www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
KÖŞE YAZILARI caddesi
Telif Hakkı sahibi: Mavi DENİZALTI
PERİSKOP
Mavi DENİZALTI diyebilirsiniz bana. Biliyorsunuz, eğer bir denizaltı denizin altındaysa dışarısını görebilmesinin bir yolu vardır; periskop yardımıyla... Köşenin ismi onun için Periskop. Dışarıya duyarsız kalamadığım için hep dalacağım. Bu bir tür kaçış, bir türlü yeniden toparlanma. Ne olup bittiğini merak edeceğim tabii ara sıra. İşte o zaman, Periskopumu denizin üstüne çıkarıp bakacağım ve gördüklerimi, Edebiyat Atölyesi Yönetmenimizin dediği gibi Sizlere anlatıp paylaşacağım.
SAĞ ELİN DÜNYASINDA SOLAK OLMAK
|
Merhaba, duydum!... Hep bir ağızdan, " TAKILDI, TAKILDI, PERİSKOP NEREYE TAKILDI.. ? " diye sevinçle bağırıyorsunuz. Bekletmeden anlatıyorum. Yukarıya, başlığa baktınız mı?... Bu konuya? Neden mi? Rahmetli dedemi ne yazık ki hiç tanıma fırsatı bulamadım ama solaklığını aynen almışım, beş oğul ve on bir torun içinde bir tek ben ve benim oğlum… Ailenin kara koyunu ile kara kuzusu yani… Solaklığın kalıtımsal olduğunu da sanırım böylece ispatlamış oluyoruz.
Yaşamımın ilk yıllarında, bana uzatılan her şeye sol elimle uzanmam, ve bakmam için verilen dergi, kitap türü yayınların bana kocaman gelen sayfalarını sol elimle sağdan sola doğru rahatlıkla çevirmem üzerine benim solak olduğumu fark etmişler.
Her şeyin sağ elini kullananlar için tasarlandığı bir dünyada solak olarak yaşamanın nasıl bir şey olduğunu solaklar çok daha iyi anlayacaktır. Solaklar tarih boyunca çeşitli dillerde, zaman zaman “ zavallı elleri ” ni kullanan, sakar, ters, beceriksiz, uğursuz, kötü kişiler olarak nitelenmişler. Belki de günümüzde bile hala solaklığın neden kaynaklandığı tam olarak çözülemediği içindir bu.
İşte solaklığa çeşitli dillerde verilen isimlere bir kaç örnek, İtalyanca’ da mancini ( eğri ), İspanyolca’ da zurdo ( ters yöne giden ), Latince’ de sinistra ( sol; Ingilizce’ de kötü, fena anlamına gelen sinister da bu kelimeden türetilmiş ), İngilizce’ de sol anlamına gelen left ise kırılgan, zayıf anlamına kullanılan lyft’ ten geliyormuş. Polonya’da lewo ( yasak ), Portekizce’de ise canhoto ( güçsüz ve zararsız ).
Sağ el, batı ülkelerinde tokalaşmak, selam vermek, istavroz çıkarmak için kullanılırken sol el özellikle Orta Doğu ve Asya’ da daha ziyade taharet için kullanılmış.
Ağaca tırmanmak, piyano çalmak, özellikle su altında yüzmek gibi eylemlerde her iki el de eşit olarak kullanılırken, başta beysbol olmak üzere bazı spor dallarında ise solaklık büyük bir avantaj, hatta tercih edilen bir durum olmuş.
Solakların daha sakar, daha kısa ömürlü, solak şoförlerin daha çok kaza yaptıkları, solaklığa erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık rastlandığına, solakların daha sağlıksız oldukları yönünde söylentileri de hep duyarız, ne kadarı doğrudur bilinmez…
Sokakta rastladığınız her on kişiden birinin solak olduğunu hiç düşündünüz mü? Bu insanların sağ ele göre kurulmuş bir dünyada hangi isleri yaparken, hangi eşyaları veya aletleri kullanırken zorlandıklarını merak ettiniz mi? Büyük bir ihtimalle hayır, ama bir düşünün yine de… Her ne kadar artık pek çok alet solaklar için de üretilmeye başlandıysa da daha kat edilecek çok yol var.
Küçükken dolmakalem kullanmaya çok heves ederdim, ama hiç kullanamadım. Dolmakalemin kağıtta takılarak çıkardığı o insanın içini bir tuhaf eden cırt sesi, kağıdın neredeyse yırtılacak gibi kırışması, elime mürekkep bulaşması ne kadar öfkelendirirdi beni. Mecburen sağ eliyle makas kullanmaya alışmış bir solak olarak artık sol elimle sol ele göre yapılmış bir makası kullanamadığımı, tornavidaların, kalemtıraşların ters yönde çevrilmesi, saat kayışlarımın çabucak eskimesi / çizilmesi, cezvelerin ağzının, saplarının ters yanda olusu, keza buzdolabı kapaklarının--ve bunların hayatımı zorlaştırdıklarını, sağ ele ayarlı bir bilgisayar faresini kontrol edemediğimi, kolçaklı sandalyelerin özellikle okul hayatım boyunca benim için bir kabus olduğunu, üniversite sınavına girerken kolçaklı sandalyede saatler boyu neredeyse ters oturur vaziyette mücadele verdiğimi ( sonuç iyi oldu ), okulda aşı zamanı sol koluma yapışsan hemşirelerden hışımla sol kolumu çekerek, sağ kolumu uzatmam, is yerinde kullandığım bilgisayara geçenlerde yeni bir program yüklenmesi gerektiğinde bilgisayarcı arkadaşın benim bilgisayarıma programı bir türlü yükleyememesi, “ Allah Allah çok garip, kimsede sorun yasamadık, neden sizinki böyle dedikten sonra “ aaaaa siz solak miydiniz? ” çığlığıyla birlikte hemen sorunun çözülmesi, benim farem sol ele ayarlı olduğundan o hep bana göre ters tuşa basıyormuş! Beni mutfakta çorba karıştırırken seyreden eski eşimin “ sen bırak ben karıştırayım, şimdi bir sakatlık çıkaracaksın ” diye elimden kepçeyi kapması, bir is görüşmesine gittiğimde Amerika’ nin en iyi üniversitelerinden birinde eğitim görmüş, doktora yapmış insan kaynakları müdürünün “ hımm solaksınız, annenizle babanız bu durumunuzu düzeltmek için bir şey yapmadılar mi? ” diye sorması, benim “ annemle babam bunu düzeltilmesi gereken bir durum olarak görmediler, ben de ayni onlar gibi düşünüyorum ” diye ters ters cevaplamam ( işe alındım ) ve bunun gibi daha pek çok örnek beni hep ne kadar anlaşıldığımız konusunda düşündürmüştür. Herhalde askerlik yapan solak erkeklerin de tüfek kullanımı gibi konularda ilginç anıları vardır.
“ Aaaa solaksınız! ” kullanılış yeri ve sekline göre hayret, küçümseme, merak, hayranlık, ilgi içeren ünlemlerle de çok sık karsılaştım, karsılaşıyorum. Biliyorum ki oğlum da benzeri durumlar yaşıyor, ama en azından evde kendi aramızda sorun çıkmıyor, çünkü bizim evde herkes solak.
Son olarak, 13 Ağustos’ un dünya solaklar günü olduğunu biliyor muydunuz?
Solak veya Sağlak, ayırım yapmadan hepinize iyi yazılar dilerim. Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun. |
:
Mavi
DENİZALTI,
29 Ekim 2004 Cuma 03:35
Diğer bir
"
Köşe Yazısı... "
için