www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

ÖYKÜ BULVARI

Telif Hakkı Sahibi: Emel BAYKARA

NASİHAT

Eski bir saatçiydi. Dükkândan içeri girdiğinde, ağır bir koku sarardı hemencecik. Dükkânın içinde, kimi antika süs eşyaları ve saatler bulunurdu. Bu haliyle küçük bir müzeyi andırıyordu. Salih dede, güler yüzlü bir insandı; vefalı bir dost gibi konuşurdu. Bazı zamanlar insanlar dertlerini anlatmak için gelir, bir bardak çayını ya da kahvesini içer öyle giderlerdi. Sadece yaşlılar değil aynı zamanda gençler de onu ziyarete gelirdi. Altmış üç yaşında, hafif kilolu, az biraz saçı olan bir ihtiyardı. 

Dükkânında, en çok guguklu saatini severdi; şimdilerde pek kullanılmadığından olsa gerek. Büyükçe, saçakları burgulu, kuş motifi ile süslü, tahtadan yapılmış bir saatti. Saat başı öterdi. Ne zaman başını kaldırıp ona baksa, aklına guguk kuşu gelirdi. Bir yerlerde okumuştu; bu kuşlar, yumurtalarını başka yuvalarda bırakıp, yavrusunu başka kuşlara baktırırmış. Okuduğunda ona çok ilginç gelmişti. Guguklu saat ile guguk kuşu arasında her defasında bir bağ kurmaya çalışıyordu. Kuş figürünün ağır basması da aralarındaki bağı daha anlamlı kılıyordu. 

Yaşlı adam, her defasında böylesi  düşüncelere dalıyordu. Bir keresinde torunu ile izlediği çizgi filmde Pembe Panter saatçiden bir guguklu saat satın alıyordu. Saatin içindeki kuş saat başı ötünce sinirlenen  Pembe Panter, onu susturmak için elinden geleni yapıyor ancak başarılı olamıyordu. Tahtalarla kapısını çivilemesine karşın yine de kuş çıkıp ötüyordu. Bu duruma dayanamayan Pembe Panter, onu denize atıyor ancak kuş, daha o eve  varmadan evde oluyordu. Pembe Panter, sabaha kadar uyuyamıyor ve en sonunda saati geri veriyordu. Fakat kuş geri dönüyordu. İşte o çizgi film aklına geliverdi ve bir kahkaha attı.  

O sırada bir müşterisi girdi içeri. Hayli yorgun ve uykusuz gözüküyordu, selâmlaştılar. Bir kahve söyledi Salih dede. Hal hatırdan sonra derdini anlatmaya başladı adam.  Kızını evlendirmek üzereydi, kızının evden gideceği fikrine bir türlü alışamamıştı hâlâ.
-  Kızını, telli, duvaklı evlendiriyorsun  daha ne istiyorsun ?

-  Senin de kızın evlenseydi, böyle konuşmazdın !
-  Elbette, benim de evlâdım evlense, ben de senin gibi üzüleceğim. Bu doğa kanunu, her baba bu duyguyu yaşar. Ne mutlu ki, kızını bu boya, bu yaşa getirmişsin kendini niye üzersin. Bir daha kızını görmeyecek değilsin ya!

Adam sakinleşip, rahatlamıştı biraz. Salih dede, adamı gönderdikten sonra saatlerin tozunu aldı. Bu sırada içeriye; uzun boylu, ince yapılı, bıyıklı bir adam girdi, saatlere bakındı. Sanki  bir şeyler arar gibi duvarlara bakıp, guguklu saatin fiyatını sordu:

- Yüz doksan Lira.

dedi Salih dede.

- Çok pahalı!

diye söylendi adam.  

-  Eski, yaygın kullanıldığı dönemler olsa çok daha fazla ederdi, bu fiyatı zaten eski olmasından dolayı. Tek tük de  olsa bazı evlerde kullanılıyor. 

- Benim fazla param yok ”

dedi adam:

- Annem hasta, son günleri yaklaştı, kendisini eski gençlik dönemlerinde sanıyor. Bu yüzden de ikide bir guguklu saatim niye çalışmıyor diye soruyor. Ben de  onun için bir tane almaya geldim, ancak  benim için bu fiyat çok fazla! 

- Siz ne kadar vermeyi düşünüyordunuz ? 

- Ancak doksan Yeni Türk Lirası verebilirim, her yerde aradım, sizin dükkânda bulabileceğimi söylediler. 

Salih dede, biraz düşündükten sonra;

- Tamam!

dedi. Müşterisi bu karara öyle sevinmişti ki, sarılıp yaşlı adamı yanağından öptü. Salih dede, güzelce sardığı saati müşteriye teslim etti, adam saati koltuğunun altına aldığı gibi dükkândan çıktı. 

Eve vardığında, saati hemen duvara astı. Annesi  içeri girdiğinde, saatinin yerinde durduğunu  görünce çok sevindi. Pikaptan çıkan sesler odanın içine yayılıyordu. Kadının duygusallığı üzerindeydi, pencere kenarından dışarıyı izliyordu. Saat başı kuş ötüyordu; “ Guguk! Guguk! ” .  Bu sırada içeri giren adam, annesinin vücudunu rahatça koltuğa bıraktığını, yayıldığını ve yüzüne bir tebessüm yerleştiğini fark etti. Hiç kımıldamadan öylece oturuyordu. Yanına yaklaştı, baktı, annesi ölmüştü. Karşı koltuğa oturup, saatlerce onu izledi; her guguk sesinde içinin yandığını hissetti ama annesinin son dileğini yerine getirmenin huzuruyla içi rahattı. 

Birkaç gün sonra saati geri satmaya dükkâna gitti. Salih dede, olaydan habersiz, güler yüzle karşıladı: 

_ Hayırdır evlat, saati değiştirmeye mi getirdin ?

Genç adam, üzgün bakışlarla baktı ve başını önüne eğdi. 

_ Annem, annem öldü !

- Salih dede yutkundu, ne diyeceğini bilemez bir ifadeyle:  

_  Çok üzüldüm, başın sağ olsun ! 

_  Saati geri getirdim, çünkü annemsiz hiçbir şey ifade etmiyor! Evde de duramıyorum, evi satıp buralardan gideceğim.  

_ Evlat! Sana iki nasihatim var, dinlemek ister misin?

diye sordu Salih dede. Genç adam başını  “ evet ” anlamında salladı. 

_  Birincisi; Annenin ölümüne üzülme, onunla geçirdiğin değerli anları, paylaştıklarınızı ve birbirinize yaşattıklarınızı hatırla.  İkincisi; yaşanan her şeyin bir sebebi vardır, bunu unutma! Allah, nedenini anlayamasak da bize farklı farklı olaylar yaşatır; önemli olan sabırla karşılayabilmek ve isyan etmemektir.  

Genç adam sessizce dinledi.

- Saati size geri vermesem olur değil mi? Annemle beraber daha ço...k guguk sesi dinleyeceğiz, evi de satmaktan vazgeçtim. Size çok teşekkür ederim.

dedikten sonra saati kolunun altına aldığı gibi dükkândan çıktı.

 

 " Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 51. haftanın 12.09.2005 - 18.09.2005 konusu: GUGUKLU SAAT üzerine...

:  Emel BAYKARA,  16.Eylül.2005, Cuma                                                                                                    Diğer Bir Öykü için  

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt