www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

MASAL bahçesi

Telif Hakkı Sahibi: Sibel ERÖZDEN
 

ÜÇ ELMA

Bir varmış, bir yokmuş…

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken , ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken,  zamanların tümünde, anlatıla gelen masalların hepsinin başında yaşayan bir pire ile bir deve varmış. Deve, diğer develer gibi  tellal bir deve imiş, pire de diğer pireler gibi berber bir  pire.

İkisi de, önceleri masal tekerlemelerinde bulunmaktan mutluymuşlar. Ne de olsa her masal onlarla başlarmış. Her masal severmiş onları, her masal söyleyen gibi…

Ancak  yüzyıllar geçtikçe bu işten sıkılır olmuşlar. “ Artık ” diyorlarmış , “ Bizim de bir masalın gerçek kahramanları olma vaktimiz geldi. Neden hala böyle tekerleme köşelerinde sürünüp duruyoruz ki? Biz  ne zaman kendi masalımızın kahramanları olacağız? ”

Bu düşüncelerle bir gün kararlarını vermişler, gidip masallar padişahının kapısını çalacak, ondan bir masalın gerçek kahramanı olma iznini isteyeceklermiş. Masal dünyasında onun izni olmadıkça ne Keloğlan vezir olabilirmiş, ne de Zümrüdüanka Kaf dağını aşabilirmiş. Ama çok iyi kalpliymiş masallar padişahı. Kimsecikleri üzmez, masalların hepsine eşit davranır,  dikkatle inceler, her birinin daha da iyi olabilmesi için var gücüyle çalışırmış.

Tellal deve, berber pireyle  masallara yaraşır güzellikteki sarayın önüne geldiğinde şaşkınlıktan az kalsın küçük dilini yutacakmış.  Binlerce tellal deve yapılması gereken duyuruları alabilmek için saray kapısında, sırada bekliyor, hiçbirinde de bir sıkıntı işareti görülmüyormuş. Berber pireler de bıkıp usanmadan sırtlarında yaşadıkları tellal develerin tüylerini düzeltiyor, en ufak bir yorgunluk hissetmiyorlarmış. Anlaşılan yaptıkları işi severek yapıyorlarmış hepsi de.

Berber pire ile tellal deve masallar padişahına dertlerini anlatmışlar. Artık kendileri de bir masalın baş kahramanları olmak istediklerini, bir tekerleme dizesinde  kalmak istemediklerini  belirtmişler. Minicik bir karıncayı bile incitmeyen pamuk  şekeri kalpli masallar padişahı, onları kırar mı hiç? İsteklerini kabul etmiş hemen. Ama onları uyarmayı da ihmal etmemiş, demiş ki;

- “ Siz bu işe kalkıştınız ama masallar diyarı güç yerdir, çetin yerdir. Dur durak dinlemeden bir şeylerle uğraşmanız, kıyı bucak demeden her yere gidebilmeniz, açlık tokluk bilmeden savaşmanız bile gerekebilir, her şeyi göze almalısınız… Şimdii, bir daha düşünelim derseniiz, kabul der kararımı geri çekerim, yok biz karar verdik gayrı dönüşü yok bu işin diyorsanız Allah yolunuzu açık etsin der hayır dua ederim. ” Lakin bizimkiler kararlıymış, caymamışlar;

- ” İsteriz padişahım ” demişler. Eh bunu duyan masallar padişahı da;

- “ Benden günah gitti . ”  diyerek bir ferman çıkarmış. Görevli  kahramanların hepsi kalkıp gelmişler. Görevlerini iyice bellemişler.

Masallar padişahı emrini vermiş;

- “ Haydi yolunuz açık ola! ” deyip salıvermiş berber pire ile tellal  deveyi sarayın dışına…

 

Berber pire ile tellal deve yollara düşmüşler. Yürümüşler, yürümüşler, az gitmişler  uz gitmişler, dere tepe öyle bir düz gitmişler ki altı ay bir güz gitmişler. Bir de bakmışlar ki ne görsünler; - ikisi de biliyormuş masalın bu kısmını, aynı anda kendileri de söyleyerek -  bir arpa boyu yol gitmişler 

Tellal deve birden arkadaşına dönüp;

- “ Yahu berber pire, hangi çağda yaşıyoruz? Bu kadar yol gittik, yine de  bir arpa boyu yol gittik, gel masallar padişahına bir kuş uçuralım da masal hız birimlerini  biraz artırsın. Ne dersin? ”

- “ Ne diyeyim, yaşa derim, hele ben şu pire halimle daha da sevinirim. ” demiş. Masal güvercinlerine el sallamışlar, Masal güvercinleri uçarak gelmiş, bizimkiler dertlerini anlatmışlar. Güvercinler emin olmak için yeniden sormuşlar;

- “ Masal hız birimlerinin artırılmasını istiyorsunuz, tamam değil mi? Aynen böyle yazacağız. Ona göre. ”

- “ Tamam ” demiş berber pire. “ Öyle yazın. ”

Masal güvercinleri kanat üstü bilgisayarını çıkarmışlar. Berber pire ile tellal deve masal teknolojisindeki bu gelişmelere hayran kalmışlar. “ Tamam ” demiş baş güvercin. “ Masallar padişahı isteğinizi kabul etti. Hız birimleri şu andan itibaren artmış bulunuyor. ” der demez gözden kaybolmuş. Öbür masal güvercinleri de onu izlemişler.

Tellal deve ile berber pire yine düşmüşler yollara. Az gitmişler uz gitmişler, iki güncük yol gitmişler, bir de bakmışlar ki karşılarında karanlık mı karanlık, derin mi derin, korkunç mu korkunç, arapsaçı gibi karman çorman bir orman! Tellal deve berber pireye bakmış, berber pire tellal deveye. Ne yapsınlar? Çaresiz dalmışlar ormanın içine. Orman da ormanmış hani! Kaç tüy varsa ikisinde de, diken diken olmuş hepsi. Birden uzaklardan gelen bir ses ile irkilmişler.

- “ güüm ” “ güüüm ”, “ güüüüüm ” “ güüüüüüm… ” Ses gittikçe yaklaşıyormuş. Korkularından öleyazmışlar! Ses iyice yaklaşmış, yaklaşmış, bir de bakmışlar ki tam arkalarında bir dudağı yerin yedi kat dibinde, bir dudağı göğün yedi kat üstünde koca kulaklı, koca ayaklı bir dev! Birbirlerine bakmışlar, berber pire bir sıçrayışta tellal devenin boynuna atlamış, yağlamışlar tabanları. Öyle hızlı koşmuşlar ki iki günde aldıkları yolu beş dakikada bitirivermişler. “ Ohhh ” demişler ama unuttukları bir şey varmış. Masal hız birimleri arttığı için başka masallarda ağır ağır giden dev önlerine bir adımda geçivermiş! İleri gidemeyeceklerine göre geri kaçmaya karar vermişler. Lakin bu ormanın zaman ormanı denen bir orman olduğunu bilmiyorlarmış. Geriye dönüp bakmışlar ki ne görsünler! Bastıkları her yer kaybolup gidiyor, ağaçlar siliniyor. Kocaman bir boşluk geride kalan… Ne ilerleyebilen ne de  geriye dönebilen berber pireyle tellal deve, bizim koca devin ağzının içinde bulmuşlar kendilerini….

Burası ıslak, pis kokulu bir yermiş. Dişlerini hiç fırçalamayan devin bir sürü çürük dişi, bu dişlerin üstünde de  bir karış bakteri plak tabakası varmış. ” ığğğğ ” demiş bizimkiler. Çok iğrenmişler. Dişler o kadar büyükmüş ki deve ile pire kovuğun birine gizlenip doğruca yemek borusuna atlamışlar.

Hareketli bir mide çalkantısından sonra uzun ince bir yola girmişler. Burada onları gıdıklayan bir sürü parmaklar varmış. Gülmekten ölmüşler. Ama bu eğlence uzun sürmemiş. Daha genişçe bir koridora ulaşmışlar. “ Ööööööf! ” demiş berber pire.  “ Burası da neresi böyle her yer çöp içinde! ” “ Sen çöpü möpü bırak berber pire! Ya bu kokuya ne diyeceksin bakalım? ” demiş tellal deve. Biraz daha dişlerini sıkıp sabrettikten sonra nihayet gün ışığını görmüşler. Ama oldukça acılı olmuş bu görüş. İkisi de devden yuvarlanarak düştükleri için kafalarını gözlerini yaralamışlar.

- “ Oof, of, nolaydı ya nolaydı ” keşke her masalın başında paşa paşa kalaydık! ” demiş berber pire tellal deveye.

- “ Haklısın ” demiş deve.

- “ Şimdi ne desek de masallar padişahına, bizi yeniden o eski temiz, sağlıklı tekerlememize döndürse! ”

- “ Bir kere bu kokuyla buradan kıpırdayamayız bile ! ” demiş ve tellal deve hüngür hüngür ağlamaya başlamış. O kocaman sesiyle o  kadar hüngür hıçkır ağlamış ki bütün masalcı kuşları başlarına toplanmışlar. Durumu zaten biliyorlarmış aslında. Masalın başındaki ilk görevlendirme sırasında masallar padişahı onlara anlatmış. Deveyi zor zekat sakinleştirip ona üzülmemesini, bu dünyada her derdin mutlak bir çaresinin olduğunu söylemişler.

 

Bu sırada bütün olanları sarayından naklen izleyen masallar padişahı, şampuanlı yağmur bulutlarını çağırıp zaman ormanına göndermiş. Ardından durulama bulutlarına sıra gelmiş. Böylece hep birlikte, artık derslerini iyice almış olan berber pireyle tellal deveyi yıkamış, arı duru etmişler. Böylece temizlenen kahramanlarımız, masallar padişahının huzuruna çıkıp özür üstüne özür dilemişler. Masallar padişahı onlara dönüp şunları söylemiş;

- “ Siz dersinizi aldınız, elinizdekilerle yetinmeyip, başkalarını yerinde olmaya heveslenmenin başınıza neler açtığını gördünüz. Bundan böyle halinizden şikayet etmeden mutlu yaşamanın değerini daha iyi anlarsınız artık. Haydi bakalım doğru tekerlemenizdeki dizenize. ”

Sevinçten havalara uçan berber pire ile tellal deve saraydan çıkarken gökten düşen üç elma görmüşler. Elmanın biri diğerlerine şöyle diyormuş;

- ” Arkadaşlar, biz hep böyle masal sonu tekerlemesi olarak mı kalacağız? Sizce de artık kendi masalımızdaki yerimizi almanın zamanı gelmedi mi? ”

Berber pire tellal deveye, tellal deve de berber pireye bakıp bilmiş bilmiş gülümsemiş…

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…

:  Sibel ERÖZDEN, İstanbul, 28.01.2004, 12:33                                                                    Diğer Bir Masal için  

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt