www.sizedebiyat.com SiZedebiyat

KÖŞE YAZILARI caddesi 

Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD

İnsan Olmanın Lezzeti... LII

Bir Sonraki Yapıt

Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir

TRENDEKİLER

" ... yakalandı! "

İşte bu müthiş bir toplumsal haberdi. O sondaki yakalandı kelimesi toplumun rahat bir nefes almasını sağlardı. " Bugün içimizden birine yapılan bir hareket, yarın hepimize yapılmış demektir " anlayışının egemen olduğu o yılların bilinçli toplumundaki yazılı olmayan kurallar, yazılı olan kurallara gerek duydurmazdı. Böylelikle herkes kendini ayarlardı ama herkes!

Yakalananlar muteber kişiler değillerdi elbet.  Zaten öyle oldukları için yakalanırlardı! Yakalanan kişiler, yakalanacak bir şeyler yaparlardı. Yoksa niye yakalanacaklardı ki! Yakalanan kişiler, yakalanma değeri olan kişilerdi.

Günümüzde yakalanan yakalanana! İyi veya kötü, herkes yakalanıyor. Kötülere bir şey olmuyor galiba ama iyiler yanıyor.

Eğlendikleri yerden çıkarken kız arkadaşıyla yakalandı... Dansın sonunda birbirini tebrik ederken yakalandılar... Nişanlısıyla birlikte denize girerken yakalandı... Gecenin sonunda midye tava yerken yakalandılar... Arabasını kullanırken yakalandı... Bize rağmen ( amansız takibimize rağmen demek istiyor ) manzara seyrederken yakalandılar... Yeni evliler eve girerken yakalandılar, evden çıkarken yakalandılar...

En sinir edeniyse Bikiniyle Yakalanmak! Zaman ne hızla, nasıl değiştiyse güzel bir manzara - yeri gelmişken, mini eteği de böyle hebâ ettiniz siz... - şimdilerde suç nedeni herhâlde!

Nur içinde yatsın, rahmetli Öztürk SERENGİL' in deyişiyle, habere dikiz :

“  Bikinili ...

... dizisindeki ... rolüyle tanınan .....,  .....' de tatilde. Yeni sezon için enerji depolayan ....., objektiflere bikinisiyle yakalandı...

Tatildeki veya tatil yerindeki insanın enerji toplayamayacağı da ayrı bir yazı konusu; belirtirim!

Bunların diğer bir tipleri var; kendi ülkeleri yetmiyor, yurt dışındaki yabancıları bikiniyle yakalıyorlar. Aşmış bunlar...   

Adam, artık beyaz donlular tarafından bile keşfedilmiş Türkuaz kıyılarda, cânım, asil bej kumsalların kültürüne ters orantılı manzarayı nedense hiç görmüyor: Kötü bir kara bisikletini büyük bir sevecenlikle üstlenmiş üstsüz turist kızının, bisikletin selesiyle mükellef selenin arasına elini koymuş, gözünü avizelerinden ayırmayan aladingildoninin tekinin aç ve susuz ibresi eşliğinde bisikletini itmesi karşısında aldığı zevki nedense turizm tarihinin sayfalarına o sökülür takılır objektifiyle nakşedemiyor; Yakalayamıyor! Onun tek düşündüğü, bikini! Tanga, G - String, Mayokini, Monokini, İpini, Yokini… Hayır! Olmaz! Adam bikiniye düşkün; bikiniyle yakalayacak! İnşallah birisi de bir gün onu şikâyet edecek: " Ben bu adamı beni bikinimle yakalamaya çalışırken yakaladım! " 

Bu tür Yakalandı, biz yakaladık, ben yakaladım! gibi başlıkları görünce aklıma altmış sekiz kuşağının bir öykücüğü geliyor:

ALAMANYA TRENİ

Almancı treni Sirkeci’ den hareket alır. Öyle böyle değil, yol üç gün üç gece, beraberinde çeşitli güçlüklerle sürmektedir. Koridordaki patates, şeker ve yöresel bakliyat çuvallarının üstünden, yer bulamayıp çuvalların üstünde yatan uluslararası, hatta bazıları komünist yolcuların üstünden, Alamanların asla akıl erdiremeyeceği tahtadan mamûl aparatların üstünden atlayarak tuvalete gitmeler ya da son ana kadar tutmalar... Ayaklarınıza şaplaklar yemeler... Her ülke kondüktörüne ayrı sabırlar... Vatanı koru, yurttaşını koru, arkanı koru... Birinci gün tamam ama ikinci gün bir baltaya sap olamamış, son umutları München ( Münşen  ) kaldırımları olan bizim Yüksek Kaldırım Mühendisleri sıkılırlar. Yapmadıkları kalmamıştır ama vakit geçirmek için yeni bir şey bulmak ihtiyacındadırlar. Kara kara düşünürken içlerinden birisi gözlerini “ İmdat Freni ” nden kaydırarak diğer ikisine bakar. Göz göze gelirler. Birisi kalkar, gider İmdat Freni’ ne asılır. Başarılı olamayınca iki elle dener. Ihlar, inler, a ah! Başaramayıp yerine oturur. Diğeri kalkar, önce tek el, sonra çift el dener. Asılır, ıhlar, inler ama sonuç olumsuzdur. Üçüncüsü aynı seremoniyi değişik tarzda icra etmek için yerinden kalkar. Artistik puan toplamı on puandır ama oluru yoktur! Sırasıyla diğer biri, sonra bir diğeri yardıma gelir. Altı el aynı anda asılırlar ama fren de frendir hani! Kompartımandaki geriye kalan beş kişi hayretler içerisinde kendilerine bakmaktadır. Aslında hepsi istekli görünmektedir ama birden kıronun biri yerinden fırlar, elinin tersiyle üçünü de yana iter. Hop mop, dur mur demeye kalmadan İmdat Freni’ ne asılır. Koca tren zınk diye durmuş, insanlar, yükler, raftakiler, yerdekiler, her şey birbirine geçmiştir. Kondüktör içeri girer:

— Koji  ovaj hitan zalan? diye telâşla bağırır.

Bizimki askılı gülümsemesiyle ortaya, bizimkilere sorar:

— Ne deye len bu khavat?

Bizimkiler geliştirilmiş bir pişkinlikle koro olarak yanıtlar:

— Kim çehti lan bu golu babou, deye?

Umursamaz bir şekilde kondüktöre, küçümseyen gözlerle bizimkilere bakan bizimki artan bir gülümsemeyle yanıtlar:

- Ahan ben! Hemi de, teh gol ilen!

 

İnsan Olmanın Lezzeti... LIII' de buluşana dek, en iyilerle kalın.

İlk not: En son ne zaman, düşünce süzgecinizin bakımını yapmak gereğini düşündünüz?

 

: Alp ARPAD, 02.08.2003, 08:34                                                                                                   Diğer bir  İOL... "   

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt