www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

ÖYKÜ BULVARI

Telif Hakkı Sahibi: Mustafa Alper FAKILI

Çocuk AklImla

Kardeşimin doğduğu günü çok iyi hatırlıyorum. Dedemlerin evinde kardeş bekliyordum. Oturma odasında bir pencere vardır o evde. Perdesi açıktı o gün, çünkü müthiş kar yağıyordu. 

         O pencereden ne gözükür bilir misiniz? Benimki de soru! Nereden bileceksiniz! Karşı binanın çatısı! Çok yakındır dedemlerin penceresine. Karlı çatı, çatıya yağan kar... Kardeş gelecek... Bana tren getirecek! 

          " Ne treni! Kardeşle trenin ne ilgisi var? " O zamanlar bu soruyu sormayı akıl edememiş ve açıkçası soran olsa bile yanıtını pek de merak etmemiştim; çünkü trenimle oynamakla meşguldüm o sıralar... 

          Çok uslu bir çocukmuşum küçükken; önüme oyuncakları bırakın ve uzaklaşın... Saatlerce oynar, başından ayrılmazmışım oyuncaklarımın. Şimdi bile hatırlıyorum geriye çekip bırakınca kendiliğinden giden küçük arabalarımı, logolarımı, trenimi... 

          O yıllardan aklımda kalan bir de müzik vardır... Karlar düşer, düşer düşer ağlarım, hep ismini, hep ismini anarım! Karlar düşer... Düşer, düşer... Bu şarkıya o zamanlar bir anlam veremiyordum; ama melodisi kulağıma hoş geliyordu. Hem karlar düşünce kardeş geliyordu; kardeş gelince de tren...  

Sahi sakın bu treni kardeş getirmemiş olmasın! Bir gün bu büyük sorunu kendi kendime çözdüm! Sonra kimseye bundan söz etmedim. Evet! Beni kandırmışlardı! Treni kardeş mardeş getirmemişti işte! Gelen kardeşi kıskanmamam için bana oynanmış alçakça bir oyundu bu! Bunu çözebildiğime göre galiba ben, artık büyüyordum!

Ankara’ ya karlar düşmeye devam ediyordu ve her düşen kar benim okula gitme yaşımı biraz daha yaklaştırıyordu! Ben şimdiden adımı yazıp okuyabiliyor, birden yüze kadar kimseden yardım almadan sayabiliyordum! Büyük başarıydı bu benim için...  

Sonra bir gün okula kaydoldum. Okul aslında bizim apartmana çok yakındı. Okula giden yol kocaman bir yol! Aklımda kreşteyken öğrendiğim şarkı... Okul yolu düz gider, çocuklar bayram eder... Okul yolu düz gidiyordu gerçekten de! Düz yokuşlu bir yoldu! Hem de kocamanından! 

Soğuk bir Ankara sabahında okula başladım! Tüm öğrenciler sıraya girmiş; velileri arkada, daha geride... Rüzgar estiği zaman suratımıza çarpıyor, titretiyor! Teneffüslerde bahçeye çıkıyoruz! Bir ucundan bir ucuna koşuşturuyoruz! Bu okul denilen şey güzel bir yerde! Bahçesi de kocaman! İstediğin kadar koştur, atla, zıpla, top oyna bu bahçede!... 

Bir gün okuldan eve dönerken bizim binanın girişinde kocaman iki kız gördüm! Yanımdaki, “ Onların biri dördüncü, diğeri beşinci sınıf! ” dedi. Gözlerim kocaman açılmıştı! Bir insan nasıl dördüncü sınıf olabilir! Hele beşinci sınıfa geleceğim günü, onların yaşında olacağımı hiç düşünemiyordum bile! Dördüncü sınıf!.. Öteki de beş! Beş... Beşinci sınıf...

           Yıllar sonra bir yaz günü, birinci sınıfı okuduğum okulumun bahçesine gittim. Okula ilk başladığım günkü soğuk yoktu. Sıcacıktı Ankara’ nın yazı; karlar düşmüyordu artık... Kardeş kocaman olmuştu, tren filan hak getire. Okul yoluna, bahçede top oynayan çocuklara bakındım. Güldüm, hem de kocaman güldüm kendi halime. Bu yol daracıktı, iki araba aynı anda zor geçer. Hele bu küçücük bahçe... Dünya dönüyor... Hem de çabuk dönüyor...

 " Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 43. hafta, 18.07.2005 - 24.07.2005 haftanın konusu: " EN SEVDİĞİNİZ MEVSİM ve ONA EN UYGUN MÜZİK deyince..., "

: Mustafa Alper FAKILI                                                                                                              Diğer Bir Öykü için  

               

Bir Onceki Yapıt

Teknik Aksaklık Bildiriniz

Edebiyat Atölyesi Girisi

Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz

Sözlük

Telif Hakları Kanunu

İmla Kılavuzu

 Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında

ODA AKDENİZ

ODA EGE

ODA MARMARA

Enstitü Girisi

Bir Sonraki Yapıt