ANEKDOT ÇAĞLAYANI
|
Adınız Sözlük Olurdu Fenerbahçe Lisesi, lise birinci sınıfta, yeni yılın başındayız. Dersimiz İngilizce gramer. Kapı açıldı, ilerlemiş yaşına karşın oldukça dinç, iri yapılı, uzun boylu ama bir o kadar da nazik olduğu belli olan, filmlerdeki İngiliz asillerine benzeyen bir bey girdi. Kapının yanındaki dizede, en ön sıranın solundaki arkadaşımıza; - " Delikanlı, aşağıya inin ve iki çay isteyin. Zeki bey istedi dersiniz. " Delikanlı birazdan iki bardak çayla geldi. Çayları öğretmen masasının üstüne koyarken, Zeki bey devam etti; " Birisini siz alın! Emeğinizin karşılığı. soğutmadan için. " Okul yeni, biz de ilk öğrencileriyiz ama ilk kez öğrenci olmuyoruz. O yıla öyle başladık. Böyle bir ilkle. Meğerse bu ilk, ilklerin ilkiymiş. Atatürk' ün ricasıyla, henüz Denizci teğmenken, iyi bildiği İngilizce' si nedeniyle Türkiye Cumhuriyetini anlatmak üzere 1923 yılında Malta' ya gönderilen Zeki bey ( daha sonra birçok ülkeye ) bir gün yine o dinçliği ve zarafeti ile sınıfa gürledi; - " Kitap, defter ve sözlüklerinizi çıkartın, yazılı yapacağım! " Sonra, bize yani, anladığı doğru ise anladığından donup kalmış sınıfa açıkladı; " Eğer, anlattıklarımı anlamadı iseniz, ne kitabınız ne de defteriniz size yardımcı olamayacaktır. Dinlemek ve anlamak esastır. Sözlüğe gelince; elbette kelimeler aklınızda kalacak ama bütün kelimeleri bilmeye zorunlu değilsiniz. Olsaydınız, adınız "Sözlük olurdu! "... " Sınav sırasında istediğiniz gibi her üçünü de kullanabilirsiniz! " Gönderen: Alp ARPAD Yaramaz Oktay, bir akşam ağabeyi Jön Tarık ve kendisinin nasıl dünyaya geldiğini babasına sorar. Babası da, annesiyle birlikte akşam yatmadan önce yatağın kenarına şeker koyduğunu ve ertesi sabah onların geldiğini söyler. Fikir Yaramaz Oktay' ın aklına yatar. Akşamdan yatağın kenarlarına bir sürü şeker koyar. Sabahleyin fena halde kaşınarak uyanır. Bir sürü karınca odayı, yatağı sarmış, bazısı elinde kolunda gezinmektedir. Oktay duruma bakar ve kendi kendine mırıldanır; - " Şimdi elimin tersiyle size bir tokat atar dağıtırdım ama baba kalbi işte! " Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA Kayserili biri topal eşeğin ayağına çivi çakar, satar. Alan Kayserili çiviyi çıkardığı halde topallamaya devam eden eşeğe bakarak; - " Gördün mü Karakaçan! Eğer kelepir diye sana verdiğim paralar sahte olmasaydı, fena halde kazıklanmıştım! " Gönderen: Samsunlu Bahriye Tabii Eğer... Bernard SHAW ile Sir Winston CHURCHILL hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard SHAW, bir oyununun ilk gecesine, CHURCHILL' i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş: - " Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii, dostunuz varsa! " CHURCHILL, hemen cevap göndermiş: - " Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim. Tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa! " Gönderen: Samsunlu Bahriye Sensiz Saadet Eşler seslerini yükseltmiştir. Olgun erkek alttan almakta ama hıncını alamamış kadın gittikçe dozu arttırmaktadır; - " Sen beni hep bir mal gibi gördün, söyle yalan mı? " - " Hayır doğru, yalan değil değil ama bir taç gibi gördüm hep: Başımdaki taç! " Gönderen: Alp ARPAD Haklısınız Nasrettin Hoca' nın evi soyulur. Tüm kasaba işini gücünü bırakıp geçmiş olsun demeye gelir; - " Aşkolsun Hoca, kabahat sende! Kapıyı niye sağlam malzemeden yapmadın? " - " Valla bravo Hoca, kabahat sende! Niye kilidi sağlamından almadın? " - " Helâl yani, kabahat sende! Bu kadar deneyimli bir adamsın ama iri kıyım bir köpeği bahçeye koymamışsın? " - " Pes valla, kabahat sende! Adam hiç bahçe kapısıyla ev kapısı arasına tuzak muzak gibi önlemler almaz mı? " - " Dünyaya aklı var, kendine yok! Kabahatlisin, kabahatli! Yahu insan hiç evin etrafını demirlerle örmez mi? "... - " TAMAM, TAMAM! Yeter kesin artık! Hepiniz haklısınız! Ben bütün bu dediklerini ve diyeceklerinizi yapmadığım için çok kabahatliyim. Yahu Allahaşkına, ben uyurken zahmet edip bizim eve kadar gelen, durup dururken üç beş kırık malımı götüren, bu yetenekli, cebbar cevval, aşağılık, cibilliyeti düşük hırsız kardeşimizin hiç mi kabahati yok! " Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA Oktay' ın Babası 1 Oktay babasına sorar: - Babacığım annemle nasıl evlendin? - Görüyor musun hanım, Oktay bile anlam veremiyor! Gönderen: Doktor Hâlis Refik AKBABA Arızalı Güneydoğuda bir vatandaş kendine bilgisayar alır. Bir türlü kullanmayı beceremez ve bozar. Gidip bilgisayarcıyı getirmeden önce ev halkına karşı önlem alır. Bilgisayarına yapıştırır: - Arızalıdır. Kullanmayınız! Gönderen: Haşo
|