www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

ÖYKÜ BULVARI

Telif Hakkı Sahibi: Yusuf YANÇ

MENDİLLER

Al mendili mendili,

Kız sever karanfili.

Mendilimde gül oya,

Gülmedim doya doya.

Mendil verdim eline,

Kara kına yolladım,

Yârimin ellerine.

Sallasana sallasana mendilini,

Akşam oldu göndersene sevdiğimi.

Üsküdar’ a gider iken bir mendil buldum,

Mendilimin içine lokum doldurdum.

Menekşe, mendilin yere düşe,

Bizden size kim düşe?

 

... diye uzayıp giden, ah o güzelim mendil türkü, şarkı ve mânileri.

 Sevinç ve üzüntü gözyaşları silinen, sıla yolcularına sallanan, sünnet ve gelin arabalarına bağlanan, düğün alaylarında halay başının salladığı, allı yeşilli, oyalı oyasız, ipek ya da ipek olmayan, oyasına, yamasına, rengine göre sessiz bir dili konuşan mendiller. 

Yöresine, büyüklüğüne, kullanım şekline göre, çevre veya yağlık adını da alan mendiller. 

Önceleri yavaş yavaş, şimdilerde ise, yerini hızla tek kullanımlı, mentollü, mentolsüz, sade, kolonyalı, kolonyasız, kâğıt mendillere terk eden mendiller. 

Artık sırlarımızı paylaştığımız, helâl kazanç için dökülen alın terlerimizi silip, cebimizde sakladığımız mendillerimiz. Kalıcı dostlukların tarih olmaya yüz tuttuğu gibi, tarih olmaya, hatıralarda şarkı, türkü, mâni, oyun söz ve tekerlemelerde kalan mendillerimiz. 

Anlık dostluklar, anlık dostlukları yaşayan insanların, anlık ve tek kullanımlı mendilleri

 

Mendilim biçim biçim,

Ölürüm senin için.

Mendilimin uçları,

Çıkamam yokuşları,

Yârime selâm edin,

Yedi dağın kuşları.

 

   Nişanlı genç kız, gönlündeki nakışı işlediği gergefteki mendile, son iğneyi batırırken bunları mırıldanıyordu. Ninesi göz ucu ile torununa baktı, Yıllar, yıllar öncesine gitti…

 

Mendilim benek benek,

Ortası çark- ı felek,

Yazı birlikte geçirdik,

Güzün ayırdı felek.

 

diyerek, askere giden eşine verdiği mendili hatırladı. Geçmişi hatırlamak, geleceği yaşatmak, geleceğe umut ile bakmak için bir tane de olsa, bir kalıcı dostluğa, silinecek bir alın terine, bir sevinç gözyaşına, bir hatıraya vesile olmak için yine de nakışlayıp duruyorlardı bu mendilleri. 

Ayağa kalktı. Pencereye doğru gitti. Doğup büyüdüğü, göç edip geldiği yöne baktı, baktı

 

Mendilim yele yele,

Ben düştüm gurbet ele,

On beş mendil eskittim,

Gözyaşım sile sile.

 

diye bir şeyler mırıldandı. Elini cebine attı. Belki de on altıncı mendilini çıkardı. Hafif nemlenen gözlerini, sırlarıyla birlikte silerek özenle tekrar cebine koydu ve bir yerlere doğru daldı gitti...

:  Yusuf YANÇ,                                                                                                    Diğer Bir Öykü için  

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt