www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü

KÖŞE YAZILARI caddesi

Telif Hakkı sahibi: Mehmet ÜNVER

ORTA DALGA ISTANBUL YAYINLARI...

Suphi KANER için

     Gençler onu pek tanımaz. Siyah beyaz film döneminin en çok aranan ve sevilen oyuncularından biri olmasına karşın 1963 yılında şöhretin zirvesindeyken intihar ederek sevenlerini üzüşünü de çok az kişi anımsar. Bugün ölümünün kırk beşinci yıldönümü. Türk sinema seyircisi onu beyaz perdede yarattığı, sevecen, komik, kimi zaman muzır, kimi zamansa hüzünlü ama her zaman bizden olan, yani mahallelerimizdeki " ağabeylerimize ", muhitimizin " Efendi delikanlılarına " benzeyen tiplemeleriyle sevmişti. Zaten hep böyle olmaz mıydı? Bizler Yeşilçam' ın sinema perdelerinde yarattığı hayali karakterlerde hep annelerimize benzeyen anaç kadınları, ablalarımız gibi davranan masum kızları ve ağabeylerimiz, babalarımız gibi çile çekenleri sevdik. Suphi Kaner de onlardan biriydi. Onu perdede görsek de sanki aynı sokakta yaşıyormuşuz gibi bir hisse kapılırdık. Komşumuzun oğlu, mahallenin bakkalı, ailenin damadıydı.

Kendisi de sinemada böylesi bir iz bırakmış olmaktan memnun olmalıydı ki ilk kez bu tiplemenin dışında bir rol verildiğinde karşı çıkmış ve işe gelmeyi reddetmişti. Oysa söylenenler doğruysa bu rol için ona avans bile ödenmişti. Şimdi gerilere dönüp 13 Haziran 1963 tarihinde Prodüktörler Cemiyeti' nden Yeşilçam şirketlerine gönderilen bildiriye bir göz atalım:

" Aktör Suphi Kaner, Pesen Film ile imzaladığı 14.7.1963 tarihli sözleşmede oynamayı kabul ettiği rolü filmin yarısında bırakarak şirketimizi maddi manevi zararlara sokmuştur. Kendisi söz konusu mukavele için Pesen Film' den bir miktar da para almıştır. Bu meseleden doğan ihtilâfı hâlletmek için idare kurulumuzun yapmış olduğu mükerrer davetlere de icabet etmemiştir. Bahis konusu ihtilâf hâlledilinceye kadar aktör Suphi Kaner'e iş verilmemesini rica ederiz ".

Bu bildiriyle Pesen Film, Yeşilçam' ın yapımcılarına, Suhi Kaner' e iş vermemeleri için çağrı yapıyordu ve bu çağrıya uyularak Suhi Kaner boykot edildi. Tıpkı bir zamanlar Hollywood' un Frances Farmer' a yaptığı gibi. O da Suphi Kaner gibi sinemanın yerleşik kurallarına karşı çıkmış ve cezalandırılmıştı. Sonuç olarak son derece onurlu bir insan olan Suphi Kaner işsiz kalmıştı. Bir söyleşide Ağah Özgüç' e şöyle diyordu:   
       " Ben seyircinin karşısında yıllardır fedakâr, sadık arkadaş, iyi insan olarak çıktım. Benim oynadığım tipler bunlardı. Bana onun bunun karısını dikiz ettirip röntgenci rolü verdikleri için işi bıraktım. Tazminat davası açacağım. Şirketlere ' İş vermeyin ' tabirini kullanmaları bir suçtur. Bu bir sendika olsaydı, kararlarına hürmet ederdim. Ayrıca bana üç defa davetiye gönderdiklerini iddia ediyorlar. Bunlardan hiç haberim yok ".

Şimdi belki de: " Madem aktör her rolü oynamalıydı " diyeceksiniz. Haklısınız ama zaman, o zaman değildi ve o yılların sinema seyircisi hep iyiyi, kendisinden olanı sevmişti. Ayhan Işık sevilmiş, Hüseyin Baradan'a ise kıl olunmuştu, Türkân Şoray masumiyetin mabudesi olmuş, Lâle Belkıs ise ' Sarı Çıyan ' olarak kalmıştı.

       Suphi Kaner işsiz, aç kalmayı onuruna yediremeyip bundan kırk beş sene önce 25 Ağustos günü intihar etti. Kaderin garip cilvesine gelince: Ona iş verilmemesi için bildiri yayımlayan Pesen filmin sahibi o olaydan on sene sonra iflâs ettiğinde borç batağına saplanmayı kendisine yediremeyip eşiyle birlikte intihar etti. Hayat bazen bir film gibi değil mi?

 

:  MEHMET ÜNVER, İstanbul, 22 Eylül 2008, Pazartesi, 12:49                                                Diğer bir  köşe yazısı için "   için

               

Bir Onceki Yapıt Teknik Aksaklık Bildiriniz Edebiyat Atölyesi Girisi Türkce veya Diğer Bir Dil Yanılgısını Bildiriniz Sözlük Telif Hakları Kanunu İmla Kılavuzu  Bu yazarımız/Bu yapıt hakkında  Radyolu Dakikalar ODA AKDENİZ ODA EGE ODA MARMARA Enstitü Girisi Bir Sonraki Yapıt