www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi

Telif Hakkı sahibi: Mehmet ÜNVER

ORTA DALGA ISTANBUL YAYINLARI...

KEDİ MUSTAFA

Selâmlar, 

Fotografta gördüğünüz içi odun dolu küfeyi taşıyan kişi çevremizde Kedi Mustafa olarak bilinir. Canhıraş bağıran bir kedinin sesini olağanüstü ustalıkla taklit ettiği için ona bu lâkap takılmıştır. Bir seferinde odun dolu küfesini bizim bahçeye döktüğünde yine ayni sesi taklit etmiş ve Poli ismindeki kedimizin küfenin altında kaldığını zanneden annem baygınlık geçirmişti. Onun resmini neden sizlere yolladığıma gelince. Şöyle izah edeyim: Ben elli yaşındayım. Annemler bu eve ben doğmadan en az on sene önce tasınmışlar. Yani yaklaşık altmış yıldır buradayız. Annem altmış sene boyunca yakacak olarak odundan başka bir şey kabul etmedi. O her zaman çıtır çıtır yanan bir sobadan, sonbaharda kömürlüğe dizilen odunlardan yana oldu. Her sene Ekim ayında odunumuz taşınıp bitince derin bir ohh çekerdi. Doğal gaz filân asla istemedi. İste bu Kedi Mustafa altmış sene boyunca her sonbahar bizim odunumuzu depodan alıp, yokuşun başındaki eve sırtında taşıdı. Kısmetse bu sene de o taşıyacak. Bir farkla! Artık yanında bir iki adam da getiriyor. Onlar taşırken o hem kömürlüğün içini düzenleyip odunları istif ediyor, hem de komutan gibi emirler yağdırıyor. Yaşını söylersem şaşırmayın. Kendisi 85 (seksen bes) yaşında. Bildiği tek iş bu ve yaşamından son derece memnun. Daha haziran ayından itibaren başımızın etini yemeye başlıyor:

- Odun almayacak misiniz? Geç olmadan alin, yağmurlar başlamadan. Bak söylemedi demeyin!

diye. 

Onunla asla pazarlık yapmayız. Hakkı neyse onu ister alır. Bir kuruş fazlasını istemez.

- Paran yoksa sonra ver!

der. 

Onun çocuğu yasında olan ben artık annemin evinin merdivenlerini inleye tıslaya çıkarken o odun dolu küfelerle çıkıyor. İş bulamadığı zamanlar bahçesinden topladığı cevizleri, incirleri hatta kır çiçeklerini satıyor. Bir ara pazarda tahta parçası bile sattı. Birisine odun alacaksa sanki kendisine alacakmış gibi depoda bağırış, çağırış pazarlık eder; güvenmediği insanlardan asla almaz. Çünkü kışın kar yağdığı zaman sizin konforunuz onun huzuru demektir. Bu sorumlulukla çalışır. İşini bitirdikten sonra her zaman “ güle güle yakın ” temennisiyle veda eder. Hayranlık duyduğum ender insanlardan biridir. Tanımanızı istedim.

Sevgiler. 

 " Edebiyat Atölyesi Pazartesi Çalışmaları " ndan: 53. hafta, 26.09.2005 - 02.10.2005 haftanın konusu: ÖZDE BİR SÖZDE BİR OLMAK üzerine

  :  MEHMET ÜNVER, İstanbul, 28.Eylül2005                                                      Diğer bir  köşe yazısı için "   için

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt