www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
KÖŞE YAZILARI caddesi
Telif Hakkı sahibi: Mehmet UHRİ
AÇIK KAPI
Hayatı anlamaya ve anlatmaya çabalayanlar için her zaman bir açık kapı vardır
Küreselleşme ve postmodern kölelik
|
Hayat suda başladı. Başlangıçta su içinde yaşayan tek hücreli canlılardan oluşuyordu. Hayatın sudan karaya sıçraması için milyonlarca yıl içinde tek hücreli canlılardan çok hücreli canlılara, çok hücreli canlılardan da organ ve sistemleri olan canlılara dönüşüm olduğunu biliyoruz. Daha sonra, hem suda hem karada yaşayabilen canlıların ve giderek karada hatta havada yaşayabilen canlılar çıktı, dünya yüzüne. Kendi organizmamız da bu sürecin ürünü. Tek tek hücrelerden meydana gelsek bile üzerimizde tek hücreli yaşamdan izler bulunmadığını görüyoruz. Bedenimizi oluşturan hücrelerimizin tekil mikroorganizmalar gibi tek başına yaşama ve bağımsız olabilme şansı yoktur. Hücrelerimiz, organizmanın işleyişi için çalışmak zorunda olan ve yaptığı işle tanımlanan, işi bittiğinde yerini benzerine bırakan kölelerimizdir. Kimse organizmasını oluşturan hücrelerin özgür olmasını, kendi başına hareket etmesini, istediği zaman iş bırakmasını istemez ve biyolojik yapımız da bu duruma izin vermez. Milyonlarca yıl önce tek hücreli canlıların varlığıyla tanımlanan hayat, günümüzde çok hücreli gelişmiş canlıları anlatmak için kullanılmaktadır. Hayatı başlatan o tek hücreli organizmalar günümüzde, gelişmiş organizmaların köleleridir. Bu evrimsel gelişim ışığında geleceği kurgulamaya çalıştığımızda hayatın, canlılığın yayılma sürecinin insanlık ve onun değerlerini de geride bırakarak onu köleleştireceğini öngörebiliriz: Bildiğimiz gibi hayat, canlılık yayılma özelliği gösteriyor. Suda başlayan tek hücreli hayatın evrim süreci içinde geliştirdiği yeni canlılarla karaya ve gökyüzüne sıçradığını biliyoruz. Peki hayat dünyamız ile sınırlı mı kalacak? Sudan karaya sıçradığı gibi başka gezegenlere atlamaya çalışmayacak mı? Dünyamızdaki hayatın başka gezegenlere kalıcı olarak taşınabilmesi için yeni ve daha gelişmiş organizmaya gereksinim olacaktır. Tek tek hücrelerin bir araya gelip sudaki hayatı karaya ulaştırmak için meydana getirdiği çok hücreli canlılar gibi temel bileşenlerinin tek tek insanlar olduğu yeni ve daha gelişmiş bir organizmadan söz ediyoruz. Dünyamızda hayat, hücreleri insanlardan oluşan yeni organizmaya dönüşüyor. Adına küreselleşme deyip tartıştığımız süreç evrimsel dönüşümün küçük bir parçası olarak insanlık ve onun değerlerini dönüştürüp bir anlamda yok etmeye hazırlanıyor. Bireylerin tek tek köleleşerek yeni organizmanın parçası olması süreci tüm karşı çıkmalara karşın kendi evrimsel hızında ilerlemeyi sürdürüyor. Dünya, hücreleri insanlardan meydana gelen tek bir organizmaya dönüşüyor. İnternetin merkezi sinir sistemini oluşturduğu, damarlarında kan yerine parasal birimlerin aktığı, dünya ticaret sisteminin damarları ve içinde akan kanı kontrol ettiği, çok uluslu şirket yönetimlerinin beyin faaliyetlerini üstlendiği yeni bir organizmayı görünür kılmaya çabalıyorum. Üstelik Bu organizmanın içinde yer alamayan insan ve bölgeler canlılığını yitirip evrim sürecinden çekiliyorlar. İnsanların bir araya geldiği ve cemaatten millete doğru ortak bir çatı altında toplandığı sosyalleşme sürecini yüz yıl kadar önce geride bıraktık. Artık sayısal olarak güçlü olmanın, tek bir millet olmanın, bir arada olmanın da önemi kalmadı. Şimdi organ ve sistemleri olan, işlevselliğin ön planda olduğu hücrelerin- insanların bir araya getirdiği yeni organizmayı oluşturmaya çabalıyoruz. Tekil birey olarak varlığımızın önemi giderek azalıyor. Ne işe yaradığınız, işleviniz ön planda. Bir alyuvar hücresi gibi çalışıp zamanı geldiğinde yine aynı işi gören bir başkasına yerinizi bırakmanız bekleniyor. Postmodern kölelik de böyle oluyor sanırım. Hayat, köleleştirip sadece işlevleriyle var olabilen insanların oluşturduğu daha karmaşık yeni organizmaya doğru evrimsel sürecini sürdürüyor ve ancak böylesi bir organizma kendi eşini bir başka gezegene kalıcı olarak ulaştırabilecektir. İnsanlık ve onun değerleri uzunca bir süre önce evrimsel anlamda geride kalmış görünüyor. Dünyamızdaki hayatın insanlığın büyük kısmını içine alıp köleleştiren yeni bir organizmaya dönüşmekte olduğunu ve ancak böylesi bir organizmanın kendi eşini oluşturarak başka dünyalara hayatı sıçratabileceğini ne yazık ki kabul etmek durumundayız. Bizlerse, hayatın sudan karaya çıktığı gibi dünya dışına çıkmasına, oluşan yeni organizmanın kendi eşini diğer gezegenlere götürme çabasına tanıklık yapmak kalıyor. Bir de... bir de, oluşan yeni organizmanın içinde yer alıp almama konusunda son kez kendi hür irademiz ile karar vermek. |
:
Mehmet
UHRİ,
İstanbul, Diğer bir
"
köşe yazısı için "
için