www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

ÖYKÜ BULVARI

Telif Hakkı Sahibi: Nusret ZENCİRCİ

PARAM YOK

Sonbaharla birlikte az da olsa  serinlemiş gecede, başını yastığa koyalı çok olmuş; geçen yıllarını düşünerek dalmış, ama son zamanlardaki tüm gecelerinde olduğu gibi o gece de uykuya dalamamıştı yaşlı adam. Yazları kavuran, sivrisinekleri sokan, nemi insanın üstünden akan bu kente daha yeni yetme bir delikanlı idi geldiğinde. Fabrikaların yer aldığı karşı yakasında kentin, bir fabrikaya bitişik bir evin bir odasını üç beş kişi ile paylaşmış, iş bulmuş çalışmıştı. Yıllarca sürmüştü bu çalışması, işsiz kaldığı günler dışında. 

Askere gitmiş gelmiş evlenmiş, çocukları olmuş, onlar büyümüş, evlenmiş ayrılıp başka kentlere yerleşmiş, o hep çalışmıştı. Yıllar onu da, iş bulunca köyden alıp getirdiği eşini de yormuş, iki sene önce de yorulan bedeni ile eşi, onu terk edip gitmişti buralardan. Tek başına idi günlerinin çoğunda. Bazen, uzaktaki çocukları gelebilir olmuş, gidiş gelişleri yıllar geçtikçe daha da seyrekleşmişti. Yemek yapmayı bulaşık yıkamayı yeniden öğrenmiş, bazen kendi pişirebildikleri ile çoğu zaman da komşulardan gelen birkaç kap yemekle karnını doyurmaya alışmıştı. Dışardan yemesi zordu, hem alışık değildi hem de lokanta yemeği dokunuyordu artık.

Belli belirsiz sabah ezanını duyduğunda uykuya ancak dalmıştı. Birkaç saat uykudan sonra kalktı yataktan. Çayı koydu ocağa. Traş oldu, eskiliğinden yüzünü parçalayan traş bıçağı ile. Yüzünden akan kanları su ile yıkayarak, tek temiz giyilebilir elbisesini giydi. Ayağına ancak ucunu kesince rahatça giyebildiği, üstü mavi bez altı lastik ayakkabısını geçirip eline bastonunu da alarak düştü yola. Yürüyecek gibi değildi, gideceği yer uzaktı. Geçen bir halk otobüsüne zorla ağır ağır biraz da öteki yolcuların yardımı ile bindi, yer veren bir delikanlının yerine oturdu, buğulu gözlerini yere dikerek.

Para toplayan biletçiyi, o duymuyor gibiydi, ama biletçi ısrarlıydı. “ Para ” diye tekrar seslendi. Yolcuların kendisine bakmasından kaçamadı bu sefer yaşlı adam, başını biraz kaldırdı yerden. Usulca, herkesin duyamayacağı bir sesle inledi biletçiye,  “ Param yok, maaş almaya gidiyorum. Dönerken öderim oğlum ”. Ses çıkaramadı artık biletçi. Ağır ağır indi otobüsten gideceği yere geldiğinde, biletçiden gözlerini kaçırarak. Maaşı alır almaz ilk iş şu adamın parasını vermeliydi.

Emekli maaşını almak için girdiği banka kuyruğunda daha maaşını alamadan tükendi nefesi de, gücü de. Hastaneye yetiştiremediler zayıf yorgun bedenini. Veremediği bilet parasının kahrı içinde, gençlik umutlarının kentinden aynen geldiği günkü gibi boş cebiyle çekip gitmişti yaşlı adam...

:  Nusret ZENCİRCİ, Ankara, 23.10.2002                                                                                                             Diğer Bir Öykü için  

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt