www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Telif Hakkı sahibi: Mehmet ÜNVER
ORTA DALGA ISTANBUL YAYINLARI...
KADRİYE' nin OĞLU N' OLACAK !
( Yıllardır vicdan azabı çekmemin nedenidir bu deyiş )
|
İnsan çocukluk çağlarında gerçekten acımasız olabiliyor. O yaşlardaki mahalle kavgalarında yaşıtımız rakiplerimize attığımız yumrukları, tekmeleri yetişkinken atsak her hâlde karşımızdaki adamın bir yerini kırarız. Çocukluk dönemi hainliklerimizden başka bir örnek vermek gerekirse: Bir yığın velet, sokağımızdan geçen kambur adamcağızın peşine takılıp: “ Kamburrr, kamburrr ” diye bağırıp, sırtını şaplaklayarak onunla iki mahalle dolaşmamızı söyleyebilirim. Zavallı adamcağız elimizden zor kurtulmuştu. O günler aklıma geldiğinde: “ Amma da zalimmişiz ” demekten kendimi alamıyorum. Öte yandan o yıllarda sokağımızda oturan bir çocuğa her öfkelenişimizde sarf ettiğimiz: “ Kadriye’ nin oğlu n’olacak ” sözleri bugün bile vicdanımı sızlatıyor. Ona her kızışımızda böyle davranmamızın nedeni: Onu en fazla bu sözlerin yaraladığını bir şekilde öğrenmiş olmamızdı. Dedim ya çocuklar acımasız olabiliyor diye. Peki, bu sözler onu neden bunca incitiyordu?
Mahalledeki “ Bitişik Evler ” çetesi elemanları içinde annesi
olmayan bir oydu. Onu doğururken kadıncağız aşırı kanamadan gitmiş. Bu
çocuk annesini hiç tanıyamamıştı. Hepimizin annesi vardı ve o yaşlarda
bir anneye sahip olamamak açıklanamayacak kadar akıl almaz bir olay gibi
geliyordu bize. Kimi zaman bağırıp çağırsa, hatta dövse de bizlerin bir
annesi vardı. Ya o? Nasıl bir işti bu böyle? Bizden farklıydı?
Anlayamadığımız, bambaşka bir durumdu bu. Zaten çok da gıcık bir
çocuktu. Oyunbozanlık yapar, ara bozar, incelikle planladığımız erik
hırsızlıklarımızın en heyecanlı yerinde bizi yüzüstü bırakıp bir köşeye
çekilirdi. Öyle zamanlarda nefret ederdik ondan. Hem annesi de onu
doğururken kan kaybından gitmemiş miydi? Kesin bunun yüzündendi
kadıncağızın ölümü. Uğursuz, sevimsiz şey! En güzel oyunlarımız ve
arkadaşlıklarımız onun yüzünden bozulmuştu. O zamanlar bize yaptıklarına
boş verip, bu sevimsizden intikamımızı almadığımızı sanıyorsanız çok
yanılıyorsunuz. Böyle durumlarda karşına geçip, suratımızı ekşitir,
ardından tükürürmüşçesine haykırırdık:
İsminin Kadriye olduğunu duymuştuk bu mızıkçıyı doğururken ölen
kadının. Bir seferinde evlerine gittiğimizde duvardaki sararmış bir
fotoğrafını görmüştük. Bir balkonda oturmuş, uzaklarda bir yere
bakıyormuşçasına gözleri dalıp gitmişti. Sadece fotoğrafta vardı,
gerçekte yoktu. Bizim anne yüzlü annelerimiz vardı. Oysa o sevimsiz
piçin yoktu. Ohhhh olsun. Bunu elbette kullanacaktık: En etkili küfürden daha etkili, en acı cezadan daha acıtıcıydı bu sözler çünkü küfür etsek aynen iade ediyordu. Oysa bu sözü iade etme şansı olmadığı gibi duyduğu anda yüzü kararıyor, gözleri doluyor sanki bütün enerjisi bitmiş gibi süklüm püklüm yürüyerek bahçenin uzak bir köşesine çekilip akşam saatlerine kadar gözlerini tıpkı o eski fotoğraftaki annesi gibi uzaklarda bir yere daldırıp öylece oturuyordu. Bundan iyi intikam mı olurdu? Oh, canımıza değsin.. Kadriye’nin oğlu n’olacak! Aradan kırk beş sene geçti. Şimdi o da bizim gibi ellili yaşlarını sürdürüyordur bir yerlerde. Aynı bahçelerde birlikte geçirdiğimiz 1963 yılının yaz tatilinden sonra bir daha hiç görmedik onu. Kim bilir nerelerdedir? Oysa ona kızıp, bu cümleyi suratımızı nefretle buruşturarak her söyleşimizde gözlerinin önce bulutlanıp, ardından omuzlarını çökertip, ayaklarını sürükleyerek bir köşeye çekilip, sessiz sessiz ağlayışı aklımdan hiç gitmiyor. Sevgili A…..: Eğer günün birinde bu yazıyı bir yerlerde görüp de okursan, bil ki o: “ Kadriye’ nin oğu n’ olacak ” cümlesi yüzünden hâla korkunç bir vicdan azabı çekiyorum. Umarım bizi affetmişindir... |
:
MEHMET
ÜNVER,
İstanbul, 21 Ocak 2009, 11:14
Diğer bir
"
köşe yazısı için "
için