www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

MASAL bahçesi

Telif Hakkı Sahibi: Aksel AĞAN
 

BİR İNCİ MASALI

Cezalı bir inci tanesi varmış… 

İstiridye kabuğunun içinde, denizlerin derinliklerinde ömür boyu beklemeye mahkûmmuş. " Hani belki bir inci avcısı beni bulur " diyerek günışığını tekrar görmek umuduyla, bekler dururmuş. Kendi parıltısı, o küçücük kabuğunu aydınlatmaya  yetmezmiş ki! Oysa o ışığını saçmak istermiş yine; eskisi gibi. 

Kabuğunun içinde, dipsiz derinliklere kapanmak zorunda olmadan önce, sahibi olan bir kadını çok sevmiş. Kadın da ona büyük bir aşkla bağlanmış. Hiç boynundan çıkarmazmış incisini. Birbirlerine o kadar yakışıyorlarmış ki! Bizim inci, sürdürdükleri şatafatlı  hayatın baş kahramanı imiş. Gitgide diğer kadınlar kıskanmaya başlamışlar. Bu kadar parlak ve göz kamaştırıcı inciye sahip olmak için yarışa girmişler. 

Bizim inci tanemiz çok fazla dayanamamış ve sonunda sahibinden gizli gizli başka güzel kadınların boyunlarına misafir olmuş. Bazen günlerce ortadan kaybolduğu oluyormuş. Masal Kadınımız bunu fark ettiğinde çok kızmış ve en çok sevdiği mücevherini cezalandırmış. İncinin kendisini incitmesini affedememiş. Elleriyle koymuş yine çıkardığı kabuğuna ve kızgınlıkla mühürlemiş. Fırlatıp atmış en derinlerine denizin; içi kan ağlayarak… 

İnci yaptığından çok pişmanmış. Cezasını çekerken çok düşünmüş. Eski güzel günlerini ve sevdiği Masal Kadını' nı çok özlüyormuş. Boyun eğmiş yalnızlığına. Artık asla kimseyi onun kadar sevemeyeceğini ve asla o güzel günlerin geri gelmeyeceğini düşünerek ağlamakla geçiriyormuş günlerini. Kabuğunun içinde ağladıkça ışığı büyümüş. O kadar parlamış ki onu saran kabuk bile göz kamaştırıyormuş artık. Oraya yolu düşen güzeller güzeli bir cin bu ışığı fark etmiş. Cin karşısına çıktığında, inci çok şaşırmış. 

İnci ile Cin bakışmışlar. İn - Cin, kimseler ne görmüş ne de duymuş…   

“ Artık kimseyi incitmek istemiyorum, ne de incitilmek. Biliyorum eski günler geri gelmez ama kim bilir belki yeni günler daha da güzel olur? Yukarı çıkmak istiyorum. Son bir şans istiyorum ”  demiş inci.

Cin açmış mührünü cezasının. İnci ile birlikte, o engin yolculuğa çıkmışlar. Bizim cinimiz çok hayat dolu ve uçarı bir cinmiş. Uçan kuşla, yüzen balıkla arkadaşmış. Tüm arkadaşlarıyla da inciyi tanıştırmış. Güle oynaya yollarına devam etmişler. İncinin daha önceleri ağlamaktan kör olmuş olan gözleri de gülümsemeye başlamış. Gülmeye başladıkça gözleri, kabuğuna yaydığı ışığı içerek parlamış. Zamanla, etrafına yaydığı ışığı sönmüş...

İşte sonunda cezası bitmiştir ve asla aynı hatayı bir kez daha yapmayacaktır inci tanemiz. Ağlamaktan parlayan ışığı varsın sönsün; o ışık değil miydi ki, cezasına sebep? 

O artık küçük bir çakıl taşı olarak çıkacak sahile. Göz kamaştıran ışığını yutup içine aldı. Varsın içinde kalsın, görmesin kimseler, duymasınlar. Onu basit bir çakıl taşı sansınlar. Bu masal da burada bitsin…  

İncinin inci olduğunu sadece cin bilecek ve artık inci kimseyi incitmeyecek…

       :  Aksel AĞAN, 23.08.2005. İstanbul                                                                    Diğer Bir Masal için  

             

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt