www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Telif Hakkı sahibi: Mehmet ÜNVER
ORTA DALGA ISTANBUL YAYINLARI...
ROMAN KAHRAMANLARI YARATMAK
|
Sevgili dostlar. İnsanin kendi bedeninden, kendi kanından olan öz evladı yumuk, yumuk, minicik bir bebek olarak kucağına ilk kez verildiğinde o kişi anlatılamayacak, anlatılsa da kelimelere sığmayacak hisler içindedir. O minicik varlığın dünyaya gelmesine vesile olmak bir yana, bundan böyle yasadığı müddetçe onun annesi, ya da babası olarak anılacağını bilmek de tarif edilmez bir heyecandır. Öyle ki daha ilk saniyelerden itibaren yaşamınızı ona adamaya yemin eder, onun için mutlu ve sağlam bir gelecek hazırlamak için plânlar yapmaya başlarsınız. Fakat bazen ne yazıktır ki, dünyaya gelmesine vesile olduğunuz o mucizevi canlılar zaman geçtikçe sizin düşündüğünüz ve düşlediğinizden farklı davranmaya, kendi bildiklerini okumaya, kendi bildikleri yoldan gitmeye başlarlar, hatta bazen günü gelir sizi hiç iplemezler. Onlar için kurduğunuz gelecek düşleri, yavaş, yavaş tuz, buz olmaya başlar, hayal kırıklığına uğrarsınız. Gün gelir yorgun ve buruk bir ifadeyle artık sizden olmayan bu varlığa bakıp: “ Böyle mi olacaktı ” dersiniz. Çok ana, babanın başına gelmiştir bu. Bir roman yazarken de buna benzer bir bozgun yaşarsınız. Bütün vaktinizi ayırıp kurgusal kahramanlar yaratırsınız. Onlara, cinsiyet, akıl, duygular ve kişilik verirsiniz, bir hayat yolu çizersiniz, gerçek dünyadan farklı olarak kaderleri de sizin elinizdedir. Onların yaratıcıları siz olduğunuz için, yaşamlarının da ölümlerinin de sizin elinizde olduğunu düşünürsünüz. Oysa harıl, harıl dördüncü romanımı yazmakta olduğum şu günlerde bunun ne yazık ki hiç de öyle olmadığını bir kez daha anladım. Romanın ilk sayfalarında benim belirlediğim kader çizgisinde ilerleyen iki kahramanıma olduğu gibi yazdığınız sayfalar ilerledikçe onlardan bazıları sizi dinlemez hatta iplemez olurlar. Çizdiğiniz yoldan çıkarlar, onlara artık söz geçiremezsiniz. Parmaklarınız tuşlarda tıkırdadıkça, onlar sizin kurgunuzda değil kendi bildikleri yollarda ilerlemeye başlarlar. Romanı yazmaya başladığınızda burada olan kahramanlar, sayfalar ilerledikçe sizin ilk başlarda düşündüğünüz yerden çok ama çok farklı yerlerde olurlar. İşin kötüsü bu kitabın yazarı olan siz nereden nereye geldiğinize şaşıp kalırsınız. Yazan siz olsanız da, kan, can, cinsiyet, karakter verdiğiniz sanal kahramanlarınız sanki gerçekten yaşıyorlarmışçasına size inat, ve nispet yapmaya, sizin istediğinizden çok farklı yerlere gitmeye başlamışlar, hatta üstüne üstlük bir de size karsı isyan çıkartmışlardır. Çünkü sanal da olsalar onlara bir kişilik, duygular, umutlar vermişsinizdir. Onlar da insanlar gibi iz bırakmak peşindedirler artık. Roman geliştikçe onlar da geliştiği için artık kolay, kolay söz geçiremezsiniz. Sizin önceden plânladığınız konuya, kurguya, romanın gelişmesine müdahale etmeye başlarlar, üstünüzde baskı kurarlar. Bu durum dördüncü kez başıma geliyor. Öyle ki kendi yarattığım sanal kahramanlar yakında benimle dalaşmaya, hatta boy ölçüşmeye başlayacaklar diye korkuyorum. Bu yolu seçen iki roman kahramanımı aslında çok sevdiğim halde affedemiyorum ve ciddi bir şekilde cezalandırmayı düşünüyorum. Hatta intikam almak için kulaklarına ne kadar boşlukta olduklarını, bensiz bir hiç sayılacaklarını, aslında sadece birer kuru gürültüden ibaret olduklarını söylemeden önce canlarının istediklerini yapmaları için bir müddet serbest bırakacağım onları. Belki de öykünün sonlarına kadar başlarına buyruk davranacaklar. Kendi seçtikleri yanlış yolda bildiklerini okuyarak iz bırakacaklarını sanacaklar. Ama önceki romanlarımda olduğu gibi bu iki delişmen kahramanıma da korkunç bir son hazırlayarak onlardan intikamımı alacağımdan hiç şüpheniz olmasın. Bunları size neden mi yazdım? Belki de bazılarınız evvelce bir edebi eserin yaratılış sürecine direk tanık olmadınız. Böyle bir sürecin içine girmediniz. Doğrusu benim de böylesi bir zevkten sizleri mahrum etmek içimden gelmedi ve yazıverdim işte. Çünkü yazmak çök ilginç bir macera. Başlarken bir yerdesiniz. Sonra kalemler, tuşlar, parmaklar sizi öyle bir yerlere götürüyor ki, yazdıkça kendi yarattığınız kahramanlara söz geçiremez oluyorsunuz. Hatta kendi yarattığınız kişiliklerin aklına uyup onların size empoze ettirdikleri gibi, bu sanal insanların olmak istedikleri gibi yazmaya başlıyorsunuz. Ama diğer üç romanımda da olduğu gibi son noktayı koyarken gözlerim biraz nemlenmiş de olsa son sözü kesinlikle ve kesinlikle yine ben söyleyeceğim. Sevgiler |
:
MEHMET
ÜNVER,
İstanbul, 15.Temmuz.2005
Diğer bir
"
köşe yazısı için "
için