www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
® ©
İnsan Olmanın Lezzeti... CDLXXXV
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti " koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
YARIŞMA!
|
Güncel olarak Futbol Yarışması ödülü tam 14.ooo.- TL ama Edebiyat Yarışması ödülü ortalama 1.000.- TL… Sakın yanlış anlamayın; ben lirasında değilim! Edebiyat, insandır. İnsan neye sahipse edebiyat da ona sahiptir hatta daha ötesine de! O hâlde Edebiyat Yarışmaları belki de yarışmaların en önemlisidir. Böylesine önem verdiğim bu yarışmalardaki bazı eksikliklerden rahatsızlık duyduğum da bir gerçek… Yarışma şartları arasında bulunan kazanan yapıtların her türlü yayın haklarının yarışmayı düzenleyenlere ait olması maddesi elbette düzenleyenlerin tasarrufundadır. Kabul eder ve katılırsınız veya kabul etmez ve katılmazsınız. Bu da sizin tasarrufunuzdadır. Evet ama siz çocuğunuzun bütün haklarını bir başkasına teslim edebilir misiniz? Bu maddeyi koymayı yeğleyenler, şöyle bir ortak bir görüş üzerinde birleşebilir mi acaba: Yarışmayı kazanan yapıtların … dalındaki ( yarışmanın yapıldığı daldaki; örnek: öykü… ) yayın hakları yarışmayı düzenleyenlere aittir. Lirasında değilim demiştim ve gelecekte de olmayacağım! Bunun yanında bazı Edebiyat Yarışmaları’ nda telif hakkı ödenmiyor ya da bazıları var, üste para istiyorlar! Bunların ciddiyetinden veya konuyu tam anladıklarından emin değilim. Telif Hakkı’ nın sahibine yani hak edene teslim edilmesini, nefes almak kadar doğal ve elzem görmekteyim. Bir kere, bedeli ödenmeyen bir şeyin değeri de bilinmez; bu bedel az da olsa! Olması niceliğinden önemlidir... Sanki bir denetim şart gibi! Edebiyat Yarışmaları' nın Kültür Bakanlığı veya bağımsız ama güvenilir bir kuruluşun denetiminde olması daha mı iyi olur? Bunu uzun uzun tartışmamız gerekliliğine inanıyorum... Yarışmaya katılmak için verilen gün ve saatte elden veya ileti olarak teslim alınan yapıtların sahibine MUTLAKA ama MUTLAKA eserlerinin teslim alındığına dair verilecek fiziki bir belge ve dahi bir sonraki adımda jüri üyelerine ulaştığına dair en azından bir e haber, insanlardaki güveni ve içten gelen isteği arttıracaktır. Bazı değerbilir insanlar yarışmayı kazanmasalar bile gösterdikleri katılım yürekliliği için bu belgeleri ömürlerinin sonuna kadar saklayabilirler. Yarışmayı düzenleyenlerden herhangi birisi, adına yarışma düzenlenen kişinin ailesinden herhangi bir kişi, yayınevlerinin herhangi bir görevlisi hatta mümkünse edebiyat dünyasından birisi jüride görev almamalıdır. Yazarlar hiç görev almamalıdır! Bunun nedenini Ernest Hemingway açık yüreklilikle anlatmıştır: ( … ) Eğer siz iyi bir yazarsanız, eseriniz de iyiyse, sizden ve eserinizden nefret edeceğim! Hayır, iyi değilseniz, her ikinizden de zaten nefret edeceğim! Jüride; mesleğinde kendisini ispat etmiş emekli Türkçe ve Edebiyat öğretmenleriyle, üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyat’ ı bölümünden ve ek olarak diğer dillerin edebiyatı bölümlerinden seçilecek emekli akademik kariyer sahipleri kesinlikle bulunmalıdır. Aslına bakarsanız, yazarı hiçbir ölçüte sahip olmadan ölçme yetisine ancak ve ancak son okuyucu sahiptir! Son okuyucuda yazardan daha bilgili, daha görgülü, daha yetkili