Celâl Bayar ile ilgili anılarım:
Aslında
Celal Bayar denilince, aklıma önce İsmet Paşa’ nın Başbakan iken
İktisat Bakanı ve
İş Bankası’ nı kuran ekonomist Celâl Bayar, daha sonra İsmet Paşa’nın
Cumhurbaşkanlığı döneminde Başbakan iken, Hasan Âli Yücel’ i Milli Eğitim
bakanı olarak göreve getiren tarihi kişilik gelir.
Bu anımın diğer
ilgili kişisi Bayar’ ın Bayındırlık Bakanı Kemal ZEYTİNOĞLU. Türkiye’nin dört
bir tarafına karayolları döşeyen ekibin sorumlusu rahmetli dayım Kemal, bin
dokuz yüz elli iki yılında Elazığ’ a gittiğinde yol - iz olmadığı
için eşek sırtında vasıl oldukları Elazığ’ ın Keban
ilçesi köylerinde çok
iyi ağırlanmış ve muhtarın evinde konuk
kalmışlar. Kemal dayım ve mühendisleri köylerdeki incelemeleri bitirdikten
sonra köylüler memnuniyetlerini göstermek için katırların sayısını
çoğaltmışlar ve ne kadar kayısı, üzüm pestili ve ceviz varsa çuvallar
içersinde dayım ile mühendis arkadaşlarına hediye etmişler.O çuvallar bana da
nasip oldu ve Eskişehir’ de okuduğum Yunus Emre ilkokulunda Nimet KUZEY ve
Nazır SAYIN hocalarımın düzenlediği Yerli Malları haftalarında arkadaşlarıma
bol yedirmiştim. Hatta, sınıfımızdan Elazığlı Mehmet AYKOÇ ( sonradan diş
doktoru oldu - İstanbul - Laleli );
- " Yaver, bizlere
en iyi kayısının geldiğini zannederdik ama bunların tadı başka, nereden buldun
? " dediğinde;
- " Mehmetçiğim
sen de Bakan olarak Elazığ’ a gittiğinde sana da mutlaka böyle irilerini
takdim ederler ama paranla alırsan, tezgahta ne varsa kısmetin o! " demiştim.
Kemal dayım,
yıllar sonra Keban' a ulaşan karayolundan aynı köylere gittiğinde yine muhtar
ve arkadaşlarını çağırmış ve uzun bir sohbetten sonra ellerini sıkarak, "
Hoşça kalın " diyerek makam arabasına yönelmiş ve tam arabanın yanına
geldiğinde, arka bagaj kapısını ardına kadar açarak;
- " Yahu Muhtar
sen bana bir şey vermeyi unutmadın mi ? " deyince Muhtar şaşalamış ve;
- " Ne unutmuş
olabiliriz Sayın Bakanım? Kusurum olduysa affola... "
- " Hayır hiç bir
kusurunuz olmadı da...Geçen yıllarda geldiğimizde bize katır yüküyle bol
kayısı, pestil ve ceviz vermiştiniz. Tadı
Eskişehir’deki tüm
çocukların damaklarında kalmıştı. Ama haklısınız şimdi karayolunun yararlarını
gördünüz. Kayısı, ceviz ve pestili sedire kolayca pazarlayarak kıymetini
anladınız. Kıymeti ortaya çıkınca da öyle çuvallar dolusu sağa sola
dağıtmaktan vazgeçtiniz. Eskiden yol iz bulunmadığı için ürettiklerinizin
değerini bilmiyordunuz. Sizden isteğim bu Karayollarının nimetlerini bilin ve
harap etmeyin...
İkinci anım
yine Eskişehir’ den;
Rahmetli Celal
Bayar ile Adnan Menderes, bin dokuz yüz elli dört seçimleri öncesinde
Eskişehir’ e gelirler. Küçük dayım rahmetli Kemal ZEYTİNOĞLU Bayındırlık
Bakanı, abisi büyük dayım Aziz ZEYTİNOĞLU Demokrat Parti İl Başkanıdır. Odun
pazara çıkıp seçim konuşmasını yapmaya hazırlanan Menderes' i yalnız bırakan
Celâl Bayar, Aziz dayımdan hemen ATATÜRK Lisesi arkasında kalan dede evinde
uyumak için bir yer ister. Aziz dayım tam içeride bir oda hazırlatırken,
aileyi rahatsız etmek istemeyen Celâl Bayar, rahmetli Yusuf SERLER amcamın
yetiştirdiği kırmızı güllerin arasındaki çimene bir halı serilmesini arzu eder
ve orada doğal atmosfer içersinde güzel bir uyku alır, dinlenir. Uyandıktan
sonra ilk sözü;
- " Aziz kardeşim
çok teşekkür ederim, çok rahat ettik ama yurtdışından gelecek konuklarınız
için mutlaka Eskişehir’ e en azından Bursa' daki Çelik Palas ayarında bir otel
yapmalıyız. Seçimlerden sonra Adnan Bey ile bu konuyu gündeme getirelim,
lütfen not et.... "
İşte, su anda
Köprübaşı’nda Subay Orduevi olarak hizmet gören Emekli Sandığına ait ( bin
dokuz yüz altmış ihtilâlinden önce ) bina bin dokuz yüz elli altıda Küçük
Hilton Oteli olarak planlanmış ve bin dokuz yüz elli sekizde bitirilmişti.
Eskişehir’ e yatırıma gelecek yabancı ve yerli yatırımcıların kalabilmesi için
Bayar’ ın düşlediği otel bugün Hava Kuvvetlerine ait Orduevi ve İhtilâl’ den
sonra bir süre Hava üssünde tutuklu kalan sonradan Adalet Partisi Milletvekili
olan Aziz dayım içeriye bir türlü giremediğini söyler üzülürdü.
İçimde kalan bu
duyguları canlı tutabilmek için askerlik hizmetime başladığım bin dokuz yüz
yetmiş sekiz Nisan' ından sonra, ilk işim asteğmen giysileri içersinde,
Ağustos ayında Eskişehir’ e geldim ve resepsiyona
subay kimliğimi
uzatarak bir gece kalmak istediğimi söyledim.
Nöbetçi astsubay;
- " Asteğmenim,
siz Eskişehirli ZEYTİNOĞULLARI' ndan mısınız ? diye sordu.
- " Evet
onlardanım ama kimseye haber vermedim. Dayılarımın çok emekleri geçen bu
binada onların anılarını canlandırmak istiyorum. Sakın akrabalara haber
vermeyin darılırlar.. " demiştim.
Sağlıcakla kalınız