www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
TİYATRO
Telif Hakkı Sahibi: Tayfun TÜRKİLİ, ( tayfun.turkili@hotmail.com )
BASTIBACAK
www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü, öncelikle SiZlere örnek olması ve daha sonra da yapıtın geniş bir yelpazenin beğenisine sunulması amacıyla telif hakkı sahibi ve duyguyoğuranı ( yazarı ) tarafından Enstitüde yer alması için gönderdiği bu oyun tekstinden dolayı Sayın Tayfun TÜRKİLİ' ne teşekkürü bir borç bilir. Bu oyunu sahnelemeyi düşünmeniz veya değişik bir amaçla kullanmak istemeniz halinde, kendisine bildirmeniz için duyguyoğuranımızın adresi bu sayfada verilmiştir. Enstitü' de, tiyatro dalındaki bu yapıtın öncelikle sahibine, daha sonra hepimize esin kaynağı olması ve uğur getirmesi dileğiyle...
ÇOCUK OYUNU
2 PERDE 8 TABLO
1. PERDE 2. PERDE
|
7. TABLO SARAY İÇİ ( Nilüfer el pençe Padişahın huzurunda. Padişah koltuğunda, Lala elinde büyük bir küple ayakta duruyor ) PADİŞAH - Gel bakalım Nilüfer. Dün tas içindeki madeni paraları altın haline getirmiştin. Ziyadesiyle sevindim. Şimdi de Lalamın elinde gördüğün şu küpün içindeki paraları altına çevirmeni istiyorum. Eğer becerebilirsen seninle evleneceğim. NİLÜFER - Emredersiniz padişah hazretleri. ( Padişah koltuğundan kalkar ) PADİŞAH - Küpü yere bırak Lala. Biz gidelim de Nilüfer kızımız marifetini göstersin. ( Padişah ve Lala dışarı çıkarlar. Nilüfer şaşkın. Küpün yanına gider, kaldırmak ister, kaldıramaz ) NİLÜFER - Üff amma da ağırmış. Kim bilir kaç yüz tane para var bunun içinde? ( sağına soluna bakar ) Dün Cin yardım etmişti,şimdi kim yardım edecek bana? Yandım yandım, paralar altın olmazsa padişah, annemle beni öldürtür. (ağlayarak) Ah anneciğim neden sanki bu yalanı söyledin şart mıydı beni padişahla evlendirmek istemen? ( Cin pat diye sahneye atlar ) CİN - Merabaaa! Ben geldim yine. NİLÜFER - ( heyecanla ) Ah, cin sen ha. CİN - Evet benim güzel kız. Bu sefer niye ağlıyorsun? NİLÜFER - Neden olacak, padişah efendimiz bu sefer de şu küpün içindeki madeni paraları altın haline getirmemi istedi. CİN - Tamam tamam sil o güzel gözlerinin yaşını. Hallederim. NİLÜFER - ( sevinçle ) Sahiden yapar mısın Cin? CİN - Yaparım dedim ya. Yalnız bu sefer ne vereceksin? NİLÜFER - Bilmem. Ne vereyim ki. ( Elini boynuna götürür ) Sahip olduğum tek şey gerdanlıktı, onu da dün vermiştim. Verecek başka hiç bir şeyim kalmadı Cin. CİN - O zaman padişahla evlenince doğacak ilk çocuğunu ver. NİLÜFER - ( şaşkın ) Çocuğumu mu? CİN - Evet çocuğunu. NİLÜFER - Şey, iyi ama nasıl olur? CİN - Sen bilirsin, eğer teklifimi kabul etmezsen paraları altına çevirmem, o zaman da padişah seni ve anneni öldürtür. ( ara ) Kararını ver, ya doğacak çocuğunu bana verirsin ya da ölürsün. NİLÜFER - ( Seyircilere doğru yürür ) Cin doğru söylüyor. Paralar altına çevrilmezse, padişah beni ve annemi öldürtür. Sizce ne yapmam gerekir çocuklar? Doğacak ilk çocuğumu vereyim mi cine? ( Geriye cine bakar sonra cinin duymaması için çocuklara daha çok yaklaşarak ) En iyisi Cinin teklifini kabul etmek, çocuk doğduktan sonra da vermem derim olur biter. ( geriye cine döner ) Tamam teklifini kabul ediyorum Cin. Paraları altına çevir, doğacak ilk çocuğumu sana vereceğim. CİN - Güzel. Başlıyorum öyleyse. ( bağırır ) Eyy karanlığın gizli güçleri. Şu küpün içinde ne kadar madeni varsa hepsini altın haline dönüştür. Her bir lira bir altın tanesi olsunnn! ( Yavaştan başlayan müzik sesiyle birlikte mümkünse ışıklar yanıp sönerek sahneye sihirli bir hava versin, sonra müzik kuvvetlensin ve doruktayken birden kesilsin ) CİN - İşte güzel kız, için rahat etsin, bütün madeni paralar altın haline geldi. ( Nilüfer elini küpün içine sokarak altınları çıkartır ) NİLÜFER - Ah sağol cin sağol, bilemezsin öyle büyük iyilik ettin ki bana. CİN - Evet ama bunu karşılıksız yapmadım. Söz verdin, doğacak ilk çocuğunu bana vereceksin. NİLÜFER - ( Baştan savma ) Tabi tabi. Ben şimdi lala hazretlerine gidiyorum. Padişah efendimize söylesin, paraların hepsi altın oldu. ( Işık söner ) 8. TABLO SARAYDA BİR ODA ( Perdede iyi döşenmiş, pencereli bir saray odasının görüntüsü vardır. Sahnenin ışığı sönüktür. Anlatıcı kadın sahnenin önüne gelir ) ANLATICI - Sizlerin de gördüğü gibi sevgili çocuklar, işler buraya kadar iyi gitmiş. Bir yalanın cin vasıtasıyla gerçeğe dönüşmesi sonucu Padişah güzel Nilüferle evlenmiş. Bu arada bir de erkek çocukları olmuş. Nilüfer hem padişah karısı hem de anne olduğu için hayatından öylesine memnunmuş ki, evlenmeden önce cine verdiği sözü bile unutmuş. (Elini kulağına götürerek çocuklara eğilir ) Efendim? Sonra ne mi olmuş? ( doğrulur ) Sonrasını merak ediyorsanız oyunu izleyin. Hazır mısınız? ( Anlatıcı kız sahneden çıkar. Sahnenin ışığı yanar. Ve saray odası dekoru ortaya çıkar. İkili bir kanepede Nilüfer, kundağa sarılı bebeğiyle oturmaktadır )
NİLÜFER - Hanimiş benim güzel oğlum, Baturalpp oğlum, yavrumm. ( Birden cin sahneye atlar ) CİN - Merabaaa!NİLÜFER - ( korkar ) Ayy, sen de kimsin? CİN - Vay vay vay unuttun mu beni sultanım. Ben Cinim. NİLÜFER - ( korkuyla sağa sola bakar ) Ah sen misin Cin? Ne var niye geldin? CİN - Niye mi geldim? ( seyircilere bakar ) Niye geldiğimi soruyor? ( Nilüfer' e ) Oğlunu almaya geldim padişah karısı. NİLÜFER - ( Çocuğa sarılır ) O..Oğlumu mu? CİN - Evet, unuttun mu seninle bir anlaşma yapmıştık? Bir küp dolusu madeni parayı altına çevirirsem bana doğacak ilk çocuğunu vermeye söz vermiştin. NİLÜFER - Şey evet, söz vermiştim ama yapamayacağım. CİN - Neyi yapamayacaksın? NİLÜFER - Oğlumu sana vermeyeceğim. CİN - Ooo şimdi olmadı işte. Biliyorsun seninle bir pazarlık yapmıştık padişah karısı. Anlaşmamıza uymak zorundasın. NİLÜFER - Haklısın ama yapamam, evladımı veremem. ( Seyirciye yürür önünde durur ) Anlayış göster hangi anne yavrusunu verebilir ki? CİN - Bunu bana söz vermeden önce düşünecektin? NİLÜFER - Evet ama o zaman böyle bir söz vermek zorundaydım. Yoksa padişah beni öldürtecekti. Gel oğlumu istemekten vazgeç, sana başka şeyler vereyim. CİN - Olmaz. NİLÜFER - Ben artık padişah karısıyım. Çok zenginim. Sana istediğin kadar altın, gümüş, inci verebilirim. CİN - Olmazz! NİLÜFER - Ülkemizin en güzel yerinden topraklar vereyim, yeter ki oğlumu isteme benden Cin. CİN - Olmaz dedim ya, ben oğlundan başka bir şey istemem. Hadi ver onu bana da götüreyim. NİLÜFER - ( ağlayarak ) Hayır oğlumu vermem, veremem. Onu ben doğurdum. Canımdan bir parça o, vermem sana. İstiyorsan benim canımı al ama yavrumu isteme benden. Onu doğurmak için dokuz ay karnımda büyüttüm. Nasıl olur da ayrılırım evladımdan. CİN - Peki padişah karısı. Göz yaşların beni çok duygulandırdı. Nedense ağlayan bir kadın karşısında yüreğim hemen yufkalaşır. NİLÜFER - ( heyecanla ) Yani oğlumu almaktan vaz mı geçtin Cin? CİN - Hayır sadece sana son bir şans vereceğim padişah karısı. NİLÜFER - Nedir o? CİN - Üç gün içinde adımı bilirsen oğlunu almaktan vazgeçeceğim. Her gece gelip sana adımı soracağım, bilirsen mesele yok, ama üçüncü günün sonunda adımı bilemezsen gözyaşlarında para etmeyecek, oğlunu alıp gideceğim ve bir daha da onu hiç göremeyeceksin. Anlaştık mı? NİLÜFER - Peki, tamam. CİN - Şimdi gidiyorum ama yarın gece gelip adımı soracağım. ( Cin atlayarak sahneden çıkar ) NİLÜFER - Allah’ım şimdi ben ne yapacağım? Sanki neden o zaman cine oğlumu vereceğime söz verdim. En iyisi durumu padişah kocama söyleyeyim, bu ülkenin tek hakimi, o mutlaka bir çözüm bulur bu işe. Sonuçta benim oğlum onun da oğlu.
( IŞIK SÖNER. BİR İKİ SANİYE SONRA YANDIĞINDA NİLÜFER' İN YANINDA PADİŞAH DA VARDIR ) PADİŞAH - ( şaşkın ) Neler söylüyorsun sen Nilüfer sultan? Anlattıkların inanılır gibi değil. NİLÜFER - Ne söyleseniz haklısınız padişahım ama olan oldu. O zamanlar sırf sizin gözünüze gireyim, sizinle evleneyim diye o cinin tekliflini kabul etmek zorunda kalmıştım. İster bağışlayın beni, ister öldürün ama oğlumu o cine vermeyin hünkârım, yalvarırım bir çare bulun. PADİŞAH - Bir cine karşı nasıl mücadele edilir bilmiyorum Nilüfer sultan. Ama şimdi emir verip ülkemin dört bir tarafına haberciler salıp ne kadar isim varsa tespit ettireceğim. Belki bu sayede cinin adını bulabiliriz.
( IŞIK SÖNER. TEKRAR AÇILDIĞINDA GECE OLMUŞTUR. ODADA SADECE NİLÜFER' LE OĞLU VARDIR. NİLÜFER' İN ELİNDE BİR KAĞIT VARDIR )
NİLÜFER - Bulabildiğimiz ne kadar isim varsa şu kağıtlara yazdım. Acaba Cinin adı bunlardan biri olabilir mi? Allah’ım ne olursun bize yardım et, kendim için değil oğlum için yalvarıyorum sana. ( Cin atlayarak sahneye girer ) CİN - Merabaaa! NİLÜFER - ( Seyirciye ) İşte geldi musibet. CİN - Evet ben her zaman sözümü tutarım padişah karısı. Bu birinci gecen. Bakalım ismimi bilebilecek misin? NİLÜFER - Elimdeki şu kağıtta bir sürü isim yazılı. Umarım bunlardan biri senindir. CİN - Şans, belli olur mu bu? Hadi söyle bakalım. NİLÜFER - Ahmet, Mehmet, Hüseyin, Cengiz, Turan.. CİN - Değil değil, hiç biri değil. Devam et padişah karısı. NİLÜFER - Yılmaz, Mustafa, Selâmi, İlhan, Recep, Bayram, Gafur, Alparslan.. CİN - Bilemedin bilemedin. Sabaha kadar vaktin var, ama sabah olmadan gideceğim ona göre. Hadi devam et. NİLÜFER - Cafer, Kerim, Gaffar, Fikri, Ertan, Özcan, Özkan, Aytekin, Baybars. ( IŞIK SÖNER. İKİ SANİYE SONRA YANAR. NİLÜFER SAYMAKTADIR ) NİLÜFER - ( yorgun ) Remzi, Hilkat, Hasan, Haşim, Mert, Mukbil, Aydın, Atakan, Altan, Ayhan, Ateş, Kaya, Kenan, Kemal.. CİN - Tamam bu kadar yeter. Bilemedin. Sabah oluyor ben gidiyorum Padişah karısı. NİLÜFER - İyi ama daha sayacağım çok isim var cin, biraz daha kalsaydın. CİN - Kalamam gün ışımadan gitmem gerekiyor. Daha bu birinci geceydi, önünde iki gece daha var padişah karısı. Bu gece yine geleceğim. NİLÜFER - Dur bekle biraz. ( Cin atlayarak sahneden çıkar ) NİLÜFER - Gitti. Yarabbim ne yapacağım ben? Dünyanın adını saydım ama hiç biri onun adı değilmiş. Böyle giderse oğlumu alacak elimden. Bir şeyler yapmalıyım. Padişah beyime söyleyeyim de emir versin, bugüne kadar hiç duymadığımız, bilmediğimiz isimler buldursun. ( IŞIK SÖNER. TEKRAR YANAR. PADİŞAH VE NİLÜFER ) PADİŞAH - Ne oldu Nilüfer sultan, cinin adını bilebildin mi? NİLÜFER - Sormayın efendimiz, sürüyle isim saydım ama yine de bilemedim. PADİŞAH - Üzülme sultanım, önümüzde daha iki gece var. Askerlerim sabahtan akşama kadar ne kadar isim varsa hepsini tespit ediyorlar. Elbette içlerinden birisi o cinin olacak. NİLÜFER - Ya hiç kimselerin bilmediği bir isimse, o zaman ne yaparız? Cin üçüncü gecenin sonunda ismini bilemezsem oğlumuzu alacak bizden. Siz ki koskoca bir padişahsınız, ülkenin tek hakimisiniz, bu cinin hakkından gelemez misiniz? PADİŞAH - Bazı şeyler vardır ki padişahların bile gücü yetmez, çaresiz kalır Nilüfer Sultan. Tıpkı şu anda olduğu gibi. Bir cinle nasıl baş edilebilir bilemiyorum. Ama unutma padişahtan büyük Allah vardır. O Allah ki elbet bize yardımcı olacaktır. Bol bol dua edelim sultanım.
( IŞIK SÖNER. TEKRAR YANDIĞINDA GECEDİR. NİLÜFER YERE KADAR UZANAN ELİNDEKİ LİSTEYE BAKMAKTADIR) NİLÜFER - Aman Allah' ım bu ne kadar çok isim böyle? Bütün bir gece bu isimleri okuyamadan sabah olur. ( Cin atlayarak odaya girer ) CİN - Merabaaa! NİLÜFER - ( seyirciye ) Geldi işte kör olası Cin. CİN - Ee ne yaptın padişah karısı? Yeni isimler bulabildin mi bari? NİLÜFER - Buldum. Umarım şu kağıtlarda yazılı isimlerden birisi senindir. CİN - Göreceğiz. Bu ikinci gecen. Sabaha kadar vaktin var. Sabah olunca gideceğim ve yarın gece son olarak geleceğim padişah karısı. Eğer yine ismimi bilemezsen oğlunu alıp götüreceğim. Buna ne sen ne de padişah kocan engel olamayacak. NİLÜFER - Sen çok kötü bir cinsin. Nasıl olur da daha süt çocuğu bir bebeği annesinden ayırabilirsin? Sen de hiç merhamet, hiç kalp yok mu? CİN - Peki ya sen insanken, kadınken nasıl olur da doğmamış evladını padişah karısı olma uğruna feda edersin ha? NİLÜFER - Mecburdum, can derdine düşmüştüm. O zaman başka bir seçeneğim yoktu. Ya ölecektim, ya da çocuğumu feda edecektim. CİN - Neyse geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler. Vakit ilerliyor, tahmin et bakalım ismimi, hadi. NİLÜFER - Seçkin, Savaş, Salih, Saltuk.. CİN - Değil değil. NİLÜFER - Sükan, Şakir, Serdar,Mesut, Müjdat, İskender, metin, Mahmut, Mutlu, Melih, Mesut.. CİN - Hiç biri değil. Daha çabuk padişah karısı daha çabuk. Zaman su gibi akıp geçiyor. Sabah olmadan ismimi bilmeye bak. NİLÜFER - İzzet, Ekrem, İslam, İlhami, Ümit. Tuncer, Toron, Tanju, Tolgay, Tevfik.. CİN - Hayır hiç biri benim ismim değil padişah karısı. Başka sayacağın isim var mı? NİLÜFER - ( bağırarak ) İnsaf et. İki gecedir sayısız isim saydım, nasıl olur da bunlardan biri senin adın olmaz. CİN - Değil işte, değil. NİLÜFER - Gel vazgeçelim bu oyundan. Sana ne istersen vereyim. Altın mücevher, ne istersen. Yeter ki şu isim oyunundan vazgeç. CİN - Olmaz, ya ismimi bilirsin ya da çocuğunu alırım, İşte o kadar. NİLÜFER - ( ağlayarak ) Allah kahretsin seni, kahretsin. CİN - Boşuna intizar etme padişah karısı. ( esner ) Sabah oluyor benim gitmem lazım. Unutma yarın gece son gecen. İsmimi bildin bildin, bilemedin oğlunu alacağım. Bay bayy! ( Cin atlayarak sahneden çıkar gider ) NİLÜFER - ( bağırarak ) Geber e’ mi, inşallah bir daha geri gelmezsin. Pis cin. ( IŞIK SÖNER. TEKRAR AYDINLANDIĞINDA PADİŞAH DA ODADIR ) PADİŞAH - Yine mi ismini bilemedin cinin, Nilüfer sultan? NİLÜFER - Maalesef padişahım, sabahın ilk ışıklarına kadar yüzlerce isim saydım ama hiç biri onun ismi değilmiş. ( içini çeker ) Eğer bu gecede bilemezsem oğlumuzu alacak bizden. PADİŞAH - Bir padişah olarak İlk defa çaresiz kalmanın acısını yaşıyorum Nilüfer sultan. Oğlum için ülkelerle savaşırım ama ne yazık ki bir cine karşı ne yapılabileceğini bilmiyorum. NİLÜFER - Birkaç saat sonra gece olacak ve o kahrolası cin son defa gelecek. PADİŞAH - Üzülmeyin Nilüfer sultan, gün doğmadan neler doğar. Allah kerimdir, bize yardımcı olacaktır. ( IŞIK SÖNER. TEKRAR AYDINLANDIĞINDA GECEDİR. NİLÜFER AĞLAYARAK KUCAĞINDAKİ KUNDAĞI SEVMEKTEDİR ) NİLÜFER - Yavrum, güzel oğlum, bir tanem. Öyle küçüksün ki, daha sana doyamadım bile. Belki de bu seni son görüşüm olacak. Birazdan o kahrolası cin gelip ismini soracak. Eğer bilemezsem, seni benden alacak, koparacak.. ( Cin atlayarak odaya girer ) CİN - Merabaaa! NİLÜFER - Merhaban da sen de yerin dibine batarsın inşallah. CİN - İstediğini söyle, istediğin kadar hakaret et padişah karısı, umurumda bile değil. İşte son geceye geldik. İsmimi bilirsen çekip gideceğim ve bir daha da gelmeyeceğim. Ama bilemezsen o sevimli çocuk artık benim olacak. NİLÜFER - Asla, asla onu sana vermeyeceğim. CİN - Bu senin elinde değil padişah karısı. Evet gece ilerliyor başlayalım artık. Say bakalım isimleri. NİLÜFER - Vedat, Vecdi, Volkan, Haluk, Haşim, Harun, Erdoğan, Ergin, Emin.. CİN - Değil değil hiç biri değil. Yaşasın çocuk benim olacak. NİLÜFER - Bülent, Baki, Bilkay, Beşir, Coşkun, Cenk, Deniz, Demir.. ( IŞIK SÖNER, BİRKAÇ SANİYE SONRA AYDINLANIR. CİN VE NİLÜFER BİRLİKTE ) NİLÜFER - ( saymayı sürdürür ) Dikmen, Devrim, Ersin, Halis, Abdülvahap, Hakan. CİN - ( esneyerek ) Hiç biri değil padişah karısı. Sabah olmasına beş dakika var. Beş dakika içinde bildin bildin, yoksa çocuğunu alıp gideceğim. CARİYE - ( sesi dışardan ) Affedersiniz sultanım. ( Nilüfer sesin geldiği yere gider ) NİLÜFER - Ne var Nigâr? CARİYE - ( dışardan ) Sultanım bir avcı geldi, sizinle görüşmek istiyor. NİLÜFER - Öyle mi geliyorum. ( cine ) Bekle beni burada cin şimdi geleceğim. CİN - Üç dakikan kaldı padişah karısı. ( Nilüfer sahneden çıkar ve yan taraftan sahnenin önüne gelir. Orada avcı kıyafetiyle duran bir adama yürür ) NİLÜFER - Buyurun ne istediniz? AVCI - Sultanım bağışlayın gecenin ilerlemiş bu vaktinde sizi rahatsız ettim. NİLÜFER - Mesele nedir? AVCI - Başınıza gelenlerden haberim var. Oğlunuzu almak isteyen kötü cinin ismini öğrenmek istiyormuşsunuz. NİLÜFER - Evet ama ne yazık ki hâlâ adını öğrenemedim. AVCI - Belki size faydası olur. Bu sabah ormanda avlanırken iri yarı uzun boylu bir adam gördüm. NİLÜFER - ( heyecanla ) Aman Allah’ ım cin olabilir bu. Evet devam edin lütfen. AVCI - Adam bir yandan yemek yapıyor bir yandan da yüksek sesle konuşuyordu. NİLÜFER - ( heyecanla) Ne diyordu? AVCI - Bana derler Bastıbacak, bu gece padişahın oğlu benim olacak. Belki aradığınız isim bu olabilir diye sizi rahatsız ettim. NİLÜFER - ( heyecanla ) Evet evet olabilir. Mutlaka odur. Sağ olun sağ olun, Allah sizden razı olsun. Son anda oğlumun hayatını kurtardınız. ( Avcıyla birlikte sahneden çıkar. Sonra Cinin yanına girer ) NİLÜFER - Geldim işte. CİN - Son otuz saniye padişah karısı. Adımı öğrendiysen söyle yoksa oğlunu alıp gidiyorum. NİLÜFER - Dur, söylüyorum. CİN - Söyle. NİLÜFER - Bastıbacak CİN - ( şaşkın ) Ne..Ne dedin sen? NİLÜFER - Bastıbacak dedim. ( heyecanla ) Evet senin adın bu. Sen Bastıbacak' sın. Bastıbacak' sın. ( Cin kızgınlığından tepinmeye başlayarak seyircilerin önüne gider ) CİN - Olamaz, olamaz, adımı bildi. Bu benim sonum oldu. Mahvettin beni padişah karısı, mahvettin. ( Nilüfer bebeğini kapar, göğsüne bastırır ) NİLÜFER - Bildim işte, bildim, oğlumu alamayacaksın elimden, adını bildim. CİN - Olamaz, yapamazsın bunu bana. Adımı bilemezsin. Bu benim sonum oldu. Ölüyorum ben, ölüyorum. Ölüyorummmm! ( Cin yere düşer, ölür ) NİLÜFER - ( şaşkın ) Aman Allahım gözlerime inanamıyorum cin öldü. Öldü o. Kurtulduk oğlum, sonsuza kadar kurtulduk ondan şehzadem. ( Işık ağır ağır sönerken anlatıcı ortaya çıkar ve seyircilere yürür) ANLATICI - Evet sevgili çocuklar, oyunumuz burada sona erdi. Ama sizin de gördüğünüz gibi bütün bu olaylara yalan söylemek sebep oldu, değil mi? Siz, siz olun ne olursa olsun yalan söylemeyin. Her yalan böyle mutlu şekilde sona ermez. Evett, gökten üç elma düşmüş, biri anlatana yani bana, biri oynayanlara, ötekisi de padişaha, karısına ve oğluna. SON |
:
Tayfun
TÜRKİLİ, 090
542 415 73 64