www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi

Telif Hakkı sahibi: Mehmet ÜNVER

ORTA DALGA ISTANBUL YAYINLARI...

EYLÜL AYI ve İNSAN RUHU

    Tüm dostlara selâm. Özlemle beklediğim sonbahar artık yavaş yavaş yerleşiyor. Bugünlerde İstanbul bir başka güzel. Tahsil yaşamım boyunca, özellikle de ilk öğrenimde, okuldan da, öğretmenlerden de, derslerden de nefret ederdim. Okulda harcadığımız zamanın bahçelerde, bostanlarda oynayarak, ya da evde soba başında pinekleyerek geçireceğimiz güzelim yaşamımızdan çalınmış ve bir daha ele geçmeyecek olan bir zaman dilimi olduğunu düşünürdüm. Hatta bir seferinde okulumuzun yanındaki tarihi köşk yanmıştı. İtfaiye arabaları sirenlerini öttürerek gelirlerken ellerimi açıp Allah' a yangının bizim okula da sıçraması için dua etmiştim. Öyle ya okul yanarsa biz de kurtulacaktık güya.
 
    Aradan yıllar geçti. O zamanlar nefret ettiğim ilkokul sıralarına geri dönebilmek mümkün olsa keşke. Üstelik bizim dershanemiz leb-i-derya Boğaziçi manzarasına sahipti. Şimdilerde kırtasiye satan dükkanlardaki hareketliliği kıskançlıkla izliyorum. Garip bir ruh hali bu. Durup dururken gidip kendime kokulu silgiler, renkli kalemler, ilginç şekilli kalemtıraşlar almak geliyor içimden. Dun hiç gereksinimim yokken PVC kaplı, çiçek desenli çizgili bir defter satın aldım. Çok hoşuma gitti ama Allah çocuğu olana kolaylık versin çünkü okul gereçleri çok pahalı.
 
    Bizim ilkokulda okuduğumuz donemde bildik siyah kursun kalem ve beyaz lâstik silgi dışında böyle cicili, bicili kırtasiyeler yoktu. Sonra bir gün, bir öğrenci kulübe sekli verilmiş rengarenk bir kalemtıraş getirip, sırasının üstüne koymuştu. Yurt dışındaki bir akrabası yollamış. Kırmızı kiremitleri, penceresi hatta perdeleri bile vardı ev seklindeki kalemtıraşın. Günlerce hayranlık ve kıskançlıkla izlemiştik. Ona yakın olabilmek, ve bir kez daha dokunabilmek için gerekli, gereksiz yontmaktan bütün kursun kalemlerimiz serce parmak kadar kalmışlardı. Sonunda öğretmenimiz bu durumun öğrenciler arasında büyük bir eşitsizlik yarattığını düşünüp arkadaşımıza o kalemtıraşı okula getirmesini yasaklamıştı.
 
      O zamanlar şimdiki gibi alışveriş merkezleri de yoktu. Bütün okul gereksinimlerimizi Mahmutpaşa' daki Sümerbank' dan alırdık. Bu nedenle Sümerbank satıldığında çok üzüldüm. Eylül başlarında annem okul önlüklerimizi almak için bizi vapura bindirip Eminönü' ne götürür, alışveriş bittikten sonra Mısır Çarsısında börek yedirir, dönüşte de vapurun büfesinden gazoz alırdı. Unutmadan; Mısır çarsısı içindeki dükkanlardan çok sevdiğimiz tulum peyniri, eski kasar ve iri yeşil zeytinden de almayı ihmal etmezdi. Aksam yemek yapmaz onun yerine cay, peynir, zeytin vs kahvaltı hazırlardı. Tam masaya oturduğumuzda birader bir punduna getirip benim sosisimi tabağımdan araklardı. O günkü tulum peynirinin tadını bugün en kaliteli şarküterilerde satılan ürünlerde bile bulamıyorum ne yazık ki! Önümüzdeki günlerde bir Mahmutpaşa, Bahçekapı, Tahtakale, Mısır Çarsısı nostaljisi yaşamayı planlıyorum. Detayları sizlere anlatırım.

Sevgiler.

  :  MEHMET ÜNVER, İstanbul, 11.Eylül,2006, 15:09                                                      Diğer bir  köşe yazısı için "   için

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt