www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
ÖYKÜ BULVARI
Telif Hakkı Sahibi: Göktürk DEMİREL
AŞKIN SONU
|
Kerem, eve geldiğinde gözyaşlarını tutamıyordu. Evlenmesine bu kadar kısa süre kala çıkıp gelen bu gelişme onu çok yaralamıştı. Şimdi ağlamayı bir kenara bırakıp kendine gelmeli, bu yaşadıklarını düşünmeli ve bir durum değerlendirmesi yapmalıydı.O' nunla dört yıl kadar önce okulda tanışmışlar, çok zaman geçmeden birbirlerinden hoşlandıklarını anlamış, sonu evliliğe kadar uzanabilecek sağlam bir ilişki kurmuşlardı. İnsanların ilişkilerini bu denli hızlı öğüttüğü, birbirilerine tahammül edemedikleri böyle bir zamanda O' na her gün daha da bağlanıp, her yeni sabah bir öncekinden daha sevgi dolu uyanıyordu. Peki ya yarın nasıl bir gün olacaktı? Deniz, uzun zamandır kendini bu gün için hazırlıyordu. Dört yıl önce başlayan beraberliğini kafasında çok daha önceleri bitirmesine karşın bunu O' nunla bugün paylaşacaktı. Başlarda aşık olduğu adamdan zamanla soğumuş, aralarındaki ilişkinin yalnızca alışkanlıktan ibaret olduğunu düşünmeye başlamıştı. Dört ay öncesine kadar kendini O' nunla evlenmeye mecbur hissediyordu. Artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiş gibiydi. Ancak, dört ay önce bir başkasıyla tanıştı ve dört yıl önce duyduğu hislerin yeniden canlandığını hissetti. Bu yeni insanla git gide daha çok zaman geçirmeye başladı; dahası, bir ilişkisi olduğunu ondan sakladı. Sonunda geçtiğimiz ay aniden gelen evlenme teklifini içindeki sesi dinleyip tereddüt etmeden kabul etti. Şimdi bunu Kerem'e söylemeliydi ve bu belki de dünyanın en zor işiydi. O sabah ta Kerem, her sabah gibi Deniz' i arayıp O' nu çok sevdiğini ve gözünü açar açmaz aklına girip kapatana kadar da çıkmayacağını söyledi. Kerem dört senedir hemen hemen her sabah buna benzer şeyler söylerdi. Deniz konuşmaları gerektiğini söyleyip Kerem' i hep gittikleri kafeteryada kahvaltıya davet etti. Kerem giderken yolda gördüğü çiçekçiden Deniz' e bir tane kırmızı gül aldı; içi sanki ilk randevusuna gidermiş gibi heyecanla kaplıydı... Deniz ise uzun süredir hazırladığı konuşmayı ezberlemeye çalışıyordu. Kerem, Deniz' in söylediklerini duyunca ilk hissettiği şey suçluluktu. Bütün bunlar kendi suçu olmalıydı. İçinde kopan fırtınalara rağmen olabildiğince dingin bir yüz ifadesiyle masadan kalktı. Deniz konuşurken de tek sözcük çıkmamıştı dilinden, şimdi de çıkmıyordu. Uzun süre Deniz' e baktıktan sonra sadece " Seni Seviyorum " dedi ve gitti. Yol boyunca etrafında sadece siluetler gördü. Tüm bunlar gerçekçi bir rüyaydı sanki. Kerem sonunda kararını vermişti. O' nun için Deniz' in mutlu olması da en az kendi mutluluğu kadar önemliydi ve bunun için geri çekilmesi gerekiyorsa ironi taşıyan bu seçimi seve seve yapabilirdi. Ve yaptı da... Artık biliyordu ki hayatı boyunca bir daha yaşayamayacağı günleri geride bırakmıştı. Ve bu günleri kendisine yaşattığı için Deniz' e minnettardı. Deniz, Kerem gider gitmez içinde tarifsiz bir rahatlık hissetmişti. Dünyanın en zor işinin altından bu kadar kolayca kalkacağını beklemiyordu doğrusu... Hemen telefona sarılıp yeni sevgilisini aradı. - Aşkım, her zamanki kafeteryadayım, seni bekliyorum... |
" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 46. hafta, 08.08.2005 - 14.08.2005 haftanın konusu: KADIN ve ERKEK üzerine...
:
Göktürk DEMİREL,
Ankara, 13.Ağustos.2005, 13:02