olması aranmaz! Aranmamalıdır ama bu da yaşamdaki yarışmada söz konusudur. Yarışmaya katılımı takip eden günlerdeyse yarışmaya katılanlara, MUTLAKA ama MUTLAKA katılanların tamamının ve yapıtlarının adları bildirilmesi gerektir. Kazananların da aynı yöntemle bildirilmesi elzemdir. Günümüzdeki iletişim olanakları sayesinde, bu işlemler çok emek ve zaman almayacaktır ama insanlardaki güveni ve içten gelen isteği arttıracaktır. Edebiyat yarışmaları kimlere açık, amaçları ve faydaları nedir gibi soruların yanıtları öncelikle edebiyatın kendisi sonra da katılımcılar için çok önemlidir. Elbette, bu durumda düzenleyenler için de önemli olmalıdır. Esasen Edebiyat Yarışmaları’ nın tek amacı, yarışmanın gerçekleştirildiği ülke ve dünya edebiyatına, yeni yapıt ve yeni yazarlar kazandırmak olmalıdır… Edebiyat yarışmalarında yaş sınırı olmamalıdır ama öncelikle edebiyat, ticaretten ve siyasetten uzak olmalıdır! Duygularla ticaret ve siyaset zaten yapılmamalıdır. İkisi de gerçeklerle ve insanlıkla yapılır; yapılmalıdır. Edebiyat daima ve daima olgunlaşmaya neden olacağından her ikisinin de işine yarayabilir ama edebiyattaki herhangi bir yapıta bu ikisi egemen olmamalıdır. Karışmamalıdırlar! Yaş sınırı olmamasının gerekliliğinin de en büyük nedeni budur! Elbette yetenek edebiyatta en önemli güçtür ama edebiyatın yapılmasındaki en büyük itici güç, yaşanmışlıktan süzülen çökelti veya diğer bir deyişle deneyimdir de diyebiliriz. Gerçekten sizi bir piston gibi iter. Sancılanırsınız. Yetenek de itenekten sonra o çökelti burada devreye girer ve sizin edebiyatta bir şeylere imza atmanızı sağlar. Sağlarla, sağlayabilir demek istedim herhâlde! Bir toplantıdayız. Gereksizce çekilen setleri aşabilmiş şanslı bir yazarımızın aynı zamanda bir yayınevinde de en başta görevi var. Ara sıra jüri üyeliği de yapıyor! Anlatmaya başladı. Can kulağıyla dinliyoruz. Bir ara öyle bir lâf etti ki yarışmalarda gençlerin daha şanslı olduğu hatta yaşlıların hiç şansı olmadığı sonucu çıktı ortaya. Ürperdim! Bir sürü şey sormak istedim ama sormaktan vazgeçtim! İkisi şuydu: Birincisi, kendisinin de yaşlandığında üretimden vazgeçip vazgeçmeyeceğiydi. İkincisiyse Sayın Aydın Boysan’ ın kaç yaşından sonra yazıp da edebiyatımıza kazandırdıklarının tarafınca göz önüne alınıp alınmadığıydı? Aydın Bey gibi dünyada da birçok örneği var.! Yarışmaya mı; insan istediği yaşta katılmalı ve hak ediyorsa kazanmalı! Doğumdan ölüme kadar, edebiyata katkısı olacağını hisseden herkes katılmalı bence… Bütün bunlar her tür yarışma için geçerli kurallar aslında. Hani örnek olmasın ama bazı yarışmaların da garip bir tadı vardır! Zekinin zekisi, filmlerinde ses çıkartmadan her şeyi anlatabilen İngiliz Şarlo, gerçek adıyla Sir Charles – Charlie - Spencer Chaplin Amerika’ da meşhur olup dünyayı sarsar. İleriki yıllarda Avrupa’ ya gittiğinde kimliğini açıklamadan Geleneksel Şarlo Benzerleri Yarışması’ na katılır. Sıkı durun; kendisine en çok benzeyenin seçildiği yarışmada üçüncü olur! Jüriye selâm, yarışmaya devam…
İnsan Olmanın Lezzeti... CDLXXXVI' da buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman; insanlardan daha fazla bir şeyler öğrenebileceğinizi |
:
Alp ARPAD,
Ankara, 19 Kasım 2011 Cumartesi, 00:43
Diğer bir
"
İOL... " için