![]()
BU YAPIT VEYA BU YAZARIMIZ İÇİN DİLE GETİRİLENLER...
| Burcu ÖZGEÇEN |

Kendi Kaleminden: Bu bedende olmamın bir nedeni olmalı... Burada olmamın bir nedeni olmalı... Neden yaşıyorum? Bir bedenim var, neden? Neden buradayım? ...her şey fotoğraflarda kalmadan, Sadece akıllarda ve yüreklerde hapsolmadan! Hepimiz hissediyoruz ve seviyoruz, ağlıyoruz... Neden aynı olduğumuzu kabul etmiyoruz. Aynı soruları sormuyor muyuz kendi kendimize, Kendi başımıza... Kendinle baş başa ama kendinden başka her şeyi düşünerek, Ve özlem duyarak geçirilen saatler..genelde gece vakitleri. Gün içi gizlenen düşünceler, hisler... gözlerde gizlenemeyen... Geç olmadan anlamak olanı... Biz aynıyız... Bütünüz, biriz ve varız! Paylaşmak! ...paylaşmak... Arzu duymak... Paylaşmak... Paylaşmak! Geç olmadan... Her şey fotoğraflarda kalıp pişmanlık duymadan... Paylaşmak ve an’da yükselmek... Geçmişle ve gelecekle barışmak... Uzun zamandır aramadıklarımı aramak istiyorum son günlerde neden? Neden bu kadar çok fotoğraf çekiyorum? Neyi arıyorum? Neyi belgeliyorum? Neyi kendime sakladığımı düşünüyorum? Defalarca bakıp aynı resimlere ağlamak ve düşünmek... Keşke demek mi... ya da işte o gün... Gülmek ama geride kalışı hissetmek mi? Eski resimler soluyor, şimdiyse bilgisayar ekranında ‘ CD’ lerde formatların değişimiyle bir uçtan bir uca aktarılıyorlar... İki 2 boyutlu bir ekranda ya da kartta yakalanan 3 boyutlu anlar... Peki ya hissettiklerimiz kaç boyuta çıkıyor? ... sonsuzluğun ötesi içimizde değil mi? Ah nasıl özledim ve duygu yüklüyüm şu an... Kelimeler boğazımda, gece vakti içimde kopan fırtına ve haykırma isteği... Neden yalnızca çektiğim fotoğraflar... Ben ve siz... sevdiklerim, tüm yaşadıklarım... Yaşadım vardım demek için mi... zaman... Lineer mi? aynı günü hatırlarken ve yavaş yavaş zihninde silinirken içinde yeşillenen onca güzel düşünce sadece sana miras kalan... An’ ı yaşamak işte bu kadar önemli! Şu an kendimle ve yaşadıklarımla baş başa yazı yazarken... Neredeyim? Sevdiklerim, özlediklerim, geriye dönüşü olmayanlar, bir daha belki hiç göremeyeceklerim, içimde kor bırakanlar... Ateşleyenler... Bakın bana neler yaptınız... Hem acı hem de olgunlukla nasılda güzelleştim!.. Kıymetinizi bilmek ve anlamak için sizleri kaybetmem ya da illa uzak olmam mı gerekli... Acı çekmek neden? Neden bunu kendime yapıyorum ve baskı kuruyorum üzerinizde? Neden akamaz olurum bazen... Zaman akar ve ben öylece dururum geriye gitmek isteğiyle... Peki ya şu an! Şu an diye haykıran ses! Ona kulak ver... Ona kulak ver... Paylaşmak, gülümsemek, mutlu olmak,”mutlu etmek, almak ve vermek... Paylaşmak... İlla ki paylaşmak... Kaybetme endişesi duymadan sevgiyi çoğaltmak... Bir ömre yetecek kadar sevgi vermek ona ve kendine... İşte an’da yükselişin en güzel hediyesi... Mutluluk ve ibadet bu olsa gerek. 24.02.2006 01:39:30, oda ( Marseille )...
ALEVİN UZAKTAN SICAKLIĞINI HİSSETTİ... İÇİNE GİRDİ VE YANDI. 13.03.2006 22:35, MARSİLYA, ODA
Burcu hanım , yazının başlığı " FARKINDALIK " olsaydı ne güzel olurdu değil mi? SiZin renginiz maviymiş. Ellerinize sağlık. Atillâ DOĞRUER, Tue, 13 Jun 2006 04:15:03 -0700 (PDT)