www.sizedebiyat.com SiZedebiyat
KÖŞE YAZILARI caddesi
Telif Hakkı sahibi: Mavi DENİZALTI
PERİSKOP
Mavi DENİZALTI diyebilirsiniz bana. Biliyorsunuz, eğer bir denizaltı denizin altındaysa dışarısını görebilmesinin bir yolu vardır; periskop yardımıyla... Köşenin ismi onun için Periskop. Dışarıya duyarsız kalamadığım için hep dalacağım. Bu bir tür kaçış, bir türlü yeniden toparlanma. Ne olup bittiğini merak edeceğim tabii ara sıra. İşte o zaman, Periskopumu denizin üstüne çıkarıp bakacağım ve gördüklerimi, Edebiyat Atölyesi Yönetmenimizin dediği gibi Sizlere anlatıp paylaşacağım.
TÜYLÜ DOSTLARIMIN GÜNÜ
|
Periskop bu; hiç akla gelmeyen görüntüye takıldı. Bugün sevimli, tüylü dostlarımızın pek de akla getirilmeyen, hatırlanmayan günü. Dünya Hayvanlar Günü. “ İyi ama insan ömrünün değeri olmayan bir dünyada hayvanların gününü kutlamak neden ” diye düşünenler olabilir. Neden olmasın, niçin kutlanmasın? Hayvanları sevmeyen insanları da sevemez diyen de biz değil miyiz? Gerçekten de hayvanları seven, onlara acıyan, sahip çıkan insanlar daha güleryüzlü, daha cana yakın değiller midir? Hani kendimizi yanlarında diken üstünde hissetmediğimiz insanlar. Bir de komşum İbadet Hanım gibiler var, apartmanın önüne geldiğinde bastonunun önüne atlayıp oyun oynamaya çalışan kedi yavrularını bastonuyla savuşturan… Nasıl ki esas terbiye, görgü okuldan önce aile içinde aldığımız eğitimin üzerine inşa edilendir, hayvan sevgisi de böyle bir şey. Küçük yaşlarda aşılanacak bir sevgi, bir alışkanlık. Onları ısıran, tırmalayan, can yakan, kovalayan, fenalık yapan yaratıklar olarak değil, sevimli, duyguları ve kendilerine göre bir aile kavramı olan, her biri ayrı bir karaktere sahip varlıklar olarak kabul edersek gerçekten sevebilir ve onlarla iletişim kurabiliriz. Geçen sene canlı gösteri sırasında yıllardır beslediği ve birlikte gösteri yaptığı Bengal kaplanı tarafından sahnede saldırıya uğrayarak vücudunun bir tarafı felç olan Amerikalı hayvan terbiyecisi ve şovmenin ibret verici sözlerini okudum bugün. Kendisine sahnedeyken felç geldiğini, bunu fark eden kaplanın bu yüzden onu kurtarmak için üzerine atlayıp sahnenin kenarına çektiğini iddia ediyordu. Bu uç bir örnek tabii, biz bu vahşi hayvanların küçük ve evcil versiyonlarına bakalım, yani evde en çok beslenen hayvanlardan biri olan kedilere. Tabii bu köpek, kuş, balık, tavşan, su kaplumbağası, hamster ve şu anda aklıma gelmeyen başka hayvanlar da olabilir ama benim hep kedilerim oldu. Onları, özellikle de siyamları, biraz daha fazla seviyor ve tanıyorum. Küçücük, kişilikli, asil, tüy yumağı dostlarımız. Mini miniyken habire kuyruğunu kovalayan, zıp zıp sıçrayan, eve ilk getirdiğinizde evin içinde sayısız turlar atarak siz dahil her yeri koklayan, tekrar koklayan, bir daha koklayan, yine koklayan ve nihayet eve alışan ve aile bireylerinden biri haline gelen hayvanlarımız. Sizi ayak seslerinizden tanıyan, anahtarınızı kilitte döndürürken kapının arkasında sabırsızlıkla miyavlayan, sevincinden sağa sola yuvarlanıp taklalar atan dostunuz. Üzgün olduğunuzu hissedebilen, sessizce kucağınıza çıkıp gözlerini gözlerinize dikerek sizi anladığını ifade edebilen, hasta olduğunuzda başucunuzdan ayrılmayan hep onlar. Hayvan besliyorsanız ne güzel, ne mutlu size! Bugüne kadar böyle bir zevkten mahrum kaldıysanız, neden hemen küçük bir dost edinmiyorsunuz? İnanın verecek çok sevgileri var. Lütfen " o sevgiyi " alın ve periskopum yine ve yeni bir görüntüye takılıncaya kadar " o sevgiyle " kalın ... |
:
Mavi
DENİZALTI,
05.10. 2004 Diğer bir
"
Köşe Yazısı... "
için