www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
® ©
İnsan Olmanın Lezzeti... LXXXVI
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
ZATEN BELLİ
|
Arthur Schopenhauer’ ın bir deyişi dikkatlerimizden kaçmaktadır: Bütün gerçekler üç adımda gelirler: Önce alay edilir... Sonra şiddetle karşı çıkılır... Son olarak, zaten belli olan bir şey denir ve kabul edilir… Bu önemli özdeyişi, birçok kez olumlu ve olumsuz yönden ele aldım. Nedendir akıl almaz ama ilk iki basamak, iyi bir iş yaparken de hep karşınıza çıkacaktır. Sayısız örnekleri vardır. İşte bu yüzden olumlu olduğunda işi yüklenenin işi gerçekten zor ama başarmanın eşsiz tadı damağına yayıldığında olumsuzlukları hatırlamayacaktır bile… Olumlu yanda, ancak olumsuzlar için bir olumsuzluk söz konusu olabilir! Olumsuzluğaysa sanki daha uygun bu deyiş; aymazlığı anlatır gibi! İşte o zaman işimiz iş! Cehaletin bir başka sürümü sayılabilecek aymazlığın en kötü yanı cahil olmadığını sanan bazı kişilerde de bulunmasıdır! Bu kişiler, yıllar yılı bütün bildiklerinize karşın sizi bir şey bilmiyor sanabilir. Bunun doğal uzantısı olarak kendisinin bildiğini sanmasıdır. Aslında bu bir çelişkidir; bir şey bilmediğinizi varsayan karşısındakini de kendisi gibi sanmaktadır ama söz konusu kendisi olunca aymazlığın dişi pençesinden kurtulamayacağı için kendisine de aynı yaftayı kondurup bir şey bilmeyen olmaz! Zalimin acımasızlığıyla vurur da vurur. Nereye kadar? Bu noktayı Frederic Douglas belirlemiştir: Zalimin sınırlarını, zulmettiklerinin dayanma gücü belirler! Aymaz’ ın iyi bir şey yapabilmesi olası değildir çünkü " iyi " diye bildiği, kendi bildikleriyle sınırlıdır. İleriye, yani önündekine sınır koyan bir kişinin basit mantıkta bile ilerlemesi de mümkün değildir ama yine de " iyi " yalnızca ileridedir! Burada bu nokta " iyi " nin gücünü bir kez daha vurgular. Douglas’ ın çizgilerini aslında çok net çizdiği çıta ne kadar aşağıdaysa, aymazın ayacağı zaman da o kadar yakındır. Çoğu zaman bunu ne aymaz bilir ne de aymazlarla aynı havayı soluyanlar… Bazen bizlere de basiret bağlanması denen bir aymazlık gelir ama bu geçici, anlıktır. Bu yüzden bizler kötüyle ilişki kuramayız ama yine de anda da olsa kendimize zarar getirebiliriz çünkü basiret bağlandığında kontrol gider, iyi düşünemez hâle geliriz. Gerçekler sisin arkasında kalır. Bir de Arthur Schopenhauer’ ın, “ Gerçekler ” dediğinin ne olduğunu anlayabilsem!..
İnsan Olmanın Lezzeti... LXXVII' de buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman; “ Beni hiç aldatmayacak evcil bir dost almak istesem bu ne olurdu ” diye düşündünüz? |
:
Alp
ARPAD,
Ankara, 17 Ocak 2004,
02:14
Diğer bir
"
İOL... "
için