www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi

Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD

İnsan Olmanın Lezzeti... CXXII

Bir Sonraki Yapıt

Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir

 SİS DAĞININ BAŞLARI

Alişimin kaşları kare / Sen açtın sineme yare /  Bulamadım derdime çare / Görmedin mi ah civan Alişimi Tuna boyunda / Sarmadın mı ah arslan Alişimi Tuna boyunda... Yaşlanmayan sıfatlı, taze kaysı sesli bir şantörümüz bunu bir söyler ki hayranlıkla dinlememeniz olanak dışı. Doğru mu? Hayır! En iyisi, bunu Aliş' e hayranlık duyan sevgilinin ayarında bir hanım sanatçının söylemesi. Aliş arslan gibi Tuna boylu bir civan. Yıllar boyu güzelim Balkan kızları Tuna kıyısında halı döverken suya okumuşlar. O günden bugüne, korolar tek ses hâlinde, kadın sesiyle geçmişler. Ya Aliş' e ya da Aliş' in şahsında bir delikanlıya yakılan abayı anlatan köklü Balkan içlisi. Safiye AYLA, Müzeyyen SENAR bir söyler ki bu klâsiği; Peh, peh! Özel olarak da icra etmişler Büyük Önder' imize. Aynı Yanık Ömer gibi. Çok severmiş.    

Lüleburgaz türküleri vardır; Dere Geliyor Dere, Ah Tren Kara Tren, Haticem. Ah Tren' de kumral yârine söyler. Sanki, erkeklerin söylemesi daha doğru. Dere Geliyor Dere' yi kesinlikle kadınların söylemesi gerek. Mendile isim işliyor çünkü; yârinin ismini! Haticem! Kesinlikle erkeğin çığırması gerek. Adam bağlanmış, gidemiyor Hatice' nin olduğu diyardan. Yalnız... bir Lüleburgaz derlemesi var ki onu hangi cinsin söyleyeceğine henüz karar veremedim: " Ev üstünde sazım var / Sana iki sözüm var / söylemeye sıkıldım / Ablanda gözüm var " ... Buraya kadar çok güzel. Delikanlı, ablasını isteyecek; hazırlık yapıyor. Bundan sonrası hafif karışık: " Elma attım nar geldi / Mendil cebe dar geldi / Yârim Kore' de ölmüş / Akşam künyesi geldi ". Siz çözedurun; ben gidiyorum.

Pencereme Ay Düşse! İsmi bile öyle güzel ki. Koskoca ay gelecek, senin pencerene düşecek? Bazen düşüyor ama, hem de öylesine düşüyor ki sadece senin sanıyorsun! Murat HASARI da öyle düşlemiş: İki göz bir araya gelebilse / Kelimeler anlamını yitirse / Olmayacak dua değil bu / Birileri he dese / Pencereme bu gece ay düşse!.. Yavuz BİNGÖL de bir güzel yorumlamış. Keman ve piyanonun nefis birlikteliği. Erkeğin az lâfla yoğun romantizmi. Sakın ola bir kadın yorumlamaya!         

Ankara türküsü Çakır Eminem! Bazı kadın sanatçılar söylemeye can atıyorlar. Anlamak çok zor! Onlarca okunacak türkü varken... Duriyemin Güğümleri! Safranbolu Türküsü. Bursalı mısın Kadifeli Gelin! İsmi üzerinde, Bursa Türküsü. Züleyha, Urfa Türküsü...

Reyhan! Dağlar Kızı Reyhan. Rashid BEHBUDOV güfteleyip bestelemiş. Ne gozelsin ay gız, bir çiççeksin ay gız / bir tanesin ay gız, dürdanesin ay gız... İlk kimden duymuştuk biliyor musunuz? Kâmuran AKKOR ve Rânâ ALAGÖZDEN!

Pireli şarkı! Orhan VELİ' nin şiirinden yapılmıştır. Nedense hep Timur SELÇUK söylemeli gibi gelse de isteyen, sesi yakışan söyleyebilir. Cinsiyet hiç önemli değil burada. Hamlet İntikam Meleği filminde, Oyun İçinde Oyun sahnesinde Fatma GİRİK bile söylemiştir. Ruhi SU ve Timur SELÇUK bestesi olmak üzere iki ayrı söylenişi vardır. Artık hangisini seçerseniz.   

Asiye! Favorim olan bu türkünün öylesine hüznün tam tarifi bir ezgisi var ki...  Ağasarın Balını Da Gel Salını Salını / Adam Cebinde Daşır Da / Senin Gibi Gelini / Oğol Memedim   Oğol
Oy Asiye Asiye / Tütün Goydum Kesiye / Anan Seni Veriyi De / Bir Bağ Pirasiya ( Bir Evlek/ Emlek Pirasiya ) / Oğol Memedim   Oğol
Sis Dağının Başları Da / Kesme Kesme Daşları / Adamı Öldürüyü / Nazlı Yârin Gaşları / Oğol Memedim Oğol
Oy Asiye Asiye / Tütün Goydum Kesiye / Anan Seni Vereyi De / Bir Bağ Pirasiya ( Bir Evlek / Emlek Pirasiya ) / Oğol Memedim   Oğol
Sis Dağının Başları Da / Küfür Küfür Esiyu / Baban Bu Yıl Gurbanı Da / Çifter Çifter Kesiyu / Oğol Memedim Oğol
Oy Asiye Asiye / Tütün Goydum Kesiye /Anan Seni Verecek De / Bir Bağ Pirasiya ( Bir Evlek / Emlek Pirasiya )...
Giresun Görele' ye ait bu türküyü, Trabzon ağzıyla okurlar. Olası ki,  Şalpazarı ilçesinin Trabzon' a bağlı oluşundandır. "AĞASAR " Şalpazarı halkı için kullanılan bir terimmiş. Dört farklı söylentinin ilkine göre, Çepni Türk' lerinin genç ağası yörenin en güzel kızıyla birbirlerine sevdalanırlar. Muhteşem bir düğünle evlenirler. Ağayı çok seven gelin, ağaya sık sık " Ağa sar, Ağa beni sar, sarıl!  " şeklinde maniler söyler. Böylece, " AĞASAR " yörenin adı olarak anılır. Başka birine göre de yörede yaşayan ağanın ayağının aksaması nedeniyle " Ağa aksak, Ağa aksar… " kelimeleri zamanla " Ağasar " olarak değişime uğrar. Ağasar yörenin adı olarak kalır. Diğer biriyse, kırk civarında aile yöreden göçerken onlara Beşikdüzü, Takazlı mevkiinde kaç kişi oldukları sorulur. Onlar da "Ağa say " derler. Bu ifade zamanla Ağasar' a dönüşmüş ve yer adı olarak kalır. Sonuncusuysa, Ağasar sözcüğünün Akhisar ( Akhisar vadisi Trabzon' dadır. Akhisar deresi Şalpazarı içinden geçer. ) sözcüğünün değiştirilmiş şekli olduğu da söylenebilir. Hoş, Görele ve Şalpazarı birbirine yakındır... Ankara' da bir etkinlikten çağırmışlardı. Ertesi gün önemli bir ameliyat geçirecektim. İki binlerin başıydı. TRT' de de görev yapmış - şahsından hassaten özür dilerim; bir gün bulacağım - ismini hatırlayamadığım bir saz sanatçısı davetliydi. Saz' la Bağlama arasındaki farkı göstererek, icra ederek anlatmaktan tutun, Cura' larla yaptığı gösterilere kadar bizi kendisine ' ağzı iki karış açık '  bırakmıştı. En son eline kemençeyi aldı; " Görelim bakalım ne yapabilir bu kemençe " diyerek delirdi! Gerçekten o kemençeden o sesler nasıl çıktı? Neresinden çıktı? Görülenin aksine ne kadar büyükmüş kemençe denilen enstrüman? Asıl büyüklüğünü birazdan gördük ama! " Bu kemençe çok uslu bir çocuk, derin bir âşık ya da ağlayanların sesi olabilir " dedikten sonra, " Uy Asiye' ye girdi. Aman Allah' ım! O ne yorum? Dingin, derin, devasa! Kemençe çalışını mı, yoksa Asiye' yi söyleyişini mi anlatsam? İkisi de birbirinden daha fazla methedilmesi gereken, olağanüstü hünere ve yeteneğe sahip özelliklerdi. Alkış az kalırdı! Asiye' ye ilk dinlediğimde ben de vurulmuştum ama o çok değerli sanatçımızdan sonra sevginin çok kuvvetli ifadesi Asiye, bendeki vazgeçilmez yerini aldı. Başkasına verilen Asiye kızın yanık sevgilisi Mehmet' in annesinin yaktığı bu türkünün Göreleli bir çobanın sazında tellenmiş olduğunu öğrenmek benim için çok şaşırtıcıydı. Baba da yanabilirdi bu türküyle, ana da... Türkçeyi aksansız, kusursuz konuşan sanatçımızın yöresel ağızla, " Ağasarin balini da... ve Sis dağinin başlari da / Küfur küfur esiyu.. " deyişindeki ses tınısını unutamıyorum. Ancak bu kadar güzel söylenir! Bir ezgi ancak bu kadar çalınır! Bir ezgi ancak bu kadar güzel olabilir! Ön yargıyla girdiğim salondan hayranlıkla çıkmıştım. Ertesi gün hastahaneye canla başla gittim. Asiye, daima iyi icra edilen kemençe eşliğinde, yavaş tempoda geçilmelidir; Bir de yanında senfonik orkestra olursa dünyadan ses getirir. Sanatçımızın kendisini arıyorum. Bulunca muhakkak SiZlerle de tanıştıracağım. Asiye' nin çok  önemli öyküsü var anlaşılan. Araştırıyorum. İlginçleştikçe paylaşacağım. Dizilerden çok daha önce kim gündeme getirmişti bu türküyü? Şükriye TUTKUN. Ben hâlen, Asiyeleri, onları  hak eden delikanlıların alması taraftarıyım! 

