www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
® ©
İnsan Olmanın Lezzeti... LXXIII
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
" AzIcIk AşIm AğrIsIz BaşIm "
|
Hiç sevmediğim bir atasözü olmuştu yıllarca. Sanki gelişmemi engelliyor gibiydi. Şu güzelim yılbaşı süsü ışıklarının yüzünden fikrimi değiştirdim. Ne demek azla yetinmek? Çok istemeliyiz diye düşünürdüm. Hırs, doymazlık, arsızlık anlamına gelmesin! İyi olan ne varsa onu daha çoğunu istemek insanın asıl görevidir diye düşünürdüm. Yapabiliriz! Kapasite meselesi! Daha çok çalışma, sürekli çalışmayla hedeflerimize ulaşabilir, sonra durmayıp yola devam ederek daha ileriye gidebilirdik. Sınırları zorlamak gerekliydi. Bunu yalnızca kendimiz için istemezdik. Ülkemiz için de bu gerekliydi. Diğer bir deyişle, Antalya' ya gidince ayağını suya sokup başını yıldızlara kaldırmak yeterli değildi. Yıldızlara da gitmeliydik, aya da... Kendimiz için istediklerimiz, daha iyi çalışmak, daha iyi kazanmak ve daha iyi yaşam şartlarına sahip olmaktı. Bir saatte bir lira kazanıyorsanız, demek ki bir günde en çok yirmi dört lira kazanabilirdiniz! Bu düşündüklerinizi gerçekleştirmeye yetmiyorsa, o hâlde düşüncelerini geliştirecektiniz. Ben de öyle yaptım... Eskiden öğretici, eğitici güzel Amerikan filmleri de vardı. Onlarda gördüğüm ışıklar gerçekten çok güzeldi. Senenin her günü her türlü amaçla kullanabileceğiniz ışıklar. Sıra sıra, renk renk, birbiri üzerinden atlayan, çeşitli şekillere ve yazılara bürünen, kılıktan kılığa, renkten renge giren ışıklardı. Seyrederken hayat dolardınız. Renklenirdiniz; bütün şehir, bütün ülke renklenirdi. Daha sonraları bunların bir kısmını küçük yaşta Avrupa' da gördüm. İşte bunları ülkemizde üretip her yerin ışıldamasını, renklerin insanların içini ısıtmasını hesaplıyordum. Isınan içler sıcak hülyalar içerisinde dertlerini unutacaktı. Keloğlan örneği, sermaye yok akıl çok elbisesiyle yollara düştüm. Üniversitedeki profesörden o zamanların Fikirtepesi' ndeki elektrik tamircisi yamağına kadar çare aramadığım yer kalmadı. En yararlı elektrik bilgilerini ise Sanat Enstitülerinden aldım. Ortaokul birden lise üçün sonuna kadarki altı yılda dört taneydiler; saygıdeğer, sevgideğer Fizik Öğretmenlerimi saygıyla anıyorum. Çok değerli Sanat Enstitüsü Öğretmenlerinin büyük bir aşkla anlattıklarını çok kolay anlamamı onların öğrettiklerine borçluyum. Anlatıyor, dinliyor ama bir yüz on sekiz kontörü boyu kadar dahi yol alamıyordum. Geçen yıllarda istemesem de büyüyor, bilmediğim bir sürü şey öğreniyordum. Bazı insanların sözünde durmadıklarını, bazı insanların bedava adımı dahi atmaya nazlandıklarını gördüm; bürokrasiyi tanıdım. İyi bir şey yapınca engellendim. Yapmadıklarım yüzünden suçlandım. Yılmadım; bin dokuz yüz doksanlara kadar devam ettim. Üretemedim; Üretemedik! Vazgeçmedim ama sonunda ipin ucunu bıraktım. Birileri bir şeyler getirdi ama şu gün bile hâlâ benim ışıklar yok! İki binli yıllardan sonra Çin işi yılbaşı süsü ışıklar geldi. Ucuz mu ucuz, renkli mi renkli, hareketli mi hareketli. müziklisi bile var. Birden algıladım ki bu pirinç tanesi kadar renkli ışıklar bana çok bile; takıyorsun fişi, seyrediyorsun. Başta sarı ve lâcivert olmak üzere yeşili, moru, kırmızısı, turuncusu var; güneşin yedi rengi gibi yirmi dört saat size ait. İsmi yılbaşı ışığı ama isterseniz her gün yakabilirsiniz! Üretime ne gerek; yak ışığı, koy yastığa kafayı! Azıcık aşım ağrısız başım... Yeni yıllarınız aydınlık olsun. Rengârenk ışıkla dolsun.
İnsan Olmanın Lezzeti... LXXIV' de buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, günde bir saatinizi, " Yetim ya da Öksüz " başı okşarken kulağına ninni okumaya ya da başucunda masal anlatmaya ayırdınız? |
" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 116. haftanın 11.12.2006 / 17.12.2006 konusu: BİR İNSAN BİN KADER üzerine
:
Alp ARPAD,
Ankara, 27 Aralık 2003, 00:51
Diğer bir
"
İOL... "