www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
KÖŞE YAZILARI caddesi
Telif Hakkı sahibi: Mehmet UHRİ
AÇIK KAPI
Hayatı anlamaya ve anlatmaya çabalayanlar için her zaman bir açık kapı vardır
SAĞLIĞI DA TİCARİLEŞTİRDİK
|
Özellikle geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında sağlık alanında yaşanan çarpıcı ilerlemeler, büyük bir bilgi birikimi doğurmuştur. Bu gelişmelerin sağlığın ticarileşmesine, sermaye güçlerinin sağlığa yatırım yaparak kâr elde etme hevesine büyük ölçüde bağlı olduğunu kabul etmek zorundayız. Aynı dönemde sermaye güçlerinin ilgisini çekmeyen bilim alanlarıysa, benzer ilerleme başarısı gösteremediler. Sağlık hizmetlerinin kârlılığı bu alana yatırım yapılmasını hızlandırdı ve hızlandırmaya devam ediyor. Yatırımların bedeliyse pazarlanan sağlık hizmetleri üzerinden hastalara ödettiriliyor. Bu alanın oldukça kârlı olduğunu da dünya genelinde yaşanan krizlere rağmen iflas edip batan ilâç firması olmamasından anlıyoruz. Sağlık sektöründe yaşanan hızlı büyüme, kişi başına düşen sağlık harcamalarının artmasına, artışı karşılayamayan sosyal güvenlik sistemlerinin iflas noktasına gelmelerine yol açtı. Üstelik ticari mantık ve onun kuralları, sağlık sistemini de eline geçirdi. Sağlığın ticarileşmesinin yenilik ve gelişmeleri arttırıcı olumlu etkisi olduğunu da görüyoruz. Peki, ticarileşmenin sağlık alanında olumsuz etkileri ya da yan etkileri olamaz mı? Diyelim ki ilâç firması sahibisiniz. Ticari anlamda amacınız kâr etmektir. Firmanızı yaşatabilmek için kâr etmek, kazandıklarınızla yatırımlarınızı sürdürmek, yeni ilâçlar için araştırma geliştirme yatırımları yapmak zorundasınız. Kâr etmek, kârlılığınızı sürdürmek ve hatta arttırmak için yapmanız gereken temel olarak maliyetlerinizi azaltarak satışlarınızı arttırmak şeklinde özetlenebilir. İlâcın maliyetini azaltmak için hammaddeden eksiltemeyeceğinize göre, burada yapabileceğiniz pek fazla bir şey yok. O zaman genellikle diğer ilâç firmalarının yaptığı gibi satışlarınızı arttırma yoluna gidersiniz. Reklâm ve benzeri faaliyetlerin maliyet arttırıcı etkileri bilindiği için pek çok ülkede yasak olması bu konuda da elinizi bağlıyor. O zaman iki seçeneğiniz kalıyor. Pazarı büyütmek ya da yeni pazarlar yaratmak. Pazarı büyütmek, yani ilacınızın daha çok reçetelendirilmesini sağlamak amacıyla hekimlere firmalar tarafından çeşitli hediyeler verilmesi, tatillere gönderilmesi yeni bir uygulama olmaktan çıkalı çok oldu. Eskiden hastalar hekimlerine gönül borcu hissederken, günümüzde bazı hekimler promosyon ve hediyelerin de etkisiyle ilâç firmalarına karşı gönül borcu hissetmeye başladılar. İşte size tıbbın ticarileşmesinin bir yan etkisi. Hastaların müşteri hâline gelmesi sağlığın ticarileşmesinin kaçınılmaz bir sonucu. Bu durumda hekim hasta ilişkisinin kopması, yerine de hekim ilâç firması ilişkisinin kurulması kaçınılmaz oluyor. Hekimler ilâç firmaları ve benzeri firmalarla işbirliğine giderek sağlıkta yaşanan yeni ticari yapılanmanın parçası haline geldiler. Hastaysa sisteme para kazandıran ticari hedef kitle olarak görülmeye başlandı. Bu kadarla kalsa iyi... Yine gelelim bizim ilâç firmasına. Bir diğer yapabileceğiniz iş elinizdeki ilâcınıza yeni kullanım alanları yaratarak satışlarınızı arttırmak olabilir. Sözgelimi ürettiğiniz antidepressan ilâcınız için yeni kullanım alanları yaratmaya çabalayabilirsiniz. Bu amaçla kenarda köşede kalmış bir iki üniversitede yaptırdığınız “ bilimsel ” çalışmalarla ilâcınızın utangaçlığa da iyi geldiğini ya da zayıflama amacıyla da kullanılabileceğini iddia edersiniz. Bu bilginin bir şekilde medyada yer almasını da sağlarsanız. Böylece ilâcınız için yeni pazar yaratmış olursunuz. Dünyada bazı gazetelerde, “ Müjde, utangaçlık hapı çıktı! ” ya da “ Öğrencilerin dikkatini arttıran ilâç çıktı! ” biçiminde haberler boşuna mı çıkıyor sanıyorsunuz? Tıbben hastalık olarak bile tanımlanmayan bazı durumların ( utangaçlık, dikkat eksikliği vb… ) birileri tarafından hastalık olarak ilân edildiğini ve böylelikle bazı ilâçlara yeni pazar yaratma çabalarını hekimler de hayret ve kaygıyla izliyorlar. İşte size bir yan etki daha. Gerekli olup olmadığına bakılmaksızın herkesin ilâç tüketmesini isteyen, her yerde olduğu gibi tüketimi arttırmaya çabalayan bazı ilâç firmaları bu konuda da işbirliği içinde çalışıyorlar. Sağlığın ticarileşmesinin üçüncü bir yan etkisiyse araştırma geliştirme alanlarında gözleniyor. Yine bizim ilâç firmamıza dönelim. Önünüzde iki yeni ilâç geliştirme projesi var. Bütçeniz sadece birini desteklemeye yetiyor. Projelerden biri Verem hastalığına yönelik yeni bir antibiyotik geliştirmeyi amaçlıyor. Diğeriyse yeni bir zayıflama ilâcı üzerinde çalışıyor. Hangi projeyi desteklersiniz? Dünya nüfusunun hemen hemen üçte birini etkisi altında tutan Verem hastalığı dünyanın genellikle en fakir bölgelerinde görülüyor. İlâcınızın kolay satılma şansı yok. Ya da ucuz satmak zorundasınız. Yani bu alanda üreteceğiniz ilâcın ticari riski fazla. Şişmanlıksa, son derece sınırlı ancak daha varlıklı nüfus kitlesinde görülüyor. Üreteceğiniz ilâç kolay ve etkin biçimde satılma şansına sahip. Bir de halka açık şirket olduğunuzu düşünelim. Hissedarlarınıza olan sorumluluğunuz sizi doğal olarak şirketin daha çok kâr edeceği daha az riskli olan projelere yönlendirecektir. İşte bir yan etki daha. Biri “ ahlâksızlık ” mı dedi? Verdiğim örneklerde bir ahlâksızlık göremiyorum. Ticaretin doğal kurallarının sağlık alanında uygulamalarından söz ediyorum. Sağlığın ticarileşmesinin, yatırımların büyümesi anlamında olumlu etkisi olduğu gibi insanların bu sanayi karşısında korunmasız bırakılarak piyon haline gelmesi anlamında olumsuz yanları da olduğunu görmemiz gerekiyor. Bir sonraki aşama mı? Bir sonraki aşamada sağlık sistemini elinde tutan ve yöneten ticari amaçla kurulmuş çok uluslu şirketlerin dünyadaki bazı üniversiteleri güdümüne alarak bilimi ve bilgiyi de ticarileştirmesini beklememiz gerekiyor. İşte o zaman doğruyla yanlışı, gerçekle hâyâli ayırabileceğimiz dayanak noktalarını da yitirmiş olacağız. Kendi canavarımızı yarattık. Artık onu yok etme şansımız da yok. Sadece kontrolden çıkmasın, bize fazla zarar vermesin diye uğraşacağımız günler yakındır... |
:
Mehmet
UHRİ,
İstanbul, Diğer bir
"
köşe yazısı için "
için