Denizli Türküleri! Hayata bağlılığın, yaşamın tadını çıkarmanın, istediğini en basitle anlatmanın yanı sıra alaycı yanlarıyla da edebiyata, gülmeceye katkıda bulunurlar. Kim yakarsa yaksın, çığırırken yakanın farkını çok iyi ortaya koyan, rahmetli Özay GÖNLÜM tarafından yorumlanmalıdır gibi geliyor!..

Kahramanlık türkülerimiz var. Bıçkın türkülerimiz var. Acıklılarımız var. Yanıklılarımız var. Her türlüsü var. Bağırdan kopup gelenler azalmaz değerlerini üzerlerinde saklıyor.

Türkü veya şarkı! İyi yorumlandıktan sonra kim söylerse söylesin. Yeter ki cinslerde karşıtlık olsun. Aksini neye benzetiyorum biliyor musunuz; kız kıza, erkek erkeğe dans etmeye! Sanki bunun neticesi her iki taraf da birbirlerinin sahasına sarkıyor.

Her şeyin tabiatına uygun olması en güzeli...    

 

İnsan Olmanın Lezzeti... CXXIII' de buluşana dek, en iyilerle kalın. 

İlk not: En son ne zaman, adların anlamlarını merak edip araştırdınız?

 

" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 155. haftanın 10.09.2007 / 16.09.2007  konusu: KADIN ya da ERKEK, KİMİN TARAFINDAN YAKILDIĞI DİKKATE ALINMADAN SÖYLENEN TÜRKÜLER üzerine

:  Alp ARPAD, Konya, 15 Eylül 2007, 01:24                                                                           Diğer bir  İOL... "   için

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt