www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
DENEME sokağı
Telif Hakkı Sahibi: Aksel AĞAN
TELEFON REHBERİM
|
Telefon rehberimi yeniledim bugünlerde. Ayıklanacak isimler, olmazsa olmazlar, kararsız kaldıklarım, büyük bir keyifle yok saydıklarım, araya giren uzun zamanların tükettikleri, gereksiz fazlalıklar ve gerekli ekler? Ha, bu arada iki sene önceki ev taşımamın doğal sonucu olan taksi, market ve benzeri cinsi elemeler... Artık bir zorunluluk olmuştu bu yenileme. Eski defterim, sayfaları yetmeyip de cilt kapaklarına, sayfaların her gördüğüm boşluğuna, enine, boyuna, dikine düşülmüş pek çok isim ve numara ile dolmuştu; yeni isimlere yer kalmamıştı... Aslında arşivlerimiz gibi onlar da yenilenmeli sıkça. Bu sayede dostluklar sınanmalı; kim dost, kim arkadaş, kim sıradan, kim düşman? Zaman, istemeseniz de ne çok şeyi alıp gidebiliyor, ya da hiç beklemediklerinizi size hediye edebiliyor. Buna bağlı olarak da listelerimiz değişiyor. Bazı isimleri, bağlarınızın koptuğunu bilseniz de kıyamazsınız silmeye. Değerli bir anı olarak saklarsınız tavan arasınızın en uç köşesine; örümcek de bağlasa kıyamazsınız işte! Yazarsınız yine, yeni defterinizin bir köşeciğine, gün olur gerekir diyerek; ama bilirsiniz aslında o hiç gerekmeyecektir. Bir zamanlar sizin için çok değerli olan bir eşya, artık antika olmuştur. Saklanmak için vardır, kullanmazsınız... Bir de modası hiç mi hiç geçmeyecek olan eşyalarınız vardır. Onlar asla tavan arasına çıkmaz, devamlı el altında olmalıdırlar. Her kullanıldığında daha da güzelleşir, her zaman yakışır, eskidikçe güzelleşirler. Bunlar yeni defterinizde de eskisi gibi, her yeni harf sayfasının ilk ve vazgeçilmez isimleridir... Eski defterinizde olmayan yeni dostlar da vardır. Büyük bir mutlulukla yerlerini alırlar yeni defterinizde, vazgeçilmezlerin arasına karışırlar.. Hâlâ yeni isimler ekleyebilmek ne kadar da büyük bir ayrıcalıktır bu gitgide yabancılaşan bu dünyada! Ya sevgililer? Kırıldıklarınız, kırdıklarınız, her şeye karşın iyi ki yaşadım dedikleriniz, ya da ah çekerek andıklarınız? Bitenler, yitenler, vicdan azaplarınız, hayal kırıklıklarınız? Birer birer eksilirler defterinizden; her biri yeni bir şeyler katarak ufkunuza. Yolculuğunuza devam edersiniz sırtınızdaki yüklerin ağırlığı artarak.. Her kayıpta çoğalıyoruz aslında. Geçmişin mirası geleceğe yatırım değil mi? Ne kadar insan eksiliyorsa, bir o kadar yeni insana karşı korunuyoruz. Telefon defterimi her yenilediğimde eskisini bir çırpıda atmaya kıyamam. Tanıdığım son şanstır bu sınavı geçemeyenlere. Bir süre daha işgal ederler çekmecemi, hani " belki " diye... Geri dönüşüm kutusundan çöpü boylamaları çok da uzun sürmez genellikle. Bu son hakkını kullanıp da sınavı geçmek oldukça zordur artık... Bu kadar çok isimle haşır neşir olduğum için çok şanslı olduğumu düşünürüm her zaman. Ya bir de aynı isimleri, sadece defterim eskidiğinden dolayı kopyalasaydım, öylece? Ya da eksilenlere rağmen yeni isimler eklemeseydim hiç? Bu demektir ki olduğum yerde kalmışım, hatta geri gitmişim! Kimilerine böylesi doğru gelebilir; ama bana göre değil! Yeni insanlar tanımalıyım. Yolculuğum hiç bitmemeli. Bu yolculukta dost bildiklerime defterimde her zaman yer var. Benimle gelmek istemeyenlerse kalabilir, ardımdan el sallayabilir! Onlara elveda derim içim acısa da. Ama duramam artık yanlarında. Çok üzenler de oldu beni! En çok darbeyi en çok sevdiklerimden aldım. Varsın olsun! Onların da yolu açık olsun! Nereye gittiklerini bilmem; merak da etmem. Yeter ki karşıma çıkmasınlar. Tavan arasında bile yerleri yoktur onların. Of be hayat, bu kısacık ömre ne de çok şey sığdırabiliyorsun! Bu kadar isim, her biriyle ayrı bir roman ve işte hayatın içinde yüzlerce roman.. Ver elini yeni romanlar... |
" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 52. hafta, 19.09.2005 - 25.09.2005 haftanın konusu: BİRİNCİ YIL ŞEREFİNE KONU SERBEST
:
Aksel AĞAN, İstanbul,
22.08.2005