www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
ŞİİR
Telif Hakkı Sahibi: Yeşim ESEMEN
İNCE AYAR DÜĞMELERİ
|
Kısa ya da uzun süreli, O veya bu sebepten ötürü ya da tesadüfi, Kimi yakından tanıdığımız, kimi uzaktan, Bazen ne tanıyıp ne de karşılaştığımız, sadece varlığından haberdar olduğumuz, Belki sadece sesini, gördüğümüz ya da duyduğumuz.. Değişik, değişik insanlar duygularımıza girip, çıkarlar. Kimileri; ilgi, beğeni, sempati, takdir, hayranlık basamaklarını tırmanır duygularımızda, Kimileri; şefkat merhamet, kimileri burukluk ve hüzün uyandırır. Kimileri; aşk, coşku, tutkuyla doldurur yüreğimizi, Kimileri öfke, hiddet, hatta nefretle. Kimileri şevk ve heyecan aşılarken bize Kimilerinden hiç haz etmeyiz nedense..
İşte sözün tam da burasında, Sorularla devam etmek istiyorum, bu düşünce prosesine. Onlar, duygularımızın farklı raflarına, renk renk etiketlerle, nasıl yerleşmekteler ? Etiketlerin rengini ya da hangi rafa yerleşeceklerini, ne belirler? Bazen bir raftan alıp, diğerine koyarız onları, nasıl? Her şey beynimizde, beynimizin içinde başlayıp, orada mı bitmekte ? İlişkilerimizde, karşı taraftan gelen sinyalleri algılayan beynimiz, Yaşamımız boyunca, o ana kadar kaydedilen Öğrenegeldiklerimiz / ön yargılarımız / genetik mirasımız ve bunun gibi sayısız parametrenin Neredeyse sonsuz olasılıklarını hızla tarayarak, Bu sinyallerin hangi duygu, düşünce, tutum ve davranışlarımızı tetikleyeceğini,
Ve
bunların sahibini hangi etiket ile hangi rafa yerleştireceğimizi belirliyor,
diyebilir miyiz? Salt bir veri-işleme mantığıyla bakarsak evet, sanırım bunu söyleyebiliriz: Ham data; Merkezi İşlem Birimine ( CPU ) girer, Mevcut donanım alt yapısı ve mevcut yazılımın olanakları dahilinde, İşlenmiş “ output ” olarak dışarıya çıkar. Ancak; stabil bir mevcutluktan söz ettiğimiz bu bakış açısıyla; Esneklik, irade, hoşgörü, güven, uyum sağlama, sabır, azim, kararlılık, hırs, özen, dikkat, Tahammül, ileri görüşlülük, duyarlılık gibi pek çok değişkeni ve bunların ince ayarlarının gücünü Iskalamış olmaz mıyız? Ve işte, bu DEĞİŞKENLER değil mi ki zaten, İnsan beynini sadece bir “ CPU ” olmaktan öteye taşıyan, İnsanı, beyniyle kalbiyle ruhuyla sezgileriyle yetenekleriyle bir bütün yapan, Her birimizi diğerinden ayrıştıran, tek ve özel kılan ? Bu değişkenlerin farklı ince ayarları; Dışarıdan gelen sinyalleri algılama ve tepki verme prosesinin bütün aşamalarını Etkileyebilme ve değiştirebilme gücüne sahip üstelik ! İnsanlarla ilişkilerimizde; Hoşgörülü bir tebessümün, tutulan bir sözün, Dikkatle dinleyen bir kulağın, adil bir muhakemenin, dürüst bir iltifatın, Ya da ilgi dolu küçücük bir hareketin gücünü örneğin, yadsıyabilir miyiz?
Kimileri, duygularımızın farklı raflarına, Farklı renklerde etiketlerle yerleşmiş, hatta yerleştirilmiş de olsalar, Rafların yerini ve etiketlerin rengini değiştiren, Bu ince ayar düğmeleri olmasın sakın? Ve, " SEVDİKLERİMİZ " rafına yerleşebilenler ise; Kendi ince ayar düğmelerinin bir kaçını, Kişisel ya da toplumsal yaşamımızda bir fark yaratma konumuna getirebilmiş olanlar galiba... Belki ne daha zengin, ne daha ünlü, Ne bir çok ödül almış, ne de yarışmalar kazanmış, Ne daha kariyerli, ne daha unvanlı, Ne daha genç, ne daha güzel, ne daha yakışıklı, Ne daha yetenekli, ne daha başarılı onlar.. Ama biz, onları bir başka severiz. Hatta belki, " rağmen " lerle severiz… Diğerleri mi? Birçok “ rağmen " e rağmen, onlar kadar sevemediklerimiz... |
" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 52. hafta, 19.09.2005 - 25.09.2005 haftanın konusu: BİRİNCİ YIL ŞEREFİNE KONU SERBEST
: Yeşim ESEMEN,
İstanbul, 19.Eylül.2005
Diğer
Bir
Şiir için