www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi 

Telif Hakkı sahibi: Mavi DENİZALTI

PERİSKOP

Mavi DENİZALTI diyebilirsiniz bana. Biliyorsunuz, eğer bir denizaltı denizin altındaysa dışarısını görebilmesinin bir yolu vardır; periskop yardımıyla... Köşenin ismi onun için Periskop. Dışarıya duyarsız kalamadığım için hep dalacağım. Bu bir tür kaçış, bir türlü yeniden toparlanma. Ne olup bittiğini merak edeceğim tabii ara sıra. İşte o zaman, Periskopumu denizin üstüne çıkarıp bakacağım ve gördüklerimi, Edebiyat Atölyesi Yönetmenimizin dediği gibi Sizlere anlatıp paylaşacağım.

KİŞİLİK

Merhaba. İyi günler. Bendeniz Mavi Denizaltı. Şu anda size yurt dışındayım. Bir iş için burada bulunuyorum. Siteyi burada yaşayan bir Türk arkadaşımdan duydum. O biliyormuş ama yazmıyormuş. Yazabileceğini ona da göstermek için yazıyorum bir yandan. Siteyi dolaşırken büyük zevk duydum. Özellikle siyasi bir amaç taşımadığı çok hoşuma gitti. Kurucularına teşekkür ediyor ve elimden geldiği kadar yardımcı olacağımı belirtmek istiyorum. Onlara ve size saygılarımla yazıma başlıyorum. Türkçe klavyem olmadığı için üzgünüm. Zahmet vereceğim ama saygılarımla, mümkünse düzeltmenizi rica edeceğim. 

Denizlerin altını görseniz hayran kalırsınız. Mavilikler içinde boğulduğunuzu düşündüğünüz an, sessizliği karşısında şaşırırsınız. Sizi esas neyin etkilediğini o an anlarsınız. Denizin üstüne çıkmak istemezsiniz. Bir de havanız bitmese! Mavilikler sizi masmavi yapar. Yani rahatlatır. İşte bunun için hep mavi bir denizaltı olmak istemişimdir. Sizedebiyat sayesinde oldum da…  

Mavi DENİZALTI diyebilirsiniz bana. Biliyorsunuz, eğer bir denizaltı denizin altındaysa dışarısını görebilmenin bir yolu vardır. Periskopla. Köşenin ismi onun için Periskop. Dışarıya duyarsız kalamadığım için hep dalacağım. Bir türlü kaçış, bir türlü yeniden toparlanma. Ne olup bittiğini merak edeceğim tabii ara sıra. İşte o zaman, Periskopumu denizin üstüne, çıkarıp bakacağım  ve gördüklerimi, edebiyat atölyesi yönetmenimizin dediği gibi size anlatıp paylaşacağım.

Periskopumu çıkarttım, kıpırtılı bir deniz var dışarıda, hava biraz bulanık, üç yüz altmış derece döndürdüm. Gitti; “ evlâdım ”, “ yavrum ”, “ hanım teyze ”, “ beyabi ”, “ küçük ”, “ baayaann ”, “ hocam ”, “ beybaba ”, “ amca ”, “ hacı amca ”, “ dayı ”, “ teyze ”, “ kardeş ” tarzı lâkaplara takıldı. Hele bir tanesi var ki!.. " Baba " ... Kendi babamızı hoş tutmayı denemeden, onun kıymetini bilmeden bir sürü babamız olsun ister gibiyiz. " Falan baba dedi ki ", " filân baba çok iyi söylüyor ya ", " Baba bu konuşur..." Bu ne merak? Bunlar ne yapmışlar baba olmak için? Bazılarının çocuğu bile yok! Ne kadar kolay veriyoruz unvanları, hak edilip edilmediğini düşünmeden bile! Ama olsun! Aydınımız ve bir türlü aydınlanamayanımız ile birlikte bir furya, hoop sığın bir babaya. Daha bin türlü terim kullanıyoruz bu şekilde. Gereksiz yere kendimize zahmet verip en uzun yolu seçmeyi göze alıyoruz. Neden sığınıyoruz bu terimlere? İçimizdeki kompleksi bastırmak için mi? Acemilikten mi? Zemin hazırlamak için mi? Karşıdakini sindirmek için mi? Paye kapmak için mi? Saygı duyuyor muyuz gerçekten karşıdakine, o unvanları sarf ederken? Bu önemli, çünkü saygı her türlü ilişkide esastır.

Yurtdışındaki eğitim sistemini biraz biliyorum. Oralarda ana okulundan başlamak üzere geçerli bir yöntem var. Eğitmenler, öğretmenler böyle terimleri bilmezler bile. Gerek bile duymazlar. Onların ancak argolarında vardır “ evlat ”. Eğitim alacak çocuk eğitimine başladığı andan itibaren artık bir ŞAHSİYETTİR o toplumda. Aslında doğduğu andan itibaren. İngilizce’ de iki kelime vardır. Mistır ( Mr. ), Mis ( Ms, evli veya bekar hanımlar için ). Bay ve bayan demek ama bayanı uzatmadan, yaymadan söyleyeceksiniz. Bay veya bayanın arkasına soyadını da ekleyeceksiniz. Böyle hitap ederler ve cezayı da ödülü de böyle verirler;

- “ Bugün kötü bir şey yaptınız Bay veya Bayan DENİZALTI! ”

Aynen böyle derler. Ya da;      

- “ Yaptığınız hareket için sizi tebrik ederim Bayan DEMİRÖZ. ”

Bankada sıranız gelir ve sizi çağırırlar;

- “ Bay GÜNDOĞDU… ”

Aslına biz de benzeri vardır ama doğru kullanılmaz; “ Gültekin bey ”. Açıkçası bunda biraz beylik ağalık kokar. Ya da kendinizi yüksek görürsünüz, patlatırsınız bir bey veya hanım! Gültekin beyin soyadı REŞATOĞLU, sanki “ Bay REŞATOĞLU ” derseler daha oturaklı gibi geliyor bana. Necla hanım değil de, " Bayan SADIK ” derlerse sanki daha da bir şahsiyetli gibi duruyor bana. Onlara hayran olduğum için değil, emin olun. Akıl yolu bir olduğu için. Çünkü hepimiz bir anne babadan ve onlar da dedelerimizden ninelerimizden, onlarda onların dedesinden ninesinden meydana geliyoruz. Bu böyle sürüp gidiyor. Kaç kuşak geriye gitmek gerek değişebilir, bilmem ama; birisi size “ Bay DENKLİDERE” veya “ Bay HIDIROĞLU ” " Bayan DERESEKİLİ " dediği zaman siz, bütün o kuşakları onurlu bir şekilde temsil ettiğiniz hissine kapılıyorsunuz. Sizi öyle çağıran da şuuraltı o kalabalığa saygı duyuyor. Kendinizi daha bir kalabalık ve daha bir önemli hissediyorsunuz. Bu da sizi toplum içinde daha dikkatli davranmaya itiyor. Daha derli toplu oluyorsunuz. Oralarda geçirdiğim günlerde hissettiğim bu. Bu benim ilk yazım. Epey zamanımı aldı ama çok mutluyum. Hatalarım için özür dilerim. Kalemkâra güveniyor ve şimdiden teşekkür ediyorum. Fırsat buldukça, yani ara sıra Periskopumu çıkardıkça paylaşacağım, merceğe girip de beni rahatsız eden noktaları. Baylar ve Bayanlar, sağlıcakla kalın. Denizin altı gibi pürüzsüz kalın.

          :  Mavi DENİZALTI, 25. 11. 2002, 23:00                                                                        Diğer bir  Köşe Yazısı... "  için                      

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girişi Bir Sonraki Yapıt