www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI CADDESİ
Telif Hakkı sahibi: Gülten Çetindağ TİBET
kUM TaneSİ
HÜZÜN KAPIMI ÇALDI
|
Turkuvaz deniz renk değiştirmiş. Hareketsiz! Ne kıpırdıyor ne de göz kırpıyor; yalnız gri gri etrafa bakıyor. Yakamozlar da dalıp dibe saklanmışlar. Limanda demirli beyaz kuğu, sefere çoktan çıkmış bile! Liman yalnız, tek başına. derin bir hasret içinde kalmış. Bağrındaki ışıklar, birer gemici feneri gibi dertli dertli yanıp sönüyor; sönüp yanıyor. Rüzgâr da başka kıyılarda gezintide; belki de çapkınlık peşinde. Yatlar, yelkensiz, çıplak, isteksiz, süzülüyor. Heyamola! Mimozalar top top, sarı sarı ve uykudalar. Yakın dostları Begonviller de boynunu bükmüş. Melisaların kokusu gitmiş. Lâvantaların rengi solmuş. Kekikler küsmüş. Çimenlere hazan lekesi oturmuş. Bu akşam derin bir sessizlik nöbette. Sevda Yolunda gezinen sevdalılar da yok. Karşı kıyıdan yankılanan şarkılar da susmuş. İçi içine sığmayan, çağıl çağıl çağlayan ben de çaresiz, sessizliğe teslim olmuşum. Bu bildiğim Fener iklimi değil! Sanki merakla başka kıyıda geziniyorum. Birden, TAK... TAK... TAK... Kapıda Hüzün! Gelip içime oturdu. Gönlüm de taş plak şarkılar çalıyor bangır bangır... '' Akşam oldu hüzünlendim ben yine / Hasret kaldım gözlerinin rengine '' ''Aylar geçiyor / Sen bana halâ geleceksin / Yetmez mi bu hasret daha yıllarca mı sürsün '' ' 'Kime canım dedim, terk edip kaçtı / Üstelik başıma bin bir dert açtı " '' Sensiz kalan gönlümde bil ki hayat virane / Sen yoksun ya yanımda bu âlemden bana ne'' '' Öyle yalnız ki gönlüm / Aylardır seni özler / Geleceksin, döneceksin, seveceksin diye, her an yolunu gözler'' Hüzün,oturdu. Dinledi; dinledikçe de keyiflendi. Gönlümle birlikte söyledik şarkıları teker teker. Her birindeki anlam akşamın rengine karıştı. Yaralı dağdaki rüzgâr sevgiliye selâm götürdü mü acaba? Hüzün ayağa kalktı, alkışlayıp boynuma sarıldı. “ Neden griye boyarsın akşamları? Neden konuk olursun gönlüme? Neden sessizliği savurursun etrafa? ” diye sordum ama hiç cevap vermedi. Tuvalindeki solgun renklerle boyamaya devam etti. Etrafta alışılmışın dışında derin bir sessizlik var. Çıt çıkmıyor. Yaprak kımıldamıyor. Sanki herkes, her şey, birbirine dargın! Karatavuk da sus pus, ötmüyor. Gugukçukların da sesi kesilmiş. Martılar, yalıçapkınları da uslandılar birden. Ne bir çığlık var havada, ne de bir kanat sesi. Özlem tırmandı doruklara... Bu akşam, hüzünle özlemi çırptım. Hasreti de kattım içine. Hamurumu yoğurdum. Maraton başladı. Yaşanmış aşklarım koşa koşa geldi. Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de, sevip sevip terk edilmeyi de! Rolümü hayat denilen sahnede öyle güzel oynadım ki kimileri beni en önden seyretti kimileri ayakta alkışladı. Sanki eski Yunandan beri oyuncuydum. Her rolü oynadım; dram, komedi, trajedi. Perde açıldı. Karşıma mutluluk çıktı. Kovalamaca oynadık sahnede. " Elim sende " dedi. Vurdu kaçtı. Peşinden koştum. Yakalayamadım. Çabucak gözden kayboldu. İçimdeki Hüznü kimse anlamadı. Kimse bilemedi. Yalnız Çile derdime ortak oldu. Bir de Yalnızlık peşimi hiç bırakmadı... Yolculuğa çıkarken, '' Neyi yaşamak istiyorsan onu yaşa be evlât '' dedi babam. Son yolculukları da erken tanıdım... Bu akşam Hüzün, deli rüzgârlar gibi esip beni üşüttü. Savruldum. Kırıldım. Dallarım yana yattı. Hüzün, ilk kez aramadı! Vefalıdır; fırsat buldukça arar, hatırımı sorar. Tanıdık bir yüz, eskimeyen bir dost, haber vermeden ara sıra uğrar, Kâh kabul görür, oturur birlikte dertleşiriz; iki damla göz yaşım ikramım olur kâh açmam kapıyı döner geriye ama her gelişinde gönlümün kıyısına da vurur. Köpük köpük beni alır götürür. Daha dilek bile tutamadan gücünü göstermek için gökten yıldızları kaydırır. O an yıldızlar kayıplarımın üstüne kayar, hava daha da kararır... Üstelik hiç rahat durmaz; benimle oynaşır, sıkıca sarar sarmalar. Yağmur kirpiklerime düşer; yüzüm ıslanır... " Dostum! Gelmeden önce haber ver hazırlanayım " derim. Dinlemez. Sessiz sedasız, sakin, dalga dalga gelir. Darmadağın yapar. İçimdeki küçük kızın elinden tutar, birlikte çeker gider. Arkalarından baka kalırım. Gözlerim nemli nemli... Hüzünsüzlük çökse gönlüme, hüzün yerine? Şarkılar, türküler, aryalar söylese gönlüm. Cıngıl cıngıl titrese gönül tellerim: Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin / Dünyanın bir ucundan kalkıp bana gelseydin, Benim gibi özlesen benim gibi sevseydin / Dünyanın bir ucundan kalkıp bana gelseydin. Hayâldeki sevgili dünyanın bir ucundan kalkar gelir, ellerimden tutar; şiirler söyletir. Mimozalar uyanır. Begonviller şaha kalkar. Melisalar mis gibi kokar. Lâvantalar mor mor giyinir. Karatavuğun dilinde nağmeler aryalaşır. Martılar, yalıçapkınları çığlık atar, deniz turkuvazına kavuşur. Yatlar enginlere yelken açar. Liman kuğusuna sarılır. Bir de ben sarılırım sevgilime. Birlikte yakamozları toplamaya gideriz... Ne sevgiler vardır tadılacak, ne aşklar vardır yaşanacak... Güle güle Hüzün... Hoşça Kal... |
:
Gülten
Çetindağ TİBET,
Çeşme, İzmir, 25 Haziran 2009,
08:58
Diğer bir
"
İOL... "
için