www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

 ÖYKÜ BULVARI

Telif Hakkı Sahibi: Ramazan YILMAZ

MUTLULUĞUMA DÖRT DUVAR ARASI YETİYORDU...

Dostlar; otuz iki yıllık öğretmenlik hayatımda hep kiralarda oturdum… 

Maaşımın, ortalama, dörtte biri hep kiraya gidiyordu. Ev hanımı eşim, bir maaşımızın kirayı verdikten sonra kalanını, üç çocuklu beş kişilik ailemize yetirebilmek için olağanüstü fedakârlıklarda bulunurdu. Semt pazarını üç kere tur attıktan sonra alışverişe başlardı. En temizini en ucuza alabilmek için sıkı pazarlıklar ederdi. 10 Kuruş üste alacağı varsa, satıcının on kuruş parayı vermesi için sabırla beklerdi.

Üç çocuk okuttuk, üçü de üniversiteyi bitirdi, işleri maaşları oldu… 

Şimdi evim var dostlar; iki katlı müstakil; önden arkadan bahçeli, dört balkonlu; iki balkonu arkadaki bahçeyi görür, ikisi öndeki bahçeyi. İçini, mutfağını dayayıp döşettik.

Dostlar, şimdi saray gibi bir evim var ama artık enerjim, gençliğim yok. Yaşlılık ve sağlık sorunlarıyla didişip duruyoruz saray gibi evimizde. 

Para, ev, eşya derdimiz yok ama dostlar, evlendiğimizde taş gibi sapasağlam olan eşimin yüksek tansiyon derdi var; ayrıca kemik erimesi teşhisi kondu; onlarla uğraşıyoruz. Benimkileri saymama gerek var mı bilmem?

Şimdi birer yetişkin olan çocuklarım bayramlarda yanımıza gelirler. Oğlumuz üç çocuğun en küçüğü, bekâr, küçük ablası da bekâr. Büyük kızım öğretmen, damat bey de öğretmen, onlardan olan torunlarla, bayramlarımız neşe içinde geçmekte.

Gençken hep, “ Ah bir evim olsa, içinde özgürce yaşasam… ”  derdim ama hayatımın en güzel günlerini kiralarda yaşamıştım. Öğretmenlikten emekli oluncaya kadar yedi ayrı il merkezinde, üç ayrı ilçe merkezinde görev yaptım. Bu arada tam yirmi sekiz kez ev değiştirmişim. Yirmi sekiz defa ev göçü ne demek çok iyi bilirim! Evlenirken aldığımız eşyalar üç kere yenilendi; sadece, bir bacağı protez (!) sehpa kaldı ilk göz ağrısı eşyalarımızdan…

Şimdiki aklım olsaydı, “ Ah bir evim olsa… ” deyip durmazdım! Keşke şimdi evim olmasaydı da yine kiralarda otursaydım ama sağlığımız yerinde olsaydı. Kirada otururken beğenmedikçe, evi bir başka eve taşınırdık. Kötü komşuya rastlarsak, yeni bir eve taşınarak hemen uzaklaşırdık. Şimdi evimizde çakılı kaldık. Yeni komşular, yeni çevre yok artık. Oysa her ev değiştirdiğimizde, kötülerin yanında çok, çok iyi komşular, arkadaşlar ediniyorduk. İnanın, birçok komşumuz bizden, bizim aileden daha iyi, daha ahlâklı, daha insancaydılar.

Ah bir evim olsaydı demeyin, mutluluğu yakaladığınız yerde yaşam sürenizi uzatmaya çalışın… 

Benden daha varsıl bir arkadaşım, beni bisikletle dolanırken gördü. Son model arabasıyla önüme geçip durdu. Camdan merhabalaştık, bana takıldı:

“ Bırak artık şu bisikleti, bir araba al kendine, küflü çıkı! ” dedi.

Dedim ya, bazen iyi insanları gördükçe insanlığımdan utandığım oluyor. O arkadaşıma ne desem beğenirsiniz?

“ Ah sen de bisiklete binebilsen değil mi? ” dedim. Arkadaşım gaza basıp benden uzaklaşırken ağlamaklıydı çünkü ben ona, bu sözümle, bisiklet kullanamayacak kadar ağır özürlü olduğunu hatırlatmıştım. O da emekli mühendis…

İçinde sağlıklı yaşayamadığım kendi evime, içinde sapasağlam yaşadığım kiralık evi tercih ederim.

Şimdiki aklım olsaydı, yıllarca, “ Ah bir evim olsa… ” demezdim...

 

 

" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 263. hafta, 05.10.2009 - 11.10.2009 haftanın konusu: Ah! Bir Evim Olsa...

 

: Ramazan YILMAZ,  Mersin, 02 Aralık, 11:52                                                             Diğer Bir Öykü için  

 

                                                                                                           

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt