www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

ÖYKÜ BULVARI

Telif Hakkı Sahibi: Göktürk DEMİREL

 AŞK PAYLAŞMAMAKTIR

Oğlan, gerçek aşkı tatmamıştı henüz; yalnızca sevmeyi bildiğini sanıyordu... Aslında aşkın tanımını bile bilmiyordu daha... Ona göre aşk, yalnızca karşılıksız bir şeyler verebilmekti. Bunu da birkaç kez gerçek anlamıyla yaşamıştı. Üstelik karşılık görmeden. Oysa ki aşkın daha farklı bir şey olduğunu, farklı şeyleri de içinde barındırdığını kavrayamamıştı. Yalnızca, bir şeylerin eksik olduğunun bilincindeydi.

       Böyle karmaşık duygular içinde olmasına rağmen, dışarıdan bakınca öylesine yalındı ki hayatı; aslında bu yalınlığı da kendisi seçmişti öte yandan... Çünkü her şeyin istediği gibi olamayacağını biliyordu ve doğru anı bekliyordu kendince. Daha sonra anladı ki kendi kafasında yarattığı mükemmelliğe ulaşması imkansızdı; çünkü öyle bir şey bu dünyada bulunamazdı. İçindeki kendine has ilahi duyguları, karşısında bulamayacağını ve kendisinin bu dünyada bir istisna olduğunu düşünmeye başladığında, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anladı ve dünyasını sil baştan değiştirmeyi kafasına koydu.

      Yine de içindeki duyguları dindiremiyor ve her şeyini karşılıksız verebileceği, hayatını adayacağı birini bekliyordu. Bu, belki de eksiklikti kimine göre... Hiç kimse uğruna bir hayat adamaya değmez miydi acaba? Evet, değerdi ve O’nu er ya da geç bulacaktı.

      Kız, kimine göre sıradan olan güzelliğinin içinde esrarengiz bir ışık saçıyordu dünyaya. Aşkı bir iki kez tatmıştı kendince. Aslında O’na göre aşk diye bir şeyde yoktu; ve asıl önemli olan anlaşabilmek ve karşılıklı bir şeyleri paylaşabilmekti. Aynı iki dostun yaptıkları gibi, o kadar...

      Günün birinde ikisinin de birbirinin hayatlarını alt üst edeceklerinden habersizce tanıştılar bir yaz günü. İkisi de aceleyle çıkmışlardı evden, ve olabildiğince doğal halleriyle çakıştılar o parkta. Eski Amerikan filmlerinde çokça görülürdü bu türden tanışmalar. Günlük koşuşturmanın ortasında kaybolmuş iki kişi, dalgınlıkla birbirlerini görmeyip çarpışırlar, ilk bakışmada bir elektrik çarpar ikisini de; ve oğlan kızın yere düşen eşyalarını toplarken, olabildiğince erkeksi bir tavırla özür diler kızdan ve sahte bir pişmanlık postuna bürünüp birkaç sözcük döker dilinden. Amacı bu büyülü anı birkaç saniye daha sürdürebilmektir aslında...

Kız ise, aslında her şeyin farkında olmasına rağmen, yalnız kadınlara özgü bir anlamamışlık pozunda özrü kabul eder ve o gamzeli yanaklarından iç ürpertici bir gülümseyiş fırlatır oğlanın kalbine. İşte o an oğlan yıldırım hızıyla verir kararını ve yine olabildiğince erkeksi bir tavırla, hatasını bir kahveyle telafi edip edemeyeceğini sorar dilinden birkaç zırva döktükten sonra... Kızın da naz yapacak gücü yoktur ve kabul eder hem kahve içmeyi, hem de birkaç buluşma sonrasında gelen evlenme teklifini...

Aşkları böyle başlar; olabildiğince sıradan, olabildiğince basit ve emsali milyonları bulan bir şekilde... Oğlan aşık olur; yani hayatını adar kıza, karşılıksız... Kız, O’ nu en iyi anlayan kişiyle paylaşır hayatına dair ne varsa.

Zaman geçer ve olağan zalimliğiyle onları da değiştirir herkes gibi. Aşkın en büyük düşmanı olan alışkanlık, yanında biraz bıkkınlıkla birlikte çalar kapılarını. Artık zamanları eskisi gibi geçmiyor, sadece gözlerine bakarak geçen saatler tat vermez olmuştur. Garip bir ikileme girmişlerdir artık. En basmakalıp haliyle anlatılırsa ne onla ne de onsuz olmuyordur artık.

Kız, yeni insanlar tanımanın, yeni heyecanlar aramanın aşkını tamirde faydalı olacağını düşünür, sonunu bilmeden. Zaten çoktandır onunla ilgilenen yeni arkadaş adayları vardır ve içlerinden birine kendini çok yakın hissetmektedir. Bir gün O’ nunla gecen bir sohbet sırasında kabul eder beraber kahve içme teklifini. İşyerinden beraber çıkıp, onun götürdüğü ve sürpriz olduğunu söylediği yere giderler. Vardıklarında kız çok şaşkındır. Ne zamandır gelmek istediği ama gelmeye eşini bir türlü ikna edemediği deniz kıyısındaki o güzel yere gelmişlerdi. Buraya gelmenin sevinciyle başlayan sohbetleri giderek doyumsuz bir tat alıyor, kız şimdiye kadar hiç tatmadığı bir yakınlığı tadıyordu O’ nda...

Ancak gerçek ve ani aşkı bulduğu eşi vardı diğer tarafta... Yeni insanlar tanımak daha da beter bir ikileme sokmuştu kızı... Oğlan, her şeyin farkındaydı aslında... Eskisi kadar paylaşamamaktan kaynaklanıyordu her şey; biliyordu... Çareyi uzaklaşmakta buldu biraz. Biraz özlem, büyük bir aşkla birleşince her sorunu çözer diyordu. Artık o da geç geliyordu işten. Arkadaşlarıyla vakit geçiriyor ve dinlediği eğlenceli hikayeleri eşine anlatmak için biriktiriyordu heyecanla. Ama olmuyordu... Bir türlü beklediği gibi akmıyordu zaman... Artık her şey farklı, hiçbir şey başlangıçtaki kadar güzel değildi..

:  Göktürk DEMİREL, Ankara, 15.12.2003                                                                                                            Diğer Bir Öykü için  

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt