www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

ÖYKÜ BULVARI

SiZedebiyat  EDEBİYAT TOPLULUĞU Grup Çalışmaları 1: USTALARDAN Bİr ÖYKÜ: A SECRET FOR TWO

Çeviren: SiZedebiyat Edebiyat Topluluğu Üyeleri

Quentin James REYNOLDS

( 11.04.1902 - 17.03.1965 )

 Amerikalı Gazeteci, New York Collier's Magazine yardımcı editörü ( 1933 - 1945 ) , ABD II. Dünya Savaş Muhabiri, Yazar. Başlıca yapıtları: DURUŞMA SALONU ( Samuel S. LIEBOWITZ' in hikâyesi ), ÖLÜM BAKANI ( Adolf EICHMANN' ın öyküsü ), Quentin REYNOLDS YAZDI ( Genç okuyucular için otobiyografisi ), WRIGHT KARDEŞLER, Winston CHURCILL, YARALILAR AĞLAMAZ ( The Wounded don' t cry ), RESMEN ÖLÜ ( KINA SMITH ) ( OFFICIALLY DEAD ), ( GÖKYÜZÜ İÇİÇ SAVAŞTILAR ) They fought for the sky), CUSTER' IN SON DAYANAĞI ( Custer's last stand ), Kısa Hikâyeler...

İKİ KİŞİLİK SIR

Montreal çok büyük bir şehirdir. Bütün büyük şehirler gibi onun da küçük caddeleri vardır. Söz gelimi Prens Edward caddesi gibi caddeler yalnızca dört blok uzunluğundadır. Hiç kimse Prens Edward caddesini Pierre DUPIN kadar iyi bilemezdi. Caddedeki ailelere otuz yıl boyunca Pierre süt dağıtmıştı.

Pierre’ in süt arabasını son on beş yıl boyunca büyük beyaz bir at çekmişti. Montreal’ de, özellikle şehrin Fransız kesiminde, çocuklara ve hayvanlara çoğunlukla azizlerin isimleri verilirdi. Pierre’ in atı süt şirketine ilk geldiğinde bir adı yoktu. Atı kullanabileceği söylendi. Pierre elini atın boynundan aşağı, döşlerine doğru usulca ve sevecenlikle dolaştırdı. Hayvanın gözlerinin içine baktı.

- " Bu iyi huylu bir at " dedi Pierre. " Gözlerinden fışkıran o muhteşem sihirli ışığı görebiliyorum. Ona, aynı iyi huy ve aynı sihirli ışığı sembolize eden Saint Joseph' in adını vereceğim "

Joseph bir yıla kalmadan süt alan ve almayan her bir evi tek tek öğrenmişti.

Pierre her sabah beşte süt şirketinin ahırına gittiğinde, süt arabasını süt şişeleriyle henüz doldurulmuş ve Joseph’ i de kendisini beklerken bulurdu. Joseph başını arkaya çevirip ona baktığı sırada, Pierre “ Günaydın eski dostum ” diye kendisini selamlayarak sürücü koltuğuna tırmanırdı.

Bunu gören diğer sürücüler Joseph' in Pierre’ e gülümsediğini söyler, sonra bu duruma kendileri de gülümserdi.

Sonra Pierre, Joseph’ a yumuşak, sevecen bir sesle; “ Haydi dostum, gidelim ” derdi. Ve her ikisi de gururla caddeden aşağıya doğru yola koyulurdu. Süt arabası Pierre’ den herhangi bir komut almaksızın üç sokak daha aşağıya giderdi. Sonra sola, Saint Catherine caddesine dönmeden önce iki kere sağ yapardı.  Son olarak Joseph Prens Edward sokağının en başındaki evin önünde dururdu. Joseph, Pierre' in sürücü koltuğundan aşağı atlayıp evin ön kapısına sütleri bırakması için burada yaklaşık otuz saniye beklerdi. Sonra iki evin önünden durmadan geçer, üçüncüde dururdu. Daha sonra Joseph söylemeye gerek kalmadan daire çizerek geriye doğru döner, yolun diğer tarafına geçerdi.  Evet, Joseph zeki bir at idi. 

Pierre, Joseph için “ Dizginlerine asla dokunmam. O tam olarak nerede duracağını bilir. Arabayı çeken Joseph olduğu sürece kör bir adam bile sütleri dağıtabilir ” diyecekti.

Aynı şekilde geçip giden yıllar birbirini kovaladı. Pierre ve Joseph birlikte yaşlandılar. Pierre’ in pos bıyığı artık bembeyaz olmuş, Joseph de dizlerini eskisi kadar iyi büküp yukarıya kaldıramıyor, başını eskisi kadar  oynatamıyordu. Baş seyis Jacques, Pierre bir sabah kullandığı kalın bastonuyla görününceye kadar ikisinin de yaşlandığını fark edememişti. 


Jacques güldü: “ Hey Pierre, gut hastalığına mi yakalandın yoksa? ”

Pierre:” Ah evet Jacques, insan yaşlanıyor. Bacakları yoruluyor ”.

Jacques: “ Eh, o zaman Joseph’ e sütleri senin için  kapının önüne kadar taşımasını öğreteceksin! Başka her işi yapıyor zaten! ”

Joseph, Prens Edward sokağında süt alan kırk ailenin her birini tanıyordu.  Pierre’ in okuma yazmasının olmadığını bilen aşçılar, bir şişe süt daha gerektiğinde boş süt şişesinin üzerine not bırakmak yerine şarkı söyleyerek sipariş verirlerdi: “ Bu sabah fazladan bir  şişe  süt daha getir Pierre ” ; Pierre’ in süt arabasının tekerlekleri sokakta takırdamaya başladığında sık sık şarkı söylerlerdi. “ Ah, demek bu aksam yemeğe misafirleriniz var ” diye neşeyle cevaplardı Pierre. Pierre’ in çok güçlü bir hafızası vardı. Ahıra döndüğünde Jacques’ a hemen anlatmayı ihmal etmezdi: “ Pacquin’ ler bu sabah fazladan bir şişe daha süt aldılar; Lemoine’ lar ise bir kutu krema…”

Süt dağıtıcılarının çoğu haftalık faturalar hazırlamak ve parayı buna göre toplamak zorundaydılar Ama Jacques Pierre’ e olan sevgisinden dolayı ondan bunu yapmasını asla istemedi. Pierre’ in bütün yaptığı sabah beşte işe gelip, doğruca her zaman aynı yerde hazır bekleyen süt arabasına binip, sütü dağıtmaktı. İki saat sonra geri gelir, koltuğundan aşağı atlar, Jacques' a neşeli bir " Hoşça kal ” der, sonra da sokaktan aşağı yavaşça yürürdü.

Bir gün süt şirketinin yönetim kurulu başkanı sabah erkenden dağıtımı teftişe geldi. Jacques Pierre’ i işaret ederek, “ Atıyla nasıl konuştuğunu seyredin. Bakın at nasıl da başını Pierre’ den yana döndürüp onu dinliyor. Atın gözlerindeki bakışı gördünüz mü? Biliyor musunuz, bence bu ikisi bir sırrı paylaşıyorlar. Bunu her zaman hissetmişimdir. Dağıtıma çıkarlarken sanki ikisi  bir olup bize gülüyormuş gibi gelir bazen.  Pierre… Pierre, sayın başkan, çok iyi bir adamdır ama yaşlanıyor! Belki de küçük bir maaşla dinlenmeye ayırmak gerekir.

“ Ah tabii," diye gülümsedi başkan. " Pierre’ in nasıl çalıştığını bilirim. Bu işi tam otuz yıldır yapıyor. Onu bilen herkes onu sever. Dinlenme vaktinin geldiğini anlat ona. Eskiden olduğu gibi yine her hafta maaşını alacak "

Ama Pierre işin bir an bile olsun ayrılmayı kabul etmedi. Joseph' i her gün sürmezse hayatının anlamı kalmayacağını söyledi. “ Joseph ve ben iki yaşlı adamız ” dedi Jacques’ a. “ Bırakın birlikte eskiyelim. Joseph işi bırakmaya hazır olduğunda ben de bırakacağım "

Pierre ve atıyla ilgili insanı saygıyla gülümseten bir şeyler vardı. Her biri diğerinden görünmez bir güç alıyor gibiydi. Joseph arabaya bağlandığında, Pierre de sürücü koltuğunda oturduğunda ikisi de yaşlı gözükmüyordu. Ama işlerini bitirdiklerinde, Pierre aksayarak sokaktan aşağı uzaklaşırken gerçekten çok yaşlı gözüküyor, ağır ağır ahırına doğru yürüdüğünde Joseph' in de başı öne düşüyordu.

Jacques soğuk bir sabah, korkunç haberi Pierre' e nasıl vereceğini düşünüyordu. Hava hâlâ karanlık, buz gibiydi. Gece boyunca kar yağmıştı. “ Pierre, atın, yani Joseph, bu sabah uyanmadı! " dedi. " Çok yaşlıydı, Pierre. Yirmi beş yaşındaydı, biliyorsun bu insan hayatında yetmiş beş yıl demek! ”

“ Evet ” dedi Pierre usulca “ Evet, ben de yetmiş beşimdeyim.  Ve Joseph’ i bir daha göremeyeceğim! ”

“ Oh, elbette görebilirsin " dedi Jacques sevecenlikle. " Hâlâ ahırında. Çok huzurlu görünüyor. Oraya git ve onu gör ”

Pierre ileriye, ahıra doğru bir adım attı ve geri dönerek,  “ Hayır… hayır... anlayamazsın Jacques ” dedi.

Jacques Pierre' nin omzunu pat patladı. Joseph kadar iyi bir at daha bulacağız. Joseph kadar iyi bilmesi  için sen ona da bilmesi gereken bütün evleri bir ay içinde öğretirsin. " Biz… ”. Pierre’in gözlerindeki ifade onu susturdu! Pierre yıllarca gözlerinin altına kadar indirdiği büyük bir kasket takmıştı. Onu acıtan soğuk rüzgârlardan koruyordu. Konuşmanın tam o anında Jacques Pierre' le göz göze geldi. Pierre' in  donuk ve cansız bakışları karşında kaskatı kesilmişti. 

“ Seni  izinli sayalım bugün Pierre ” dedi Jacques.

Ama Pierre aksayarak sokaktan aşağı gitmişti bile. Pierre sokağın köşesine kadar yürümüş ve karşıya geçmek için sokağa adımını atmıştı. Tam bu esnada büyük bir kamyon sürücüsünün uyarı çığlığı ve durmaya çalışan kamyonun lâstik tekerleklerinin keskin fren cayırtısı ortalığı kapladı. Fakat Pierre… Pierre hiç bir şey duymamıştı.

“ Ölmüş... Ölümü anında olmuş! ” dedi bir doktor.

Duramadım " dedi kamyon sürücüsü. " Tam kamyonumun önüne yürüdü. O..., O... hiç görmedi sanırım; sanki körmüş gibi yürüyordu ” 

“ Kör mü? " dedi doktor, Pierre' e doğru eğilirken, " Tabii ki bu adam kördü! Görüyor musunuz gözdeki şu büyümeleri? Biçim bozukluğunu ? Bu adam beş yıl önce kör olmuş!"

Jacques’ a dönerek, “ Sizin için çalıştığını söylediniz. Kör olduğunu bilmiyor muydunuz? "

“ Hayır… hayır… ” dedi Jacques üzüntüyle. “ Hiçbirimiz bilemedik... Yalnızca birisi... yalnızca birisi, arkadaşı, Joseph bildi.  Bu... bu bir sırdı! Sanırım, yalnızca ikisinin arasındaki bir sır..."

                                                                               Diğer Bir Öykü için  

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt