www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

ŞİİR  çıkmazı

Telif Hakkı Sahibi: Boran Eser Kavaz

 

MAALLEM

Seyhan Abi salınır gelirdi yokuştan her akşam,

azıcık tombikti desem de inanmayın,

nezaketimden,

işin aslı yuvarlanmamak için salına salına gelirdi.

sürekli bir rejim halindeydi…

                       

O kadar dedim, “ Abi, gel ekmeği kes ” dedim,

“ Fırıncı Cemâl kızar ” der, gülerdi gevrek gevrek,

Taşındılar sonunda, yan “ maalledeki ” fırıncı Cemâl zarar etmeye başladı…

ama Seyhan Abi’ nin yokluğundan değil,

İşinin başından ayrıldı, gecenin üçünde fırını açmak yorduğundan belki,

Belki oğluna fazla güvendi ondan…

Oğlu Yakup’ la birlikte top teperdik, o genelde rakip takımın topçusuna teperdi,

Bazen de topa teperdi… Zaten hiçbir mahalleyle maç alamaz olmuştuk onun yüzünden…

Git de diyemiyorduk, döverdi hepimizi hırt herif…

Fırıncılık onun neyine, keyif ehli bir adam,

Onu da Piraye dize getirdi…

Piraye’ nin makarna gibi burgu burgu saçları vardı,

Mahallenin yarısı önüne çıkmaya çalışırdı, yarısı da izinden gitmeye,

Ne buldu Yakup’ ta anlamadık, ama civarın en heybetli erkeğiydi, bilmem belki… 

Okulu bırakmış tekstil atölyesine girmişti, sonra patronun sekreterliğine kadar da yükselmişti…

Kardeşi Semih huysuzlanırdı Yakup’ tan ötürü, gücü yetmezdi ki diş bilesin,

Kahrından serseriliği bıraktı Semih, derse verdi kendini,

Okudu adam oldu…

 

Babası yumurtacıydı, besisi vardı ama yumurtası köy yumurtası gibi olurdu,

Sarısı yoğun, kokusu gevrek…

 

- Ah gevrek dedim aklıma geldi, AOÇ’ nin şişe ayranından alırdık, simit fırınına yürürdük hiç üşenmeden,

Ne keyifliydi o susamların yanmışlarını avuç avuç yalayıp yutmak… -

 

Şişe ayranı da bulunmaz oldu, Semih’ te yok zaten artık, dedim ya okudu adam oldu…

 

Ramiz, Semih’ in canciğer kuzu sarması arkadaşıydı,

Semih adam oldukça Ramiz beter oldu…

İşsizlikten diyeceğim, değil, herifçioğlu iş beğenmezdi ki… Keyiften diyelim…

Gerçi işi olan da artık bunalıma giriyordu…

Kimse sevmiyordu işini…

 

Bir Asuman Abla severdi işini, terzi…

O da bence küçük yaştan beri dikiş dikmeyi sevdiğinden…

Karakteri öyle biçimlenmiş,

bizim gibi yirmi beş yaşından sonra bambaşka bir dünyayı üzerine yamamaya çalışmıyor…

Durmuyor işte gömlek milletin üzerinde, durmuyor,

Ya o kalıplar vatandaşa büyük / küçük, ya da vatandaş o kalıbın adamı değil,

Asuman Abla yan “ maalleden ”, Ayşecik bebeklere etek kesmiş her bebe gibi,

Sonra Ramiz’ in abisiyle tanış oldular, Nejdet’ le…

Ramiz ne kadar mıymıntı ise, abisi o kadar cevvaldi,

Tuttuğunu kafadan koparırdı maşallah,

Zaten işe de Semih’ in babasının yanında tavuk kafası keserek başlamıştı…

Akşamları Semih’ le Ramiz gülüşürlerdi,

- Bugün abin kaç Bismillah çekmiş Ramiz!

- Seksen iki ama tavuklardan biri çok gıcık bakıyordu; pörtlek pörtlek,ben aradan sıvıştım o bismillah çekmeden istavroz çıkardım : )

 

Son kopardığı kafa Semih’ inki oldu nitekim!

Herkes Piraye’ ye biterken, Semih, Asuman Abla’nın etrafında dolanırdı…

Efendim, bilmem ne yalakalıklar,

Yok onun diktiği yelek ona uğurlu gelirmiş de,

Onu ne zaman giyse çıktığı gibi iş bulurmuş da…

Aralarında ki yaş farkına da aldırmazdı, senin neyine halbuki o kız, e be dünyalım…

 

Nejdet istavrozun intikamını aldı, Asuman Abla’ yla evlenerek Semih’ in kafasını kopardı nitekim…

Gelinliğini de damatlığını da Asuman Abla kendi dikti…

Hâlbuki memleketimde terzilerin kendi söküklerini bile dikemedikleri rivayet edilir, halt edilir…

 

Çok güzel olmuştu, onu öyle görünce

dibimiz düşmüş

içimiz tutuşmuş

imrenmekten yüzümüz buruşmuş,

Semih’i düşünmüştük

 

İnsanın kendine göre birini bulabilmesi büyük şans,

Arkadaş olacak önce hem dost olacak,

Mümkünse güzel, genelde mülayim olacak,

Halsizken halinden halliyken keyfinden anlayacak,

Yani hem sen anlayacaksın hem o anlayacak..

İnsanlık hali, insan kızmaz mı hiç, kızar…

Biri kızdı mı diğeri susacak…

Bizim “ maallede ” genelde biri sustu mu diğeri kızıyor…

Asuman Ablay ile Nejdet Abi ayrı bir huzurluydular…

Allah bozmasın…

Hayat çok zor…

Benim “ maallemde ” daha da zordu,

Kapıcı Hasan’ ın karısından bende de olsa bu kadar zor olmazdı mesela,

Şöyle söyleyeyim, kadın herifi çevirir,

Çöpü döker, bahçeyi sular, kapı servisini tamamlar, siparişleri alır verir,

Kiralanacak eve kiracı, temizlenecek eve temizlikçi bulur, akşama yemek yapar, üstüne bir de çocukları döverdi : )

Kapıcı Hasan hiç yorulmazdı zaten kapıcı değil artık, “ Halıcı ”.

Tabiî malum karısının Çamardı’ ndaki köyünden geliyor halılar …

 

Şimdi, tabi insanlar daha kendi hâllerindeler…

Daha çok takım elbise almak için daha çok çalışmaya başladılar…

Daha çok takım elbiseyi de daha çok çalıştıkları için alıyorlar ona hiç girmiyorum…

Akşam daha yorgun geliniyor, daha hırpalanmış gündüzlerden çıkılıyor,

Çocuklar okullar için daha uzun yol yapıyor,

Oynayarak gidilen okullar yerine servisle gidilen uykulu yollar var…

Herkes de daha az enerji var…

Malûm daha az enerji olunca daha etkili dinlenmeli,

Öyle misafirlik falan yetmiyor bazen, bienaller, konserler, gösteriler doyurmuyor,

Barlar fasıllar da paklamıyor,

Karnının tam üstünde kocaman bir ağız, dişlerinden salya damlıyor, yalanıyor yalanıyor,

Dinlenmeye, eğlenmeye doyamıyor…

 

Ben bizim “ maalledeki ” iğde ağacının dibinde, ateş yakıp patates közlemeyi özledim…

Annemin su giderini tıkayıp balkona döktüğü suda yüzmeye çalışmayı özledim…

Üç tekerlekli bisikletimi,

Nurdan’ ın ağlamasını,

İlhan’ la Sinan ’dan dayak yemeyi,

Mert ile Murat’ın bana ettiklerini… Ah aman Allahım, ne acılı çocuklukmuş…

ama bak özlüyor insan,

Her daim bir pamuk balyasının içinde gibi hissettiren, herkesin her şeyi bildiği,

ama aynı zamanda herkesin herkese yardım ettiği,

Külüne muhtaç olunan komşuların olduğu,

Cemaatten ibaret  “ maallemi ” özlüyorum…

 

Refahımın yokluğunu düşünemiyorum bile ama,

Samimiyetin doğurduğu güven hissinin yerini de doldurmuyor refah…

Ondan sonra böyle plâzalar güvenlik şirketleri bilmem neler neler...

 

Toplum ilerledikçe hayat uzaklaşıyor vesselam,

Daha da kötüsü, sürekli yaklaştığımız sanrısını yaratacak gerekçeler de üretiyor kendi devamını sağlamak için...

 

 

: Boran Eser KAVAZ, 26 Şubat 2009, 13:o5, Gaziosmanpaşa, İstanbul              Diğer Bir Şiir için

                 

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt