www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi

Telif Hakkı sahibi: Mehmet ÜNVER

ORTA DALGA ISTANBUL YAYINLARI...

KAPTAN COOK, ARSEN LUPEN VE ANNEM

Merhaba,

Başlık ilginç gelebilir. Hatta “ ne alâka ” diyebilirsiniz. Öyle ya, Arsen Lupen sosyeteyi ve özellikle de mücevheri bol olan zenginleri soyan kibar bir hırsız, Kaptan James Cook ise yüzlerce yıl önce ceviz kabuğu örneği gemilerle yelken açıp dünyanın öbür ucuna kadar giderek Yeni Zelanda' yı, Avustralya' yı keşfeden cesur bir denizci. Doğal olarak ne kendi aralarında, ne de annemle bir bağları yok gibi görünüyor. Oysa var! 

Şöyle bir gözünüzde canlandırın: Yıl 1963. İstanbul' da kar yağıyor. Hava ikindiden kararmış. O zamanlar Boğaziçi köprüleri yok, iki yaka arasında tek ulaşım kömürlü vapurlar. Gece son vapuru kaçırdınız mı is bitti. Artik ya o kıyıda oturan bir tanıdığın evine davetsiz yatılı misafir olacaksınız, ya da sabaha kadar iskelede uyuyacaksınız. Bu arada o zamanlar her yüz evden sadece birinde telefon olduğu için öyle arayıp, " Alo ben gelemiyorum, vapuru kaçırdım " deme şansınız da yok.      

İşte o gece kardeşimle cam kenarında bir yandan dışarıda savrularak yağan karı seyrederken bir yandan da annemizin işten dönmesini bekliyorduk. Annem hemen her gece ayni vapurla döner, aynı saatte elinde filelerle yokuşun başında beliriverirdi. Evden deniz gözüküyordu. Oysa o gece iskeleye yanaşan her zamanki vapurundan çıkmamıştı. Bir gecikme olduğunu düşünmüştük. Bir sonraki vapurdan da çıkmadı. Özellikle kış mevsimlerinde geç gelmelerine alışmıştık. Bu arada radyo şiddetli kar yağısından dolayı vapur seferlerinin gecikmeli olarak  yapıldığını duyurmuştu. Dışarıda kar yarım metreyi bulmuştu. " Belki bir sonraki vapurla gelir, yok diğeriyle gelir " derken annem o gece son vapurla da gelemedi. İskeleden çıkıp, tipiden zor görülen yokuşa soluk soluğa tırmanan insanlar arasında yoktu annemiz. 

O gece kardeşimle cam kenarında sabahladık. Hani olur ya? Bir umut? Oysa Boğaziçi köprüleri o zamanlar henüz inşa edilmemişti. Bu nedenle hiçbir şansımız yoktu. Ve ne yazık annemiz gelmemişti. Ertesi akşama kadar merak ve heyecan içinde bekledik. Çalıştığı evde telefon olsa bile, bizde ya da komsularda yoktu o zamanlar. Annem 1960 da bağlatmak için başvurmuş, telefon alma sırası 1973 de gelmişti. Tam on üç sene. Ertesi akşam yorgun ve bitik bir halde yokuşun başında beliriverdi annem. Bir gece önce gelemeyişinin nedenini merak ediyorduk. Ne olmuştu? Hastalanmış mıydı? Vapuru mu kaçırmıştı? Başına kötü bir şey mi gelmişti? Yanıt hiçbirisi değildi: Çalıştığı evin bizimle yaşıt olan çocuğu, kütüphanesindeki kitapları eşe, dosta dağıtıp yerine yeni kitaplar almayı planlamış. O kitaplardan bazılarını da bize getirmek üzere anneme vermeyi kararlaştırmıştı. Kitaplıktaki pırıl pırıl ciltli kitapların bizi nasıl mutlu edeceğini bilen annem olur da başka biri alır gider diye o karlı gece kitapları kimseye kaptırmadan alıp bize getirmeyi kararlaştırmıştı. Oysa evin çocuğu biraz da hava muhalefetinden olacak henüz gittiği arkadaş ziyaretinden dönememişti. Bu durumda annem isi şansa bırakmayıp onu beklemeye karar vermişti. Çocuk eve dönüp, bizim için ayırdığı kitapları verince annem ok gibi fırlayıp iskeleye koşmuş ve son vapurun on dakika önce kalktığını öğrenmişti. O tipide Nişantaşı’ na geri dönemezdi. Gece yarısı kar yarım metreyi bulmuştu. Gidecek başka bir yeri de olmadığı için kucağında kitaplar buz gibi iskeledeki tahta kanepelerde uyuklayıp ertesi gün tekrar iş yerine gitmiş, aksam olduğunda bir kucak dolusu güzelim kitapla eve dönmüştü. 

Divanin üzerine yaydığımız kitapları büyük bir mutlulukla seyretmiştik. En çok da nefis bez cilde sahip olan iki tanesine bayılmıştık. Hayli de kalındı bu kitaplar. Biri Arsen Lupen, diğeri Kaptan James Cook' un Keşifleri. O geceyi hiç unutamam. Aradan kırk altı sene geçti. Annemin o karlı gece son vapurdan da çıkmayışı ardından yaşadığımız korkuyu ve ertesi gün kucağında kitaplarla geldiği zamanki mutluluğumuz aklıma kazındı. Ben sizlere bunları yazarken annem yanımdaki kanepede masum bir çocuk gibi oturuyor. Şimdilerde seksen altı yasında ve pek çok yaşıtı gibi artik çocukluğa dondu.

Ona bir öpücük konduruyor ve SiZlere sevdiklerinizle mutlu, sağlıklı bir yasam diliyorum...

 

" Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 104. haftanın 18.09.2006 / 24.09.2006  konusu: İKİNCİ YIL ŞEREFİNE KONU SERBEST

:  MEHMET ÜNVER, İstanbul, Eylül,2006,                                                      Diğer bir  köşe yazısı için "   için

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt