu. Başvurusunu yaparken ben de takıldım ona. Son gün ben de yaptım başvurumu; bu zamana dek amorti bile yakalayamamış birinin şansıyla, hiç umutlanmadan, öylesine… İşe, eve ve başka bir sürü şeye yetişmeye çalıştığım yoğun günlük yaşantım devam etmekte, “ neden hâlâ buradayım? ” soruları yine beynimde dolaşmaya başlamışken, gelen bir zarf, ardından hazırlanan belgeler, görüşme günü stresi ve Amerikan Elçiliğinde sona eren bir süreç sonunda ben ve oğlum greencard sahibi olmuştuk! Ailem uzun süre şaşkın kaldı. İlk zamanlar kendimi seçilmiş olmaktan dolayı mutlu hissettim. Bu piyangoydu ve kazananlardan biri de ben olmuştum. Ardından o zamana dek farkında olmadığım bir gerçekle karşılaştım; ülkemiz de ki yeşil kart ile Amerika da ki yeşil kartın insan hayatına sunabilecekleri birbirinden ne kadar da farklıydı… Şimdiler de Işın Karaca söylüyor; " Yetinmeyi bilir misin? / Sana verdiği kadarıyla hayatın / Hoş, bilsen de bilmesen de / yara bere içinde bu yollarda geçeceksin… " . Mutlaka dinlenmeli hatta ezberlenip mırıldanılmalı. Arada sırada, kadının ne kadar güçlü olduğunu hissettiriyor bana. Ben yetinmesini biliyorum; bunu bu kadar yıl test ettikten sonra söyleyebiliyorum. Elbette bir sürü anlık hayallerim olmuştu benim de, ama hiç ulaşamayacağım hayallerle zaman kaybetmemiştim. Cebimde on lira varken milyonluk şeyler istememiştim. Elimdekilerle en iyisini yapmanın derdiyle geçen yıllarda, çabalarımın elbette bir gün karşılığını bulacağını düşünüyordum. İlâhi bir adalet olmalı zaten değil mi? Emeğin en önemli yatırım olduğuna ve ne için verilirse verilsin bir zaman bir şekilde mutlaka karşılığının alınacağına inanıyorum. Evet, çok düşündüm ve kararımı verdim: gidiyorum yakında. Şimdilerde eşyalarımı toparlıyorum. Ev taşımak gibi bir şey değil bu ne yazık ki, elinize aldığınız her eşya için düşünüyorsunuz uzun uzun, " Ne zaman, nereden almıştım? Ne çok yıl geçmiş, kim hediye etmişti? Aslında ona aşık değilmişim! Ne güzel bir gündü, ne çok para vermiştim buna! Ne gereği varmış bunları saklamanın gibi şeyler… " Bir çoğunda göz yaşlarımı tutamadım. Hepsini dikkatle sardım sarmaladım; yanımda götürmek istediklerim oldu ama yapmadım. Onlar buradaki hayata, Türkiye' de ki geçmişime dahildiler. Yeni bir hayat kurmaya gidiyordum; yeni başlangıçlara... Yapılması gereken bir sürü iş var; bir sürü ufak detay ve en önemlisi vedalaşacağım ve daha çok zaman geçirmem gereken bir sürü insan var. Uzun bir süre onları göremeyeceğimi düşündükçe içim hüzünleniyor, üşüyor şimdiden… Göçmen olacağım! Nasıl bir duygu bilmiyorum? Bunun ne kadar zor olduğunu sadece düşünebiliyorum henüz. Umarım başarabilirim… İnsanın her şeyden önemli olduğuna, dürüstlüğün her türlü ilişkinin temelini oluşturduğuna, zamanın ne kadar acımasız olduğuna ve bir zaman bir şekilde yok olup gideceğime dair elimde sadece yaşanmışlıklardan çıkardığım dersler var. Elimde avucumda kalan yalnızca bunlar... Geçenlerde, hem vize geçerliliğini sağlamak hem de “ Nasılmış şu Amerika? ” amaçlı kısa bir gezi yaptım. Dünyada söylendiği gibi gördüğüm birçok şey buradan farklıydı; belki sebepleriyle belki de sonuçlarıyla, birçok ayrıntıyı bilmiyorum henüz. Şimdilik sadece uzaktan bir göz attım, yakında uzun bir süreliğine gideceğim ve yaşamaya çalışacağım oralarda. Nasıl olacak, pişman olur muyum, bunu da bilmiyorum.Denemeden olmuyor maalesef… Ben küçük bir sahil kasabası hayal ederken, hayat bana Amerika dedi, kocaman bir ülke çıkardı karşıma. Burada yaşayabilirsin diyor bana; " Gel … " Ben de gidiyorum… Aslında ne kadar da basit değil mi? Uzaklarda yaşayan, yaşamak zorunda kalan insanların hep anlatılan o kocaman yalnızlığını DENEYECEĞİM BU SEFERDE. Aslında ne kadar da korkuyorum... |
:
Demet ORAL,
Ankara, 2005
İlkbaharı