www.sizedebiyat.com SiZedebiyat Edebiyat Enstitüsü
KÖŞE YAZILARI caddesi
Köşe Adının ve Köşe Yazısının Telif Hakkı sahibi: Alp ARPAD
® ©
İnsan Olmanın Lezzeti... CLXIII
Köşemin ismini, " İnsan Olmanın Lezzeti ” koydum. Hayır, ısrar eden olmadı. İçimden öyle geldi çünkü insan olmak gerçekten lezzetli bir iştir
YAZIYORUM çünkü VARIZ...
|
Anlatacaklarımı en fazla altı yüz elli sözcükle anlatmalıyım; on ikisini tükettim bile!.. Sürekli sıralamam, “ Siz, biz, ben ” şeklindedir ama bu kez, “ ben, siz, biz ” olmak zorunda çünkü ilk önce kendim için yazıyorum; ayakta kalmalıyım! Yanlışlıklar, kötülükler, gereksizlikler, cahillikler karşısında tutunduğum dal, “ iyilerin gücü ” dür. Daraldığımda yaptığım, sevdiğim işlerle uğraşmaktır ama gün geldi yazmanın dışında hiçbir şeyin beni kandıramadığını gördüm. İlk belirlemem, niçin on sekizinde başlamadığım oldu! Yazmak, acılarımı aldı; iç hesaplaşmamı sağladı; nitelikli yaşamın kapısını araladı. Kendimi ve dilimi geliştirdiğimi gördüm. Geç anladığıma üzüldüklerimden en gözdesi, “ Dünyadaki bütün aksaklıkların, anadilin doğru ve iyi bilinip doğru ve iyi kullanılmamasından kaynaklandığı ” dır. Bunu gidermenin en birinci yoluysa, araştırma öğrenmenin beraberindeki okumak ve yazmaktır ki bütününü yaparak bu en büyük açığımı kapatmaya, gönül doygunluğuma erişmeye çalışıyorum. Ülkem için yazıyorum; bana nefes alma, karın doyurma, iş bulma, ailemi, beni ve kaybettiklerimi barındıran toprağı sahiplenme, maddi ve manevi olanaklarından yararlandırma hakkı tanıyan ülkem için... Canım Yurdum için… Eksikler, hatalar, yanlışlar, bütün ülkelerde olduğu gibi bizde de yok sayılmaz ama bunlar giderilebilir. Doğru bildiklerim, insanlığın doğru bildikleridir; bu yüzden buluncum* rahat! Bir düşüncemle, küçük de olsa bir göstermemle, birisine kılavuz olabilmişsem gönlüm de rahat! Hiçbir zaman oturulan koltuktan güç alınmamalı; sürekli, oturulan koltuğa güç verilmeli! Böylece hangi koltuk olduğunun fark etmeyeceği bir yana bıraktığınız koltukların da oturulmaya değer olmasını ve oturana yardımcı olmasını sağlamış olursunuz. Şu iki anlatımı her zaman duymalı, çok şükür Tanrıma, demelisiniz: “ Sizden çok şey öğrendik; sizden öğrendiklerimizi bize kimse öğretmedi! Allah sizden razı olsun… ” Yazarak ya da bir şeyler yaparak bıkmadan devam etmek gerekir çünkü o koltuklar 23 Nisan Çocuklarımızın, 19 Mayıs Gençlerimizindir… Canım Türkçem için yazıyorum; O kadar güzel bir dilimiz var ki! Çok renkli, türetilebilen, eş anlamlılık ve çok anlamlılık bakımından oldukça varsıl, doğal sımsıcak melodisiyle kendiliğinden oluşmuş kelimeleriyle, düşüncenin doruğuna çıkabileceğimiz bir anadile sahibiz. Düşüncenin dili yetkinleştirdiği bir gerçektir ama düşünebilmemizin asıl etkeni dildir! Dile ne kadar egemenseniz, o kadar düşünebilirsiniz. Ancak düşününce bulabilir, ancak o zaman çözüm üretebilirsiniz. Üreten durumuna geçince de rahatlarsınız çünkü başarmışsınızdır. Başarının eşsiz doyurganlığı, hiçbir şeyde yoktur! Düşünmek ve düşündürmek için yazıyorum. Örnek olabilmek için yazıyorum; örnek olabilmek için çok çalışıyor, hata ve yanlış yapmamaya gayret gösteriyorum. Bu sayede kısa konuşmayı değil ama kısa yazmayı öğrendim! Düşünmeyi öğrendim. Bunların sonucu kelime hazinemi çoğaltmaya çabalıyorum ki anlam yoğunluğu yaşayayım ve daha fazla kelime kullanabileyim. On bir fiziksel sözlüğüm var. TDK’ nınki başta olmak üzere bir sürü de sanal sözlüğüm! Bir o kadar da olmazsa olmaz İmlâ Kılavuzum ya da daha Türkçe söylenişiyle Ana Yazım Kılavuzum var. Sözlük okuduğumda, sözlükte yer almayan veya büsbütün yeni kelimeleri Türkçeme kazandırmak için Türk Dil Kurumu’ na, Dil Derneği’ nin görüşlerine gönderdiğimde çocuk gibi sevinmem, karşıt ve eşanlamlılarla on sekizindeymişimcesine oynaşmam da cabası! Yazmanın bana yüksek tat verdiği anlardan birisi de başlığın çıktığı andır. Çok lezzetli meyve veren ağacınıza ad koyarken yaşadığınız kutsallık gibi bir şey! Adlarla oyun da oynarsınız; böyle nasıl, seviyeli mi, konuyla ilgili mi, çılgın mı, amaca uzak mı, o ne anlar, müziği kulağa hoş geliyor mu? … Sanki yazıyı başlıklar yazdı; yazacak! Sizler için yazıyorum; insanoğlu ikili ( stereo ) yaratılmıştır. Birbirimize ihtiyacımız var… Aynı yılgınlıkları, aynı şanssızlıkları, aynı havayı, aynı suyu, aynı kaderi paylaştıklarım için yazıyorum. Yazılardan, okunanlardan birbirlerini çok iyi tanıyanlar; sunulan yaşamı özveriyle sürenler; gerektiğinde konuştukları gibi hareket edenler; düşleri, özlemleri, gönülleri bir sizler için yazıyorum. Matematiğe inat, paylaşarak çoğalmak için yazıyorum. Yeri gelmişken, bizi gönüldaş yapan “ Birbirinden Değerli Yorumlarınız ” için en içten teşekkürlerimi lütfen kabul edin. Ayırım yaparak, “ Siz ” in anlamını parçalamak amacında değilim ama yalnızca, sürekli yorum yapan sizlerden birisine söylenen bir tanesi, yazılarımı, amaçlarımı, kelimelerimi, duygularımı, kısaca olduğu gibi beni ve her şeyi bütünüyle içinde barındırıyor! " Alp Bey karşısında biri varmış gibi gülümsüyor yazılarında…" Yükleyin yükleyebildiğiniz kadar anlam; gülümsemek ve gülümsetmek için yazıyorum ve bu sizler var olduğunuzda daha da anlam kazanıyor. Tekrar teşekkür ederim; karşımda ve yanımda olduğunuz için…
İnsan Olmanın Lezzeti... CLXIV' te buluşana dek, en iyilerle kalın. İlk not: En son ne zaman, ey sevgili neredesin dediniz? |
:
Alp
ARPAD,
İstanbul, 07 Eylül 2008 Pazar 11:10
Diğer bir
"
İOL... " için