www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
ANI çekmecesi
Telif hakkı sahibi: Alp ARPAD
İZLENİMLERİM
|
Sizedebiyat Edebiyat Topluluğu üyesi, duyguyoğuran ve kalemkâr sayın Sema OKURER' in daha önce TDK' dan iki ileti almak bilgisinin sonucu ve Topluluğun diğer bir üyesi ve duyguyoğuran sayın Yeşim ESEMEN' in iki gün önce bilgilerini ilettiği toplantıda SiZedebiyat' ı temsil etmek üzere TDK binasından içeri gururla girdim. " Medyada Türkçe " konulu sayın Can DÜNDAR söyleşisi için hazırlanan konferans salonuna indim. Son hazırlıklar, heyecan, çiçeklerin kürsüye konması derken söyleşinin başlamasına bir iki dakika kala inanılmaz bir seyirci trafiği başladı. Boş salonun yüzde doksanı son bir dakikada doldu. Fır fır dönen gözlerim, gözlemlerim ve alaycı hayretimle daha öne şaşırdığım durum birden beni sevindirdi; İnsan Olmanın Lezzeti isimli köşeme konu çıkmıştı; " Niçin son dakika? ". Aklımın bir köşesine yazdım. Sayın DÜNDAR, medyanın çok büyük ve ucunu, sonunu, büyüklüğünü tam olarak bilemediğimiz bir patron olduğunu vurguladı. Bizleri oldukça yönlendirdiğini, etkisi altında kaldığımızı ekledi. bir noktada seyretmemek formülünün işlemeyeceğini , bütün televizyonların rating olayına önem verdiğini ekledi. Medyanın sokağı mı etkileyeceğini, yoksa sokağın mı medyayı etkileyeceğini sorulan bir soruya verdiği cevapta gündeme getirdi. Dikkatimi çeken bir konu, sayın DÜNDAR' ın her ikisine de hak vermesi olduğuydu. Yine de medyanın, Türkçe' nin iyi kullanılması gibi bir görevi olduğunu kabul ediyordu. Dilin tabelâ ve yazılarda ön plana çıktığını, Kozmik dil İngilizce' nin baskınlığını her dilde sürdürdüğü gibi Türkçe' de de gösterdiğini ekledi. Beni haklı çıkardığı diğer bir konuyu ise yaklaşık olarak şöyle açıkladı; " Gazeteciliğe başladığım ilk yıllarda gazetelerde musahhih müessesesi vardı. Şimdiki ismiyle düzeltmenler her şeye karışır ve karar verir gibi gelirdi bize. Sıkılır, istemez, müdahale olarak görürdük. Onlardan kurtulmayı serbestlik, özgürlük olarak anlar ve özgür kalmak isterdik. Hâlbuki onlar dil, anlatım ve biçem bütünlüğünü sağlayan emniyet supaplarıydı. Daha sonları onlara ihtiyaç duyar olduk. Herkes o kadar hür oldu ki sanki dil bozulmaya başladı. Bugün onların yerini tam olarak doldurmasa da Ombudsman ler almaya başladı. anlaşılan o ki idareciler buna gerek duymaya başladılar ". İyi bir Türkçe için sayın Can DÜNDAR da düzeltmenin ve kontrolün gerekli bir kurum olduğunu kabul ediyordu. Sorular ve yanıtlarla devam eden söyleşide Topluluk DOĞRU KULLANILAN TÜRKÇE konusuna ağırlık verince çok rahatladım. Bir izleyici Türkçe' yi Türkçe yapanın şapkalar olduğunu ve TDK' nun şapkaları tekrar kural olarak getirmesini istedi. Salondan büyük alkış aldı. Alkışları kesip " Biz, SiZedebiyat' ta kullanıyoruz zaten " demek istemedim! TDK' nun çok önemli bir adımı bu toplantı ile başlattığını, kendisinin ilk olduğunu ve bunu diğer Türkçe konulu toplantıların takip etmesi gerekliliğini vurguladı. TDK' nun ileri gelen uzman isimlerine ve Türkçe diline egemen kişilere seslenerek, " Ya siz bizde olun, ya da biz sizde olalım " dedi ve ekledi " Sizin bize gelmeniz biraz güç göründüğünden bizim size gelmemiz kaçınılmaz olmuştur. Türkçe' nin düzelmesi için bu gereklidir. birilerinin bir şeyler yapmasının zamanı gelmiştir "... Türkçe' yi arılaştırmanın anlaşılmaz hale getirmek olmadığını savundu. Sonuç olarak bozulan bir Türkçe, yanlış kullanılan bir Türkçe, yok olmaya yüz tutan bir Türkçe, nin varlığı salon tarafından da kabul ediliyordu. Konuşma sırasında bir iki kere yangın alarmı çaldı. Panik yaratmasına karşın dolu salonun ancak yüzde biri paniklediğini bastırmaya çalışarak salonu terk etti. Ben de dahil yüzde doksan dokuzumuz ve sayın DÜNDAR napalım havasındaydık. Can bey akıllıca davranarak toplantı başkanımıza baktı. Ben kesinlikle bize güveniyordum. Yanlış alarm olduğuna çok emindim. Yerimi kaybederim korkusuyla hiç kıpırdamadım. Nitekim dönenler eski yerlerine oturamadılar. Birazdan Can bey açıkladı; - " Başkanımız diyor ki birazdan içeceğimiz çayın buharı sahte alarma neden oldu " Salon rahatlamıştı. İkinci üçüncü kez çalan alarmlar hepimizi dışarıda, molada bizi hazır bekleyen bekleyen çaylara bir adım daha yaklaştırdı. Gerçekten yararlı bu toplantı için Sayın DÜNDAR' a ve TDK' na teşekkür ederek dağıldık. Az daha unutuyordum; " Buhar " esprisinde bir parça gerçek payı vardı sanki... |
:
Alp ARPAD,
Ankara,
27.01.2005