www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
İnsan Olmanın Lezzeti... XXXVII
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
KÜÇÜK ŞEYLER
|
Öğretmen kırtasiye, eski öğretmen bir babayla konservatuar sınavında tiyatro bölümünü kaçırdığına üzülen bir oğul tarafından idare ediliyor. Bir buçuk katlı bir dükkân. Anaları da evle dükkân arasında mekik dokumakta. Mal almaya gidişler. alt kata inişler.. Bazen yetişemiyorlar bile. Bir gün masanın üstüne not toplayacağı almak için gittim. Evren kapıda karşıladı beni. Merhabalaştık. Aradığımın aşağıda olduğunu, babasının da orada çalıştığını ekledi. Küçük bir yer aşağısı, indim ve seslendim; " Öğretmenim merhaba " diye. Öğretmen bey küçük bir odanın köşesinden başını çıkardı. Yanına gidince kucağındakiler yüzünden kalkamadığını anladım. Tanımadığını sanarak bir hamle yapınca sözümü kesti; - Tanımaz olur muyum? Siz Evren' in ağabeyisiniz !.. Oğluna özünden saygı duyan bir babayla karşı karşıyaydım. Bana çok büyük bir makam bağışlamıştı ! Akşam yeni bastırmıştı. Telefonum her yerde çekmiyordu. Aldığım mesaj üzerine birazdan aranacağımı biliyordum. Bir dondurmacıya girerek beklemeye başladım. Dondurmamın gelmesini beklerken göz misafiri olduğum üzere önümdeki masada çekirdek bir aile keyifle dondurmalarını yiyordu. Yedi sekiz yaşındaki çekirdek oğlan ile kardeşi beş altı yaşındaki çekirdek kız pıtır pıtır bir söyleşinin içindeydiler. İkisi de resimlerdeki kuvvetli çizgilerle anlatılmaya çalışilân dondurma yemenin ne demek olduğunu öyle güzel tanımlıyordu ki.. Baba hesabı ödedi. Kalktılar. Çıkış kapısına yöneldiler. Tam bu sırada çekirdek kız koşup babasının elini tuttu; - Babacığım, dondurma için teşekkür ederim... Sonra pıtır pıtır yürüyüşüne geçti. Öyle bir teşekkür edişti ki bu !.. Babanın gururu, kızın mutluluğu turuncu mavi karanlık geceye yıldız gibi asılı kaldı. Muhteşem Gatsby romanının anlatıcı karakteri Nick CARRAWAY kendisini iyi hissetmesine neden olan bir olayı şöyle anlatır; " Bana yol sorulmuştu. Demek ki ben artık yabancı gibi durmuyordum. Artık oralıydım.. " Birisine anlatmayı, yardımcı olmayı ben de severim ama yol sormak için bir süre etrafına bakınıp büyük bir kalabalığın içinden beni seçen nur yüzlü yaşlı beye sormayı çok isterdim. Bende gördüğü neydi? Benzer bir seçilmeyi başka bir olayda yaşadım. Piyangocu önümde yürüyor. Bende bir alışkanlık vardır. O çekilişte biletim olmasa bile çekiliş listesini almak isterim. Yürürken bir taraftan bunu tartıyorum. Alayım mı almayayım mı kararsızlığı, vitrin bakarak piyangocuya ayak uydurmama neden oluyor. Yolun karşısından ve bizim yürüdüğümüz tarafından insan seli akıyor. Karşı kaldırımdan genç bir hanımla göz göze geldik. Birden benim tarafıma geçti. Yanıma gelerek, " Bana bir bilet çeker misiniz " dedi. Artık uzaklaşmış olan piyangocuyu durdurarak arkasından seğirttik. Dualar içerisinde bir bilet çektim. Bir daha görüşmeyeceğimiz genç hanımla gülümseyerek, iyi dileklerle esenleştik. Ayrı yönlere dağıldık. Ben şansa ve uğura inanırım. Ona ikramiye çıkması için yürekten bütün gücümle dua ettim. Uğur seçilmiştim.. Çocuğum ilkokul iki veya üçüncü sınıfta. Okuluna gittim. Okuldan sonra bir yere gideceğiz. Okul nerdeyse bomboştu. Birden kaygilândım. Aşağılara inip idareye soracağım ama birtakım bilgilerimi tazelemem gerekli. Bunun için evi aramaya ihtiyacım var. Telefon etmeliyim. Bir tane buldum ama paralı değil, jetonlu. Çaresiz aranırken arkamdan bir ses işittim; " Benim iki tane jetonum var. Birisini size verebilirim! " Yere yakınlığından dolayı birinci sınıfta olduğunu tahmin ettiğim çocuk, insanca bir gülümsemeyle bana bakıyordu. Bedelini ödemek için elimi cebime attım. Bozuk param yoktu. Daha büyük bir bedel ödeyerek gurur meselesi halini almasına da gönlüm razı olmadı. Bu kez bozuk para sıkıntımı anlayan çocuk, " Hiç önemli değil, bende iki tane vardı " diye beni avutmaya çalıştı. Gördüğüm olgunluk ve bu olgunluğun benim ülkemde bir çocuğa ait olmasının verdiği memnuniyet yüzüme de yayılmıştı. Daha sonra çocuğumla ona bir jeton gönderdiğimde almamak için direnmiş. Barış şimdi üniversiteyi bitirmek üzere. Ona ömür boyu barış ve sağlık içinde bir yaşam diliyorum. Küçük Barış, bazı büyüklerinin aksine o gün o ıssız koridorda hiç düşünmeden yardım elini uzatmıştı. Bir ramazan akşamı. Çabuk adımlarla yürüyorum. Önümde benim farkında olmayan bir abla veya anneyle elinden tuttuğu sevimli mi sevimli bir erkek çocuğu var. Taş çatlasın, üç yaşında! Bir o kadar sevimli konuşması var ki! Genç hanım arkasından yürüdüğümün farkına vardı. Kaldırıma çıktı. Ona bir şeyler anlatmaya çalışan küçük adam yan onun gözle beni süzdüğünü anlayınca bana bakarak konuşmasını sürdürdü. Ama genç hanımın anlamaya niyeti yoktu; bana bakıyordu. Bunu far eden küçük adam anlatmasını kesti, bana, biraz da korkuyla baktı. Rahatlamak için selâm verdim. Seksen yaşında, amca kabul ettiğimiz felçli bir yaşlımız var. Ara sıra ziyaretine gidiyorum. Eskiden madden ve fiziken çok iyi durumdaydı. İstanbul' da, bahçe içinde, deniz kenarında büyük ve gösterişli bir evi vardı. Yolda benzin aldım. Aldığım benzine bir yıkama fişi verdiklerinde arabayı yıkatmaya karar verdim. Yıkama yeri yola çok yakın. Aslında iyi niyetle yapılmış küçük bir bahçesi de var. Yola yakınlığından dolayı gürültü, toz, olumsuz şartlar altında kalmış. Buna rağmen sarı ve kırmızı güller çıkmakta ısrar ediyordu. Belki ilim değil ama irfan sahibi yıkamacı çocuk arabayı kuruladığı sırada hemen anladı. Koştu, güllerden bir derleme yaparak bana getirdi. " Eğer siz almazsanız, yok olup gidecekler " dedi. Zevkle kabul ettim. Amcanın kısmetiymiş diye de sevindim. Amcanın sağ eli tutmuyor. Sol eline bir adet gül aldı. Gülümseyen gözlerinden bir damla yaş süzüldü, gözlerimin içine, ta uzaklara, beni düşünceye ve duyguya iten sözünü söyledi; - İstanbul' u hatırladım!... O İstanbul' un içine neler sığmıştı acaba? İzmir' i çok severim. Bazı büyük şehirlerin aksine değerlere sahip çıkışları hoşuma gider. Bahçeli evleri hemen terk etmeyişleri de bundan herhâlde. Seferhisar' da ağaçlı, çimli, çok güzel bahçeli bir evin içinde, bir çocuk fino köpeği ile oynuyor. Fino, ama çok sevimli. Çocuk tahta parçasını atıyor, köpek gidip getiriyor. Aynı filmlerdeki gibi. Bir farkla; ağacı gidip getiren köpek bu işe çok seviniyor. Çubuk geri geldiğinde her seferinde bayıla bayıla kahkaha atan çocuk, köpekten çok daha fazla seviniyor, yerlere havalara zıplıyordu!... Böylesini hiç seyretmemiştim; köpek çocuk, çocuk köpek olmuştu...
Bazen, küçük şeylerle çok mutlu oluyorum. Diğer bir deyişle; " küçük şeyler " çoğu kez beni mutlu ediyor... Yol soruyor. Muhteşem Gatsby + artık yabancı olmadığı.. 40 lı yaşlar?? mesela 49 da kırklı...
Milli piyango çektiren kız...
İnsan Olmanın Lezzeti... XXVIII' te buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, bir canlıyı utanılacak bir durumdan kurtarma çabası fırsatını elde ettiniz? |
:
Alp
ARPAD,
Ankara, 19.04.2003,
10:42
Diğer bir
"
İOL... "
için